Işığın, güzelliğin ve iyiliğin tanrısıdır. Odin ile Frigg'in oğludur ve tanrıların en sevilenidir. Öyle parlak ve güzeldir ki ondan ışık yayıldığı söylenir. Eşi Nanna, oğlu ise adaletin tanrısı Forseti'dir.
İyiliğin ve saflığın simgesi olması, onu Kuzey mitolojisinde bir denge unsuru yapar. Ölümü, tanrılar çağının sonunun, yani Ragnarök'ün başladığının ilk ve en ağır işareti sayılır.
Konağının adı Breydablik, yani geniş parıltıdır; oraya hiçbir kirli şeyin giremediği söylenir. Adaletiyle anılır, verdiği hükümlerin hiç bozulmadığı ama hiçbirinin de yerine gelmediği gibi anlaşılması güç bir söz de ona yakıştırılır.
Uğursuz Düşler
Baldur, kendi ölümünü haber veren kâbuslar görmeye başlayınca tanrılar telaşa kapıldı. Annesi Frigg, oğluna zarar gelmesini önlemek için dünyadaki her şeyden ona zarar vermeyeceğine dair yemin aldı: ateşten, sudan, demirden, taştan, hastalıklardan, hayvanlardan ve ağaçlardan. Yalnızca ökseotunu, henüz çok genç olduğu gerekçesiyle önemsiz görüp atladı.
Bir anlatıda Odin, oğlunun düşlerinin ne anlama geldiğini öğrenmek için ölüler ülkesine iner ve mezarından bir bilici kadını uyandırıp ona sorar. Aldığı yanıt, aşağıda Baldur için bir yerin çoktan hazırlandığıdır. Baba, ölümü önleyemeyeceğini böyle öğrenir.
Hiçbir şey ona zarar veremediği için tanrılar bunu bir oyuna çevirdi: Baldur'a silah ve nesneler fırlatıyor, hepsi ona değmeden ya da zarar vermeden geri dönüyordu. Bu dokunulmazlık, onun kutlu doğasının bir gösterisiydi.
Ölümü
Loki, ökseotunun yemin ettirilmediğini Frigg'den öğrendi. Ökseotundan bir dal hazırladı ve onu, oyunun dışında duran kör tanrı Höd'ün eline verdi; nişan almasına da yardım etti. Höd'ün fırlattığı dal Baldur'a saplandı ve tanrı oracıkta öldü.
Bu ölüm, tanrılar arasında ilk kez bir tanrının bir başkasının eliyle öldüğü andır. Kötülük artık dışarıdan gelen devlerden değil, sofraya oturan birinden gelmektedir; Loki'nin tanrılarla arasındaki bağın kopması da bu olayla başlar. Suç işleyen elin kör olması ise anlatının en acı yanıdır: kardeşini öldüren, ne yaptığını görmeyendir.
Cenazesi, gemilerin en büyüğü olan Hringhorni'nin üzerinde yakıldı. Ağır gemiyi denize itmek için bir dev kadın çağrıldı. Baldur'un eşi Nanna kederinden ölüp onun yanına, ateşe kondu; Odin da değerli altın halkasını cenaze ateşine bıraktı.
Yakılmadan önce Odin'in eğilip oğlunun kulağına bir şey fısıldadığı anlatılır. Ne söylediğini kimse bilmez; bu soru, Kuzey anlatılarında yanıtı olmayan bilmecelerin en tanınmışıdır.
Öcünün Alınması
Odin, oğlunun öcünü alacak birini dünyaya getirmek için bir dev kızıyla birleşir. Doğan çocuk bir gecede büyür; saçını taramadan, elini yıkamadan yola çıkar ve Höd'ü öldürür.
Bu anlatı, öcün Kuzey töresindeki yerini gösterir: kan davası ertelenmez ve kasıtsız işlenmiş olması suçu ortadan kaldırmaz. Aynı zamanda Baldur'un ölümünün onarılamazlığını da anlatır — öç alınır, ama ölen geri gelmez.
Yeraltından Dönme Çabası
Tanrılar Baldur'u geri getirmek için ölüler ülkesine bir ulak gönderdi; bu görevi üstlenen, Odin'in sekiz ayaklı atına binip dokuz gece boyunca karanlık vadilerden geçen bir başka oğludur. Yeraltının hükümdarı Hel, bir koşul öne sürdü: dünyadaki bütün canlılar ve cansızlar Baldur için ağlarsa onu bırakacaktı. Ulaklar her yere gitti; taşlar, ağaçlar, hayvanlar, herkes onun için ağladı.
Yalnızca bir mağarada oturan bir dev kadın ağlamayı reddetti ve Hel neyi tutuyorsa onda kalsın dedi. Bu dev kadının kılık değiştirmiş Loki olduğu anlatılır. Böylece tek bir varlığın gözyaşı dökmemesi yüzünden Baldur yeraltında kaldı.
Ragnarök Sonrası
Baldur'un ölümü kesin bir son değildir. Ragnarök'te eski dünya yıkılıp yenisi doğduğunda, Baldur ölüler ülkesinden geri döner. Onu öldüren kör kardeşi Höd ile birlikte yeni dünyaya çıkar ve hayatta kalan tanrılarla buluşur. Bu dönüş, yıkımın ardından gelen umudu ve yeniden doğuşu simgeler.
İki kardeşin birlikte dönmesi, yeni dünyanın eski hesapları taşımayacağı anlamına gelir. Öldüren ile öldürülen yan yana durur; Kuzey anlatısı, bitmeyen öç zincirinin ancak dünyanın yenilenmesiyle kırılabileceğini böyle söyler.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Ölen ve yeraltından dönmesi beklenen tanrı, birçok gelenekte bulunur. Mısır'da kardeşi Set tarafından öldürülen Osiris, ölüler ülkesinin kralı olarak yeniden dirilir; orada da ölüm bir aile içi ihanetle gelir. Sümer'de Dumuzi yeraltına iner ve yılın bir bölümünü orada geçirir; dönüşü doğanın canlanmasıyla birlikte anılır.
Baldur'u bunlardan ayıran, dönüşünün mevsimlik değil bir kereye özgü olmasıdır. Osiris ve Dumuzi düzenin sürmesini sağlar; Baldur ise ancak düzen büsbütün yıkıldıktan sonra geri gelir. Bu yüzden onun ölümü bir mevsim değil, bir çağın sonudur.