söylence
/nors
_

Nors Mitolojisi

Nors mitolojisi, İskandinav ve Cermen halklarının tanrılarını ve evren tasavvurunu anlatan gelenektir. Bugün bildiklerimizin çoğu, Orta Çağ'da İzlanda'da yazıya geçirilen Edda adlı derlemelere dayanır. En ayırt edici yanı, kaçınılmaz bir kader anlayışıdır. Bu dünyada tanrılar bile ölümlüdür ve sonlarının geleceğini önceden bilirler.

Buz ve Ateşten Yaratılış

Başlangıçta Ginnungagap denen büyük boşluk, bir yanda buz bir yanda ateşle çevriliydi. Bu ikisinin karşılaşmasından ilk dev İmir doğar. Tanrılar İmir'i öldürüp bedeninden dünyayı biçimlendirir. Etinden toprak, kanından deniz, kemiklerinden dağlar olur.

Evren, dokuz dünyayı dallarında ve köklerinde taşıyan dev dişbudak ağacı İgdrasil çevresinde düzenlenir. Ağacın üç kökünün dibinde birer kaynak bulunur. Bunlardan Urd kuyusunun başında, kaderi eğiren üç Norn oturur ve tanrılar bile bu üç kadının eğirdiği ipin dışına çıkamaz.

Asir ve Vanir

Nors tanrıları Asir ve Vanir adlı iki ayrı soydan gelir. İki soy başlangıçta birbiriyle savaşmıştır. Savaş kesin bir yenilgiyle değil barışla bitmiş, barışın koşulu olarak iki taraf birbirine rehine vermiştir. Vanir soyundan gelen bereket tanrısı Freyr, babası deniz tanrısı Nyörd ve kız kardeşi Freya bu yüzden Asir'lerin arasında yaşar. Yanlarında kendi soylarına özgü büyü bilgisini de getirmişlerdir.

Asir'lerin başında, bilgelik uğruna bir gözünü kuyuya bırakan ve bilgi için kendini İgdrasil'e asan baştanrı Odin bulunur. Yurtları gök ülkesi Asgard'dır. Gök gürültüsünün ve koruyuculuğun tanrısı Tor, Odin'in eşi Frigg ve ışığın tanrısı Baldur bu soydandır. Gökkuşağı köprüsü Bifrost'u bekçi tanrı Heimdall korur.

Aralarındaki en karmaşık figür Loki'dir. Ne tam tanrı ne tam devdir. Kılık değiştirir, tanrıları içine düştükleri çıkmazlardan kurtarır ve sonunda onları yıkıma götüren de o olur.

Loki'nin Çocukları

Dünyanın sonunu getirecek üç varlık Loki'nin soyundandır. Dev kurt Fenrir tanrıların yanında büyütülür, tehlikesi anlaşılınca bir bağla bağlanır ve bunu yaparken tanrılardan biri elini yitirir. Dünyayı çevreleyen yılan Yörmungandr denizin dibinde kendi kuyruğunu ısırarak yatar. Kızı Hel ise ölüler ülkesinin başına geçirilir.

Bu üçü, Nors anlatısının en kendine özgü düşüncesini taşır. Felaket dışarıdan gelmez, tanrıların kendi aralarında büyür.

Ölüler ve Kader

Ölen herkes aynı yere gitmez. Savaşta düşenleri savaş alanından Valkürler seçip alır. Bunların yarısı Odin'in salonu Valhalla'ya, yarısı Freya'nın yurduna gider. Hastalıktan ve yaşlılıktan ölenler ise Hel'in yönettiği soğuk ve karanlık ülkeye iner. Oraya açılan yolu, göğsü kana bulanmış köpek Garm bekler.

Valhalla'ya alınanlar boş oturmaz. Her gün dövüşür, her akşam yaraları kapanır ve şölene otururlar. Bütün bu hazırlık, dünyanın son gününde tanrıların yanında savaşmak içindir. Nors düşüncesinde öbür dünya bir ödül değil, bir bekleyiştir.

Ragnarök

Bu dünyanın sonu baştan bellidir. Baldur'un Loki'nin hilesiyle öldürülmesi, sonun başlangıcı sayılır. Tanrılar onu geri almak için Hel ile pazarlık eder. Kraliçenin koşulu, bütün varlıkların onun için ağlamasıdır. Tek bir varlık ağlamadığı için pazarlık bozulur. Karısı Nanna da kederinden ölür ve onunla birlikte yakılır.

Ragnarök denen son savaşta gökte güneşi ve ayı kovalayan kurtlar sonunda onlara yetişip yutar ve dünya karanlığa gömülür. Heimdall borusunu çalar. Tanrılar, devler ve canavarlar karşı karşıya gelir. Zincirinden boşanan Fenrir baştanrı Odin'i yutar. Tor, Yörmungandr'i öldürür ama yılanın püskürttüğü zehir yüzünden birkaç adım atıp yıkılır.

Sonunda her şey yanar ve dünya sulara gömülür. Yine de anlatı burada bitmez. Sulardan yeni ve temiz bir toprak yükselir, sağ kalan birkaç tanrı geri döner ve İgdrasil'in içinde saklanmış bir çift dışarı çıkarak insan soyunu yeniden başlatır. Kader burada da işler. Son bile bir bitiş değil, çevrimin bir halkasıdır.

Paylaş

Bu sayfa paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.