Yunan mitolojisinde çobanların, sürülerin ve insan elinin değmediği yaban yerlerin tanrısıdır. Belden yukarısı insan, belden aşağısı keçidir. Başında boynuz, çenesinde sakal taşır.
Olimpos'ta yeri yoktur. Yurdu, Yunanistan'ın dağlık ve kapalı bölgesi Arkadya'dır ve tapımı oradan yayılmıştır. Öbür tanrıların tersine tapınakta değil, mağarada ve pınar başında anılır.
Görünüşü ve Çevresi
Keçi ayakları ve boynuzları onu tanrılardan çok tanrı olmayan varlıklara yaklaştırır. Aynı görünüş, şarap tanrısı Dionisos'un çevresinde dolaşan Satir'lerde de vardır ve sonraki anlatılarda Pan da bu kalabalığın içinde gösterilir. Öykülerinin büyük bölümü Nimfe kovalamacası üzerine kuruludur ve kaçan çoğu zaman biçim değiştirerek kurtulur.
Soyu
Kaynaklar soyu konusunda birleşmez. En yaygın anlatıya göre babası ulakların tanrısı Hermes, anası bir Nimfe'dir. Homeros'a bağlanan ilahide ana, Driops adlı birinin kızıdır.
Başka kaynaklarda anası olarak Penelope gösterilir, kimi kaynak da babayı Apollon sayar. Penelope adının burada geçmesi zaman bakımından tutmaz, bu yüzden onun aynı adı taşıyan başka biri olabileceği düşünülür.
Panik
En bilinen yanı, ıssız yerlerde insanın üzerine sebepsiz bir dehşet salmasıdır. Öğle sıcağında uyuduğuna ve uykusundan edilirse bağırdığına inanılır. O bağırışın yol açtığı ansızın gelen korkuya onun adı verilmiştir. Bugün kullanılan panik sözcüğü buradan gelir. Korkunun kaynağı bir canavar değil, tenhalığın kendisidir.
Bu inancın en somut izi bir savaşa bağlanır. Herodotos, Atinalıların yardım istemek için Sparta'ya koşturduğu ulağın yolda Pan ile karşılaştığını yazar. Tanrı ulağa adıyla seslenir ve Atinalılara dostça davrandığı halde neden kendisine ilgi göstermediklerini sorar. Savaşın kazanılmasından sonra Atinalılar buna inanır, Akropolis'in eteğinde ona bir kutsal yer ayırır ve her yıl kurban ile meşale koşusu düzenlerler. Düşmanın bozguna uğramasını da onun saldığı korkuya bağlarlar.
Sirinks ve Kaval
Adına bağlanan en tanınmış anlatı çalgısının nasıl ortaya çıktığını anlatır. Irmak tanrısının kızı olan Nimfe Sirinks, Pan'dan kaçarken kız kardeşlerine yalvarır ve kamışa dönüştürülür.
Kamışlığa varan tanrı hangisinin o olduğunu ayırt edemez. Kestiği kamışları boydan boya kısalan bir sırayla yan yana bağlayıp bir çalgı yapar. Kaç parça olduğu kaynaklara göre değişir, yedi ya da dokuz denir. Çalgı, kaçan kızın adıyla anılır. Kovalamacanın sonunda ele geçen, kaçanın kendisi değil ondan çıkan ezgidir.
Pitis ve Ekho
Sevdiği ikinci Nimfe olan Pitis de ondan kaçarken çam ağacına dönüşür. Başka bir anlatımda araya kuzey rüzgârının tanrısı Boreas girer, kızı bir kayalıktan aşağı atar ve ona acıyan toprak ana Gaia onu çam yapar.
Ekho ile arasındaki anlatı daha karanlıktır. Şarkı söyleyip dans eden bu Nimfe onu geri çevirince tanrı öfkelenir ve peşindekilere kızı öldürtür. Parçaları yeryüzüne dağılır, ama sesi ortadan kalkmaz. Ekho'nun bugün yalnızca duyduğu son sözleri yineleyebilmesi bununla açıklanır.
Daha çok bilinen anlatıda ise Ekho, kendini beğenmiş Narkissos'un peşinden gider ve karşılık göremeyince eriyip yalnız sese dönüşür. İkisinde de geriye yalnız ses kalır.
Apollon ile Yarışma
Çalgısıyla övünüp Apollon'a karşı bir müzik yarışmasına girdiği anlatılır. Yargıçlık eden dağ tanrısı Tmolos, kavala karşı liri üstün bulup zaferi Apollon'a verir. Karardan hoşnut olmayan tek kişi orada bulunan kral Midas'tır. Yargının haksız olduğunu söyleyince Apollon onun kulaklarını eşek kulağına çevirir.
Yarışmanın asıl kahramanı Pan değildir. Daha eski biçiminde Apollon'un karşısına çıkan, yenilince derisi yüzülen satir Marsias'tır. Pan'ın onun yerine geçtiği ve derinin yüzülmesinin anlatıdan düştüğü biçim, Ovidius gibi geç dönem yazarlarında görülür. İki anlatı birbirine karıştırılmamalıdır.
Adı ve Ölümü
Adı Yunancada her şey anlamına gelen sözcüğe benzer ve eski çağlardan başlayarak bu benzerliğe dayanan açıklamalar yapılmıştır. Homeros'a bağlanan ilahide, doğduğunda bütün tanrıları sevindirdiği için bu adı aldığı söylenir. Bu sonradan üretilmiş bir halk yorumudur. Bugünkü dilbilim adı, korumak ve otlatmak anlamındaki eski bir köke bağlar. Yani ad tanrının evreni kapsadığını değil, çoban olduğunu söyler.
Yunan tanrıları arasında öldüğü anlatılan tek tanrıdır. Plutarkhos'un aktardığı öyküye göre bir gemi kıyıya yaklaşırken Tamus adlı denizciye seslenilir ve varacağı yerde büyük Pan'ın öldüğünü duyurması istenir. Denizci söyleneni yapınca kıyıdan inleme ve ağlama sesleri yükselir. Adının her şey sözcüğüne benzemesi, bu öyküye sonradan başka anlamlar yüklenmesine yol açmıştır. Anlatının kendisi ise eski tapımın çekilişinin duyurusu gibi okunur.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Issız yerin sahibi olan ve oradan geçene korku salan varlık başka geleneklerde de vardır. Türk anlatısındaki Arçura ormanın sahibidir, hem orayı gözetir hem oranın tehlikesidir. Şürele ormanda yürüyeni yolundan eder, Gulyabani ise ıssız yerde yolcunun karşısına dikilir. Japon anlatısındaki Tengu de dağda yürüyeni şaşırtır.
Pan'ı bunlardan ayıran, bir sahip değil bir tanrı olmasıdır. Arçura'ya tapılmaz, yalnızca ondan izin istenir. Pan'a ise kurban sunulur, adına mağara ayrılır ve bir savaşın kazanılması ona bağlanır. Aynı korku, bir yerde yer ruhuna, öbüründe tanrıya bağlanmıştır.