söylence
/japon/ninigi
_

Ninigi

Ninigi
Ninigi.
Ninigi no Mikoto olarak da bilinir.
Amaterasu'nun yeryüzüne inen torunu.

Japon mitolojisinde güneş tanrıçası Amaterasu'nun torunu ve gökten yeryüzüne inip orayı yönetmekle görevlendirilen tanrıdır. İnişi, Japon anlatısının gök çağını bitirip insan çağını başlatan dönüm noktasıdır; imparator soyu ondan yürür.

Uzun adı gökte de yerde de bereket getiren, göğün oğlu, pirinç başağının tanrısı gibi bir anlam taşır. Adının içindeki bereket ve başak vurgusu rastlantı değildir: yeryüzüne gelen tanrı, bir savaşçı değil pirinç ekimini getiren bir tarım tanrısıdır.

Soyu

Babası, Amaterasu ile Susanoo'nun birbirlerinin eşyalarını çiğneyip üflediği sınama töreninde doğan beş erkek tanrıdan biridir. Boncuklar kendisine ait olduğu için Amaterasu bu tanrıları kendi çocukları saymıştır; Ninigi böylece güneş tanrıçasının torunu olur. Anne tarafından ise göğün yaratıcı tanrılarından Takamimusubi'nin soyundan gelir.

Yeryüzüne inmesi için önce babası görevlendirilir. Gök köprüsüne çıkıp aşağıya bakan baba, ülkenin karışıklık içinde olduğunu görüp geri döner ve bu sırada oğlu doğduğu için görevi ona bırakmayı önerir. Bu yüzden yeryüzüne inen, Amaterasu'nun oğlu değil torunudur.

Yeryüzünün Devri

İniş, ülkenin boşaltılmasını gerektirir. O sırada yeryüzü, Susanoo'nun soyundan gelen Okuninuşi'nin elindedir. Gök tanrıları art arda elçiler gönderir; ilk gönderilenler yeryüzüne alışıp geri dönmez, sonuncusu ise gücünü kabul ettirir. Okuninuşi ülkeyi devretmeyi kabul eder, karşılığında kendisi için görkemli bir tapınak yapılmasını ister ve görünmeyen işlerin — tanrılara ait olan yanın — yönetimini elinde tutar.

Bu pazarlık, Japon anlatısının kendine özgü yanlarındandır: yeryüzü savaşla değil, koşullu bir devirle el değiştirir ve devreden tanrı yok edilmez, başka bir alanın sahibi olarak kalır.

Gökten İniş

Amaterasu, torununu yeryüzüne gönderirken ona üç nesne verir: mağara önündeki törende yapılan ayna, aynı törende ağaca asılan boncuk dizisi ve Susanoo'nun Yamata no Oroçi'nin kuyruğundan çıkarıp kendisine gönderdiği Kusanagi kılıcı. Aynayı verirken, ona kendisiymiş gibi bakmasını buyurur; bu söz, sonradan aynanın tapınakta tanrıçanın kendisi sayılmasının dayanağı olur.

Yanına, gökteki tören işlerini yürüten tanrılar katılır; aralarında mağara önünde dans eden Ame no Uzume, duayı okuyan ve sunuyu tutan tanrılar, aynayı döven demirci ile boncuğu dizen kuyumcu vardır. Bu beş soy, sonradan sarayın tören görevlerini üstlenen ailelerin atası sayılır.

Yolda, gök ile yerin ayrımında, ışıldayan iri bir tanrı yolu keser. Kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemez; Ame no Uzume karşısına dikilip kim olduğunu sorar. Sarutahiko adlı bu yer tanrısı, düşman olmadığını, tersine yolu göstermek için beklediğini söyler ve alayı Kyuşu'nun güneyindeki Takaçiho doruğuna indirir.

Kaya ile Çiçek

Ninigi yeryüzünde dağ tanrısı Oyamatsumi'nin kızı Konohanasakuya Hime'yi görüp ister. Baba sevinir ve iki kızını birden gönderir: küçüğüyle birlikte ablası İwanaga Hime'yi de. Ama Ninigi ablayı çirkin bularak geri çevirir, yalnız küçük kızı alıkoyar.

Oyamatsumi bunu duyunca iki kızı neden birlikte gönderdiğini açıklar: büyüğü kaya gibi sarsılmaz ömrü, küçüğü ise ağaç çiçeği gibi göz alıcı ama kısa süren bereketi taşımaktadır. Kayayı geri çeviren Ninigi, kendisi ve soyu için ölümsüzlüğü de geri çevirmiş olur. Japon anlatısında insanın — ve imparatorların — ömrünün sınırlı olmasının nedeni budur.

Ölümsüzlüğün kaçırılmış bir fırsat olarak anlatılması yaygın bir kalıptır; ama burada seçim bir hırsızlık ya da bir yanılgı değil, bir beğeni kararıdır. Tanrı güzeli seçtiği için ölümlü olur.

Ateş Kulübesi

Konohanasakuya Hime tek bir geceden sonra gebe kalınca Ninigi çocuğun kendisinden olmadığını söyler. Kadın, suçlamayı çürütmek için penceresiz bir kulübeye kapanır, kapıyı içeriden sıvayıp kulübeyi ateşe verir: çocuklar gök tanrısındansa alevden zarar görmeyecektir. Yangının içinde üç oğul doğurur; adları ateşin evrelerini karşılar.

Üç kardeşin en küçüğü, sonradan denizin tanrısının kızıyla evlenecek ve Japonya'nın ilk imparatoru sayılan Cimmu'nun dedesi olacaktır. Ninigi'nin inişi ile ilk imparator arasındaki üç kuşak, gök tanrılarından insan hükümdarlara geçişi anlatan ara halkadır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Hükümdarlığın gökten verilen bir yetki sayılması Türk mitolojisinde de aynı biçimde kurulur: kağan yönetme hakkını Tengri'den aldığı kut ile taşır ve töreden çıkarsa onu yitirir. Aradaki fark, Türk anlatısında yetkinin verilmesi, Japon anlatısında ise soyla aktarılmasıdır — biri geri alınabilir, öbürü kesintisiz sayılır. Oğuz Kağan'ın gökten inen ışıkla ilişkilendirilen soyu ise ikisinin ortasındadır.

Mısır'da hükümdarın kendisi tanrı sayılır: firavun, tahttaki Horus'tur ve yeryüzündeki düzeni onun adına yürütür. Japon anlatısındaki gibi orada da hükümdarlık gök soyuna bağlanır, ama Ninigi'nin soyu ölümlüdür; ölümsüzlüğü kendi eliyle geri çevirmiştir. Ölümsüzlüğün elden kaçırılması yönüyle anlatı, ölümsüzlük otunu bulup yitiren Gılgamış'ın öyküsüyle aynı düşünceyi paylaşır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 14 madde, aralarında 28 bağlantı.

NinigiAmaterasuAme no UzumeKonohanasakuya HimeKusanagiOkuninuşiOyamatsumiSusanooYamata No OroçiHorusAsgardGılgamışKutOğuz KağanTengri