Çok başlı, insan ve hayvan yiyen dev bir canavardır. Ağırlıkla Altay ve Güney Sibirya Türklerinin anlatılarında geçer. Baş sayısı kaynaktan kaynağa değişir; çoğunlukla yedi ya da on iki başlı olarak betimlenir. Adı bölgeye göre Celbegen, Jelbegen ve Yelbögön gibi biçimlerde söylenir.
Yeraltı ve kötülük dünyasına ait bir varlık sayılır; kimi anlatılarda yeraltının hükümdarı Erlik ile ilişkilendirilir. Sürüleri ve insanları yediği, geçtiği yeri kuruttuğu anlatılır. Bu yönüyle ejdere benzeyen Yutpa ve Abra gibi yıkıcı yaratıklarla aynı çevreye aittir.
Ay ve Güneşi Yutması
En bilinen özelliği, gökteki Ay'ı ve Güneş'i yutmaya çalışmasıdır. Ay ya da güneş tutulması, bu canavarın onları yakalayıp yutmasıyla açıklanır; gökyüzünün kararması, Yelbegen'in ışığı bir süreliğine yok etmesidir.
Tutulma sırasında halkın davul çalıp silah ateşleyerek, bağırıp gürültü çıkararak canavarı ürkütmeye ve yuttuğunu geri bıraktırmaya çalıştığı anlatılır. Tutulmanın sona ermesi, ışığın canavarın ağzından kurtulması sayılır. Bu inanç, gök cisimlerinin yeniden görünmesini bir kurtuluş olarak yorumlar.
Anlatılardaki Yeri
Altay masallarında çoğunlukla bir kahramanın karşısına çıkan baş düşman olarak görünür. Kahraman, canavarın başlarını teker teker keserek onu alt eder; ancak kesilen başların yerine yenisinin çıkması gibi motifler de anlatılır. Bu yönüyle Yelbegen, aşılması gereken sınavın ve kötülüğün somut biçimidir.
Yuttuğu kişileri ya da hayvanları karnında canlı tuttuğu, canavar öldürülünce bunların sağ salim çıktığı da anlatılır. Bu motif, tutulma inancındaki yutup sonra geri bırakma düşüncesiyle örtüşür.
Benzer Varlıklar
Kazak ve Kırgız anlatılarındaki Jelmauız (Yalmavuz) ile aynı kökten geldiği düşünülür; o da çok başlı, insan yiyen, çoğunlukla yaşlı kadın biçiminde betimlenen bir canavardır. İki figürün ortak bir eski tasavvurun bölgesel biçimleri olduğu kabul edilir.