Japon mitolojisi, büyük ölçüde Şinto inancına dayanan bir gelenektir. Anlatıların çoğu sekizinci yüzyılda derlenen Kojiki ve Nihon Şoki adlı eski kayıtlarda toplanmıştır. En ayırt edici yanı, doğanın her köşesinde kami denen ruhların bulunduğu inancı ve güneş tanrıçasının imparator soyunun atası sayılmasıdır. Bu mitolojide iyi ile kötü kesin çizgilerle ayrılmaz. Asıl ayrım temizlik ile kirlilik arasındadır ve arınma en temel ibadettir.
Adaların ve Tanrıların Doğuşu
Yaratılışın başında, kardeş ve eş olan iki tanrı, İzanagi ile İzanami, gökten uzattıkları bir mızrakla denizi karıştırır. Mızrağın ucundan damlayan tuzlu su donarak ilk adayı oluşturur. İkisi bu adaya inip Japon adalarını ve pek çok tanrıyı dünyaya getirir.
Ateş tanrısı Kagutsuçi'yi doğururken yanan İzanami ölür ve ölüler ülkesi Yomi'ye iner. İzanagi onu geri getirmek için oraya gider, ama karanlıkta eşinin çürümüş bedenini görünce dehşete kapılıp kaçar. Peşine düşen İzanami yolun ağzında ona her gün bin insanı öldüreceğini söyler, o da her gün bin beş yüz insanın doğacağını söyleyerek karşılık verir. Ölümün dünyaya girişi ve yaşamın yine de sürmesi bu karşılıklı yeminle açıklanır.
Kami ve Arınma
Şinto inancında dağın, ırmağın, ağacın, kayanın ve rüzgârın kendi kamisi vardır. Sayılarının sekiz milyon olduğu söylenir, ki bu sayısızlık demektir. Olağanüstü olan her şey kami sayılabilir. Bir tanrı da, bir ata da, korkutucu bir dağ da bu adı alır.
Yomi'den dönen İzanagi'nin ilk işi bir ırmakta yıkanmaktır ve Şinto'nun en temel töreni buradan gelir. Kirlilik bir günah değil, temizlenebilir bir durumdur. Tapınakların girişinde el ve ağız yıkanır, kapıdaki torii denen kırmızı geçit kutsal alanın sınırını çizer.
Üç Kardeş
Arınan İzanagi'nin bedeninden en değerli üç çocuğu doğar. Sol gözünden güneş tanrıçası Amaterasu, sağ gözünden ay tanrısı Tsukuyomi, burnundan fırtına tanrısı Susanoo gelir. Baba göğü Amaterasu'ya, geceyi Tsukuyomi'ye, denizleri Susanoo'ya bırakır.
Görevini istemeyen Susanoo gökte taşkınlık edip tarlaları bozar ve kutsal dokuma salonunu kirletir. Buna hem öfkelenen hem korkan Amaterasu bir mağaraya kapanır, dünya karanlığa gömülür ve ekinler kurur. Tanrılar mağaranın önünde toplanır. Bir ağaca ayna ile boncuk asılır, Ame no Uzume'nin ters çevrilmiş bir teknenin üstünde yaptığı taşkın dans tanrıları kahkahaya boğar. Merakla kayayı aralayan tanrıça, önüne tutulan aynada kendi ışığını gördüğü anda dışarı çekilir. Dünyaya ışık böyle döner.
Gökten kovulan Susanoo ise İzumo diyarında sekiz başlı yılan Yamata no Oroçi'yi sekiz fıçı içkiyle sarhoş edip parçalara ayırır. Yılanın kuyruğundan çıkan Kusanagi kılıcını barışma armağanı olarak kız kardeşine gönderir. Düzeni bozan da düzeni kuran da aynı tanrıdır.
İzumo ve Yeryüzünün Devri
Yeryüzü başlangıçta gök tanrılarının değil, Susanoo'nun soyundan gelen Okuninuşi'nin elindedir. Ülkeyi kuran, toprağı düzene sokan ve insanlara hekimliği öğreten odur.
Gök tanrıları yeryüzünü Amaterasu'nun soyuna vermek isteyince elçiler gönderirler. Okuninuşi ülkeyi savaşmadan bırakır, karşılığında kökü toprağa inen ve tepesi göğe çıkan büyük bir tapınak ile görünmez dünyanın yönetimini alır. Yönetimin ikiye bölünmesi Japon düşüncesinin kendine özgü yanıdır. Görünen dünyayı imparator soyu, görünmeyeni İzumo'nun tanrısı yönetir.
İmparator Soyu
Bu mitolojinin en özgün yanı, tanrılarla imparator soyu arasında kurduğu doğrudan bağdır. Amaterasu, torunu Ninigi'yi üç kutsal armağanla yeryüzüne indirir. Bunlar mağaranın önünde yapılan ayna, aynı törende asılan boncuk ve yılanın kuyruğundan çıkan Kusanagi kılıcıdır.
İnanışa göre Japon imparatorları Ninigi'nin soyundan, yani doğrudan Amaterasu'dan gelir. Böylece mitoloji uzak geçmişte kalmış bir öykü değil, bir hanedanın meşruiyet temelidir. Üç emanet taç giyme törenlerinde bugün de kullanılır.
Yokai ve Halk İnancı
Tanrıların yanında, halk anlatılarının doldurduğu geniş bir varlıklar dünyası vardır. Bunlara topluca yokai denir. Boynuzlu, insan yiyen dağ devi Oni, dağlarda yaşayan uzun burunlu kanatlı Tengu, sularda pusuya yatan sırtı kaplumbağa kabuklu Kappa ve şekil değiştiren tilki Kitsune en tanınmışlarıdır. Öcünü almadan ya da yası tutulmadan ölenin geride kalan ruhuna Yurei denir.
Bu varlıkların çoğu tümden kötü değildir. Kitsune hem yolcuyu kandırır hem bereket tanrısı İnari'nin habercisi olur. İnari pirincin, ticaretin ve bolluğun tanrısıdır ve ülkedeki tapınakların en çok sayıda olanı ona adanmıştır. Gök gürültüsünü davullarıyla çıkaran Raicin ile rüzgârı torbasında taşıyan Fucin de bu dünyanın tanınmış figürleridir.
Şinto ile Budizm
Budizm altıncı yüzyılda Japonya'ya ulaştığında iki inanç birbiriyle çatışmaz. Kami'ler zamanla Buda ve bodisatvaların Japonya'daki görünümü sayılır, tapınaklar iç içe kurulur ve yüzyıllar boyunca aynı yerde iki tapım birlikte yürür.
Bu birliktelik 1868'de devlet eliyle bozulur ve iki din yasayla ayrılır. Yine de ayrım hiçbir zaman tam olmaz. Bugün düğün çoğunlukla Şinto töreniyle, cenaze Budist töreniyle yapılır.