Japon mitolojisi, büyük ölçüde Şinto inancına dayanan bir gelenektir. Anlatıların çoğu Kojiki ve Nihon Şoki adlı eski kayıtlarda toplanmıştır. En ayırt edici yanı, doğanın her köşesinde kami denen ruhların bulunduğu inancı ve güneş tanrıçasının imparator soyunun atası sayılmasıdır.
Adaların ve Tanrıların Doğuşu
Yaratılışın başında, kardeş ve eş olan iki tanrı, İzanagi ile İzanami, gökten bir mızrakla denizi karıştırıp ilk adaları oluşturur. Ardından Japon adalarını ve pek çok tanrıyı dünyaya getirirler. İzanami ateş tanrısını doğururken ölüp ölüler ülkesi Yomi'ye inince, İzanagi onu geri getirmek için oraya gider ama başaramaz.
Kami Dünyası
Yomi'nin kirinden arınan İzanagi'nin bedeninden en değerli üç çocuğu doğar. Güneş tanrıçası Amaterasu, ay tanrısı Tsukuyomi ve fırtına tanrısı Susanoo. Bu tanrıların yanı sıra dağların, ırmakların, ağaçların ve rüzgârın sayısız kamisi vardır. Japon inancında iyi ile kötü kesin çizgilerle ayrılmaz. Asıl önemli olan temizlik ile kirliliktir ve arınma en temel ibadetlerden biridir.
İmparator Soyu
Bu mitolojinin en özgün yanı, tanrılarla imparator soyu arasında kurduğu doğrudan bağdır. Güneş tanrıçası Amaterasu, torunu Ninigi'yi üç kutsal armağanla yeryüzünü yönetmesi için gönderir. İnanışa göre Japon imparatorları bu soydan, yani doğrudan Amaterasu'dan gelir. Böylece mitoloji, uzak geçmişte kalmış bir öykü değil, bir hanedanın meşruiyet temeli hâline gelir.