Türk mitolojisi, Sibirya'dan Orta Asya'ya, oradan Anadolu'ya uzanan geniş bir coğrafyada farklı Türk boylarının binlerce yıl boyunca oluşturduğu inanç, tanrı, ruh ve destan geleneğinin bütünüdür. En ayırt edici yanı, bir tanrı öyküleri toplamı olmaktan çok yaşanan bir inanç düzeni olmasıdır. Doğanın her köşesi iye denen koruyucu ruhlarla doludur. Bu ruhlar dünyasıyla ilişki, âlemler arasında yolculuk eden ve Türkçede kam denen din adamı aracılığıyla kurulur.
Sibirya ve Altay: Kökler ve Kam Geleneği
Geleneğin en eski ve doğayla en iç içe katmanıdır. Odağında yaratılış destanları, evrenin gök, yeryüzü ve yeraltı biçimindeki üç katmanlı yapısı ve kam törenleri vardır.
Bu üç katı birbirine bağlayan, kökü aşağıya inip tepesi göğe çıkan yaşam ağacı Ulukayın'dır. Göğün ekseni ise yerinden kımıldamayan yıldız Demirkazık sayılır. Ölenin gideceği yer de bu düzene göre ayrılır. İyilerin gittiği gök ülkesine Uçmağ, yeraltındaki ölüler ülkesine Tamu denir.
Bu evrenin başında yüce ata Kayra Han durur. Göğün iyilikçi tanrısı Ülgen ve kardeşleri ondan gelir. Dünyayı ve insanı asıl yaratan Ülgen'dir. İlk suların anası Ak Ana derinlerden yükselip ona yaratma ilhamını verir. Ülgen'in karşısında ise yeraltının ve kötülüğün tanrısı Erlik Han durur. İki kardeşin karşıtlığı evrenin dengesini kurar. Ölenin canını almakla görevli Aldacı da yeraltına bağlı sayılır. Doğum ve bereketi koruyan ana tanrıça Umay Ana ise bu katmandan Orta Asya'ya kadar süregelen en yaygın figürdür.
Bu inançta doğa yalnız tanrılarla değil, sayısız iye ile de doludur. Her ırmağın, gölün, dağın, ormanın ve ocağın kendi iyesi vardır. Suların sahibi Su İyesi, ateşin ve ocağın koruyucusu Od Ana, rüzgârı yöneten Yel Ana bunların en bilinenleridir. İnsan bu ruhlarla karşılıklılık içinde yaşamak zorundadır. Onları gücendirmek uğursuzluk, hoş tutmak bolluk getirir.
Orta Asya: Destanlar ve Devletleşme
Türk boylarının bozkırda göçebe imparatorluklar kurduğu bu dönem, mitolojinin daha kahramanlık odaklı yüzüdür. Artık sahnede tanrılardan çok efsanevi liderler ve kutsal hayvanlar vardır. Kanatlı at Tulpar ile gölgesi kimin üstüne düşerse ona baht getiren Hüma bunların en tanınmışlarıdır. Anlatıların derdi soyun kökeni, boyun bağımsızlığı ve zor zamanda devleti ayakta tutan ilahi müdahaledir.
Bu düzende hükümdarın yönetme hakkı kendisinden gelmez. Tengri ona kut bağışladığı için tahta oturur, kut geri alındığında da yetkisi biter. En tanınmış efsanevi hükümdar, dört bir yönü fetheden Oğuz Kağan'dır.
Dönemin belkemiği, boyun kökenini ve kurtuluşunu anlatan destanlardır. Türeyiş destanında soy, Tengri'ye yakarılmasının ardından gökten gönderilen bir kurt ile hükümdarın kızının birleşmesinden türer. Burada kurt baba yerindedir. Bozkurt destanında ise durum tersine döner ve soyu sürdüren, yaralı çocuğu emzirip büyüten dişi kurt Aşina'dır. Ergenekon destanı bir türeyiş değil bir çıkış anlatısıdır. Yok olmanın eşiğindeki boy, çevresi dağlarla kapalı bir vadiye sığınır ve çoğaldıktan sonra bir demir dağı eritip dışarı çıkar. Kimi anlatımlarda yolu gösteren de kutsal kurt Gökbörü'dür. Yol gösteren kurt ve soyu kutsayan ışık, bu anlatıların ortak simgeleridir.
Anadolu: Sentez ve Folklor
Türk boylarının batıya göçüyle taşınan gelenek, Anadolu'daki yerel motiflerle harmanlanarak zengin bir halk kültürüne dönüşür. Odağında masallar, halk inancındaki tekinsiz varlıklar ve destansı kahramanlar vardır. Lohusayla bebeğini basan Albıs, ıssız yerlerde dolaşan Gulyabani ve kışın en soğuk günlerinde gelen Karakoncolos bu varlıkların en bilinenleridir. Albıs'ın yol açtığı hastalığın adı ise Albastı'dır.
Bu dönemin destan geleneği, eski Oğuz boy yaşantısının Anadolu'daki yankısı olan Dede Korkut Hikâyeleri ile halk kahramanı Köroğlu anlatılarında yaşar.
Dede Korkut kitabı, her birine boy denen on iki ayrı hikâyeden oluşur. Oğuz beylerinin başında Salur Kazan durur. Boyların en uzunu Bamsı Beyrek'in on altı yıllık tutsaklıktan dönüp kendi düğününe yetişmesini, en tanınmışı ise Basat'ın tek gözlü dev Tepegöz'ü öldürmesini anlatır. Ölümle pazarlığa girişen Deli Dumrul da bu hikâyelerin kişilerindendir.
Köroğlu ise babasının gözlerini oydurtan Bolu Beyi'nden öcünü almak için dağa çıkar. Atı Kırat ile yerleştiği Çamlıbel'de kurduğu kaleye, kendisi gibi haksızlığa uğramış yiğitler toplanır.
Kaynaklar ve Çeşitlilik
Türk mitolojisi Altay, Yakut, Tuva, Kazak, Kırgız, Oğuz gibi birçok topluluğun yüzyıllara ve geniş bir coğrafyaya yayılmış anlatılarından derlenmiştir. Bu yüzden aynı varlığın adı, işlevi ve öyküsü bölgeden bölgeye değişebilir. Buradaki maddeler bu çeşitliliği olabildiğince koruyarak sunulur.