Nors anlatısında güneşin tanrıçasıdır. Güneş onun taşıdığı bir nesne değil, arabasına koşulmuş olarak gökte götürdüğü ışığın kendisidir; her gün gökyüzünü baştan başa geçer. Cermen dünyasının güneyinde Sunna adıyla anılır.
Kuzey anlatısının kendine özgü yanı burada da görünür: güneş dişi, ay erildir. Kardeşi Mani ayı yönetir ve ikisi gökteki ışığı paylaşır. İkisinin de ortak yanı, sürekli kovalanıyor olmalarıdır — Nors evreninde gök cisimleri huzur içinde dolaşmaz, kaçar.
Göğe Çıkışı
Babası Mundilfari adında biridir. Anlatıya göre çocukları o kadar güzel doğmuştur ki babaları birine güneşin, öbürüne ayın adını verir. Tanrılar bu küstahlığa öfkelenir; ikisini alıp göğe koyar ve gökteki ışıkları sürmekle görevlendirir.
Böylece ceza bir göreve dönüşür. Kuzey anlatısında gök cisimlerinin düzeni bir yaratma değil, bir yerleştirme işidir; ışık zaten vardır, tanrılar yalnızca onu kimin taşıyacağını belirler.
Arabası
Arabasını iki at çeker; adları erken uyanan ve çok hızlı anlamına gelir. Atların yanmaması için körükler ya da soğutucu bir düzenek konulduğu anlatılır.
Tanrıçanın önünde soğutan anlamına gelen bir kalkan taşınır. Bu kalkan güneşin sıcağını arkadaki her şeyden korur; kalkan düşerse dağların ve denizin yanacağı söylenir. Nors anlatısı böylece güneşi hem gerekli hem tehlikeli bir güç olarak kurar.
Işık taşıyan arabanın izleri anlatıdan çok daha eskidir. Kuzey Avrupa'da Tunç Çağı'ndan kalma, at çektiği bir güneş arabası biçimindeki buluntular, bu tasavvurun binlerce yıl geriye gittiğini gösterir.
Kovalayan Kurtlar
Gökte tek başına değildir; peşinde bir kurt vardır. Sköll adlı kurt onu kovalar, Hati adlı kurt da kardeşi Mani'nin peşinden gider. Güneşin gökte hiç durmadan yol alması bu kovalamacayla açıklanır: kaçtığı için hızlıdır.
Hangi kurdun hangisini kovaladığı kaynaklarda tam olarak birleşmez; kimi şiirde iki kurdun da güneşin peşinde olduğu anlaşılır. Bu madde, ikisini ayıran ve daha yaygın olan aktarımı izler.
Kovalamacanın sonu bellidir. Ragnarök geldiğinde kurt sonunda ona yetişir ve güneşi yutar; kimi anlatımda bu işi dev kurt Fenrir yapar. Gök kararır, yıldızlar düşer ve dünyanın sonu başlar.
Kızı
Anlatı burada bitmez. Yutulmadan önce bir kızı olduğu ve o kızın, annesinin yollarında yeni gökte yol alacağı söylenir.
Bu ayrıntı Kuzey anlatısının bütününü özetler. Ragnarök her şeyi silmez; sulardan yeni bir dünya doğar ve o dünyanın güneşi de annesinin yerini alan kızdır. Yıkım kesindir ama son değildir.
Kaynaklardaki Yeri
Adı hem şiir derlemesinde hem de sonraki düzyazı derlemesinde geçer; tanrıçalar arasında sayılır. Kendisine ait bir anlatısı, bir macerası yoktur — anlatılan şey görevi ve sonudur.
Güney Cermen dünyasından kalma dokuzuncu yüzyıla ait bir büyü sözünde Sunna adıyla anılması, inancın İskandinavya ile sınırlı olmadığını gösteren en eski kayıtlardandır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Güneşin dişi olması yaygın bir dizilim değildir ve Sol bu yönüyle iki gelenekle birleşir. Türk inancında güneş Gün Ana, ay Ay Ata'dır; Japon anlatısında güneş tanrıçası Amaterasu, ay tanrısı Tsukuyomi'dir. Üçünde de güneş dişi, ay erildir. Buna karşılık Sümer'de Utu, Mısır'da Ra ve Yunan'da Helios erildir.
Araba ile gökte yol alma tasavvuru Yunan anlatısıyla neredeyse birebir örtüşür; orada da güneşi Helios, ayı Selene arabalarıyla taşır. Aradaki fark peşlerinde kimsenin olmamasıdır. Yunan güneşi yalnızca yol alır, Nors güneşi kaçar.
Gök cismini yutan canavar ise ortak bir kalıptır. Türk inancında ay ile güneşi yutan Yelbegen tutulmaların sebebi sayılır; Mısır'da güneş teknesinin yolunu her gece kesen Apofis vardır. Aradaki fark sonuçtadır: orada canavar her seferinde püskürtülür ve güneş kurtulur, Kuzey'de ise sonunda yetişir. Ama Kuzey anlatısı buna bir de devam ekler — yeni bir güneş doğar.