Mısır mitolojisi, Nil boyunca üç bin yılı aşkın süre yaşamış bir uygarlığın tanrı ve öte dünya inançlarının bütünüdür. En ayırt edici yanı, ölüme ve ölümden sonraki hayata verdiği eşsiz önemdir. Çoğu tanrısı insan bedenli ama hayvan başlıdır ve kral, yani firavun, yeryüzündeki tanrı sayılır.
Sulardan Yükselen Yaratılış
Başlangıçta yalnızca Nun denen sonsuz, karanlık sular vardı. Bu sulardan yükselen ilk toprakta yaratıcı tanrı Atum kendi kendini var etti. Atum ilk çifti, hava tanrısı Şu ile nem tanrıçası Tefnut'u kendinden meydana getirdi. Onlardan yeryüzü tanrısı Geb ile gök tanrıçası Nut, onlardan da Osiris ve kardeşleri doğdu. Böylece dokuz tanrılı Heliopolis düzeni kuruldu.
Güneş ve Krallık
Mısır dininin kalbinde güneş tanrısı Ra yatar. Ra her gün gökte yol alır, geceleri yeraltından geçip her sabah yeniden doğar. Bu yüzden güneş, düzenin ve yaşamın sürekliliğinin simgesidir. Ra'nın öfkesini taşıyan aslan başlı Sekhmet ve bilgelik tanrısı Thoth onun dünyasının önemli tanrılarıdır. Firavun ise gökyüzü tanrısı Horus'un yeryüzündeki karşılığı, tanrıların soyundan gelen kral sayılırdı.
Ölüm ve Ahiret
Hiçbir mitoloji ölüme Mısır kadar önem vermemiştir. Bunun merkezinde Osiris'in öyküsü vardır. Kardeşi Set tarafından öldürülen Osiris, eşi İsis'in çabasıyla dirilir ve ölüler diyarının kralı olur. Ölen her insanın bu diyarda yargılandığına, kalbinin bir tüyle tartıldığına ve doğru yaşamış olanların sonsuz yaşama kavuştuğuna inanılırdı.