söylence
/mısır
_

Mısır Mitolojisi

Mısır mitolojisi, Nil boyunca üç bin yılı aşkın süre yaşamış bir uygarlığın tanrı ve öte dünya inançlarının bütünüdür. En ayırt edici yanı, ölüme ve ölümden sonraki hayata verdiği eşsiz önemdir. Çoğu tanrısı insan bedenli ama hayvan başlıdır ve kral, yani firavun, yeryüzündeki tanrı sayılır. Tek bir kutsal kitabı yoktur. Bilinenler tapınak duvarlarına, mezar odalarına ve tabutlara yazılmış metinlerden derlenmiştir.

Sulardan Yükselen Yaratılış

Başlangıçta yalnızca Nun denen sonsuz, karanlık ve durgun sular vardı. Bu sulardan yükselen ilk toprakta yaratıcı tanrı Atum kendi kendini var etti. Atum ilk çifti, hava tanrısı Şu ile nem tanrıçası Tefnut'u kendinden meydana getirdi. Onlardan yeryüzü tanrısı Geb ile gök tanrıçası Nut, onlardan da Osiris ve kardeşleri doğdu. Böylece dokuz tanrılı Heliopolis düzeni kuruldu.

Bu tek anlatı değildir. Memfis kentinde yaratıcı tanrı Ptah'tır ve dünyayı elleriyle değil, yüreğinden geçirip diliyle söyleyerek var eder. Mısır düşüncesi bu anlatıları birbirinin yerine koymaz, yan yana taşır.

Maat ve Düzen

Mısır inancının bütün yapısı Maat denen kavram üzerine kuruludur. Maat doğruluk, denge ve düzendir. Aynı zamanda başında devekuşu tüyü taşıyan bir tanrıçadır. Karşısında düzensizliği ve haksızlığı karşılayan bir kavram durur ve evren bu ikisinin çekişmesiyle ayakta kalır.

Firavunun görevi ülkeyi büyütmek değil, Maat'ı korumaktır. Nil'in zamanında taşması, güneşin doğması ve mahkemelerin adil işlemesi aynı düzenin parçalarıdır.

Güneşin Yolculuğu

Mısır dininin kalbinde güneş tanrısı Ra yatar. Ra gündüz kayığıyla gökte yol alır, akşam batıdan yeraltına iner ve gece boyunca ölüler ülkesinden geçerek her sabah doğudan yeniden doğar. Bu yüzden güneş, düzenin ve yaşamın sürekliliğinin simgesidir.

Gece yolculuğu tehlikesiz değildir. Kayığın yolunu her gece kaos yılanı Apofis keser. Yılanı mızrağıyla püskürten, teknenin burnunda duran fırtına tanrısı Set'tir. Mısır düşüncesinde düzen, kendi içindeki şiddeti bir yere yönelterek korunur. Apofis hiçbir gece büsbütün öldürülmez, yalnızca geri püskürtülür.

Ra'nın öfkesini taşıyan aslan başlı Sekhmet, yazının ve hesabın tanrısı Tot ve sevginin, müziğin tanrıçası Hator onun dünyasının önemli tanrılarıdır. Sonraki dönemde Teb kentinin tanrısı Amon ile Ra birleştirilmiş, ülkenin en güçlü tanrısı bu iki adı birden taşımıştır.

Osiris, İsis ve Horus

Mısır anlatısının belkemiği tek bir aile öyküsüdür. Ülkenin ilk kralı Osiris, insanlara tarımı ve yasayı öğreten adil bir hükümdardır. Kardeşi Set onu kıskanır, boyuna göre yaptırdığı süslü bir sandığa yatırmaya kandırıp içine kapatır ve sandığı Nil'e bırakır.

Eşi ve kız kardeşi İsis bedeni bulur, ama Set bu kez ölüyü parçalara ayırıp ülkenin dört bir yanına dağıtır. İsis kız kardeşi Neftis ile birlikte parçaları tek tek toplar ve büyüyle kocasını geçici olarak diriltir. Bu diriliş sırasında Horus'u doğurur. Osiris dünyaya dönmez, ölüler diyarının kralı olur.

Büyüyen Horus tahtı ister ve dava tanrılar kuruluna taşınır. Yargılama seksen yıl sürer. Kavgada Set, Horus'un gözünü söküp parçalar. Gözü toplayıp onaran Tot olur ve onarılmış göz Mısır'ın en yaygın koruyucu simgesi hâline gelir. Dava sonunda Horus'un lehine biter. Ekili toprak ve krallık ona, çöl Set'e kalır. Bu anlatı, hükümdarlığın kaba güçle değil hukukla ve soy hakkıyla kazanıldığını söyler.

Ölüm ve Yargı

Hiçbir mitoloji ölüme Mısır kadar önem vermemiştir. Bunun sebebi ölümden sonra yaşamanın bedene bağlı sayılmasıdır. Mısır düşüncesinde insan tek parça değildir. Doğumda verilen yaşam gücüne ka, kişiyi kişi yapan yanına ba denir ve ölünün bunları yeniden birleştirebilmesi için bedenin çürümemesi gerekir. Mumyalama, adakların sürdürülmesi ve adın anıtlardan silinmemesi hep bu yüzden önemlidir.

Mumyalamayı yürüten ve mezarı koruyan çakal başlı tanrı Anubis'tir. Ölüyü yargı salonuna getiren de odur. Törenin merkezinde kalbin tartılması vardır. Ölünün kalbi terazinin bir kefesine, Maat'ın tüyü öbür kefesine konur. Tot sonucu yazıya geçirir. Terazi dengede kalırsa ölü Osiris'in ülkesine kabul edilir, kalp ağır basarsa terazinin yanında bekleyen canavara verilir ve bir daha var olmaz.

Ölünün bu yolculukta yanına konan büyü ve dua derlemesine bugün Ölüler Kitabı denir. Kabul edilenin vardığı yer ise kamışlık ülkesidir. Orada Nil boyunun aynısı bir toprak, aynı tarlalar ve aynı hasat vardır. Mısırlının umduğu başka bir dünya değil, bu dünyanın hiç bitmeyen biçimidir.

Firavun ve Tapınak

Tahtta oturan her firavun yaşayan Horus sayılırdı. Ölen kral Osiris'e, yerine geçen oğlu Horus'a dönüşürdü. Böylece taht kavgası anlatısı her hükümdar değişiminde yeniden yaşanan bir düzenin açıklaması olurdu.

Tapınak bir toplanma yeri değil, tanrının eviydi. İç odada tanrının heykeli dururdu ve oraya yalnız rahipler girerdi. Heykel her gün yıkanır, giydirilir ve önüne yemek konurdu. Halk tanrısını ancak bayramlarda, heykel bir kayıkla dışarı çıkarıldığında görebilirdi. Her kentin kendi baş tanrısı vardı. Heliopolis'te Ra, Memfis'te Ptah, Teb'te Amon, Dendera'da Hator evinde sayılırdı.

Paylaş

Bu sayfa paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.