Türk destan geleneğinin merkezinde duran, Oğuz boylarının atası sayılan efsanevi hükümdardır. Adı hem kendisinden türediğine inanılan Oğuz Türklerinin hem de onların soy anlatılarını toplayan Oğuznâme metinlerinin kaynağıdır. Anlatı tek bir kahramanın doğuşuyla başlar, bütün bir halkın boy düzenine varır.
Destanın iki ayrı anlatımı vardır. Uygur harfleriyle yazılmış eski biçim olağanüstü ögeleri korur, İslami dönemde yazılan biçimler ise aynı olayları yeni bir inanç çerçevesine oturtur. Aşağıdaki anlatı eski biçime dayanır.
Doğuşu ve Görünüşü
Eski anlatıda anası Ay Kağan'dır. Oğuz doğar doğmaz konuşur, anasının sütünü yalnızca bir kez emer ve bir daha emmez. Bunun yerine çiğ et, aş ve içki ister. Kırk gün içinde yürüyen, koşan ve savaşan bir delikanlı olur.
Görünüşü de olağanüstüdür. Ayakları öküz ayağına, beli kurt beline, omuzları samura, göğsü ayıya benzetilir. Bedeni baştan aşağı tüylüdür, yüzü gök rengiyle betimlenir. Tasvir onu hayvanların gücünü kendinde toplayan bir varlık olarak sunar.
İslami biçimde bu sahne değişir. Orada babası Kara Han'dır ve çocuk, anası tek tanrıya inandığını söyleyene kadar süt emmez. Büyüdüğünde ilk savaşını inancını paylaşmayan babasıyla verir, Kara Han bu savaşta ölür.
Canavarı Öldürmesi
Oğuz'un yaşadığı ormanda kıat adıyla anılan, at sürülerini ve insanları yiyen büyük bir canavar vardır. Oğuz bir ağaca geyik bağlayıp bekler, canavar gelip geyiği yer. Ertesi gün aynı yere bağladığı ayıyı da yer. Üçüncü gün kendisi bekler, kargısıyla vurup canavarı öldürür ve başını keser. Dönerken canavarın bağırsaklarını yiyen ala doğanı da yayıyla vurur.
Evlilikleri ve Oğulları
İlk eşini gökten inen bir ışığın içinde bulur. Kızın alnında kutup yıldızı gibi parlayan bir ben vardır. Bu kadından üç oğlu olur, adları Gün, Ay ve Yıldız'dır. İkinci eşini avdayken bulur. Gölün ortasındaki adada, bir ağacın kovuğunda oturan kızın gözleri gökten mavidir. Ondan da üç oğlu olur, Gök, Dağ ve Deniz.
Böylece altı oğlun adı gökyüzünün ve yeryüzünün ögelerinden kurulur. Gökten inen eşten olan üç oğlun soyu Bozoklar, ağaç kovuğunda bulunan eşten olanların soyu Üçoklar diye anılır. Oğuz düzenindeki sağ kol ile sol kol ayrımı bu iki anaya dayanır.
Kağanlığı ve Seferleri
Oğuz büyük bir toy verip kendini kağan ilan eder ve dört yana buyruk yollar. Buyruğunda geçen gün tuğ olsun, gök çadır olsun sözü, egemenliğini bütün yeryüzüne yayma isteğini anlatır. Sağ yandaki Altun Kağan altın ve mücevher yollayıp buyruğu kabul eder, sol yandaki Urum Kağan direnince savaş açılır.
Sefer sırasında otağa gökten inen bir ışığın içinden gök tüylü, gök yeleli bir erkek kurt çıkar. Gökbörü ordunun önünde yürüyerek yol gösterir ve Oğuz savaşlarını bu kılavuzun ardından kazanır. Zaferin gökten gelmesi Tengri inancıyla örtüşür.
Urum Kağan'ın kardeşi Uruz Bek'in oğlu direnmek yerine kaleyi teslim eder, Oğuz onu kentin başında bırakıp saklamak sözünden gelen Saklap adını verir. Ardından seferler doğuya ve güneye uzanır, Çürçet Kağan yenilir. Sınd, Tangut, Şagam ve Barkan gibi uzak ülkeler ordunun geçtiği yerler arasında sayılır.
Boylara Ad Vermesi
Sefer yolunda beylere verilen adlar sonradan birer Türk boyunun adı olur. İtil ırmağı önünde ordu duraklayınca Uluğ Ordu Bek ağaçları kesip sal yapar ve asker karşıya geçer. Oğuz ona içi oyuk ağaç anlamına gelen Kıpçak adını verir. Alaca atı Buz Dağ'a kaçtığında onu karların içinden bulup getiren, üstü başı karla kaplı dönen beye Karluk adı verilir. Kilitli bir kapıyı açmakla görevlendirilen usta adama söylenen kal ve aç buyruğu Kalaç adını doğurur. Çürçet seferinin ganimeti taşınamayınca Barmaklığ Çosun Billig tekerlekli bir araba yapar, arabanın yürürken çıkardığı kanga sesinden Kanglı adı çıkar.
Yayın ve Okların Paylaştırılması
Yaşlanan Oğuz ülkeyi oğulları arasında bölmek ister. Bilge veziri Uluğ Türk bir düş görür, düşte doğudan batıya uzanan altın bir yay ile üç gümüş ok belirir. Oğuz bunun üzerine büyük üç oğlunu doğuya, küçük üç oğlunu batıya yollar. Büyükler altın yayı, küçükler üç oku bulup getirir.
Oğuz altın yayı üçe kırıp büyük oğullarına, üç oku küçük oğullarına verir. Yay buyuran ve önde gelen tarafı, ok ise ona bağlı olan tarafı gösterir. Bozok ile Üçok ayrımının kaynağı bu paylaşımdır. Oğuz yurdunu bölüştükten sonra çok savaş gördüğünü ve Gök Tanrı'ya borcunu ödediğini söyleyip yerini bırakır, ülkenin başına en büyük oğlu Gün Han geçer.
Boy Düzeni ve İzleri
Altı oğlun her birinin dörder oğlu olur ve Oğuz soyu yirmi dört boya ayrılır. Bu düzeni kuran, Gün Han'ın ülkeyi emanet ettiği bilge Irkıl Hoca'dır. Her boya bir oturma yeri, bir lakap, bir tamga ve bir ongun verilir. Kimi kayıtlarda boy sayısı yirmi iki olarak geçer, burada yirmi dört boyu veren anlatı izlenir.
Oğuz soyundan gelme iddiası sonraki yüzyıllarda siyasi bir dayanak olur, Selçuklu ve Osmanlı hanedanları soylarını bu boylardan birine bağlar. Dede Korkut anlatılarındaki Salur Kazan ve Bamsı Beyrek gibi yiğitler bu boy düzeninin kurulmuş olduğu bir dünyada yaşar. Destanın tarihsel bir kişiye dayanıp dayanmadığı tartışılır. Kimi çalışmalar anlatıyı Hun hükümdarı Mete'nin yaşamıyla eşleştirir, kimi çalışmalar onu bir halkın kendi kökeni üzerine kurduğu ortak anlatı sayar.
Canavarı öldüren kurucu ata tipi başka mitolojilerde de görülür. Oğuz bu yönüyle Sümer'in Gılgamış'ını andırır, soyunu gökten inen ışıkla gelen eşe bağlaması yönüyle de gökten inip Japon hanedanının atası sayılan Ninigi anlatısıyla benzeşir.