Göktürk yazıtlarında kağanı tahta oturtan, ona kut veren ve halkın yazgısını belirleyen gök tanrısıdır. Adı yazıtlarda hem göğün kendisini hem tanrıyı karşılar. Bir zaferin anlatıldığı yerde Umay ve kutsal Yer Su ile birlikte anılır, zaferi üçü birlikte verir.
Tengri, doğrudan kişisel bir tanrıdan ziyade evrensel bir güç ve düzeni temsil eder. Gök ile ilişkilendirildiği için sonsuzluk, açıklık ve yücelik gibi kavramlarla bağlantılıdır. Tengri, dünya düzenini koruyan ve insanlara kader çizen bir varlık olarak görülür. Ancak, doğrudan insani bir forma bürünmez.
Onu başka mitolojilerin baş tanrılarından ayıran da budur. Yunan anlatısındaki Zeus'un ailesi, öfkesi ve aşkları vardır; Nors anlatısındaki Odin tek gözlü bir yolcu kılığında yeryüzünde dolaşır; Mısır'da Ra her gece yeraltından geçen bir kayıkla betimlenir; Sümer'de An tanrılar meclisinin başında oturur. Tengri'nin ise yüzü, soyu, macerası yoktur; heykeli yapılmaz, tapınağı kurulmaz. Anlatılan bir tanrı değil, üzerine yemin edilen ve kendisinden yetki alınan bir ilkedir.
Kayra ile İlişkisi
Tengri Göktürk yazıtlarından, Kayra 19. yüzyılda kayda geçen Altay anlatılarından bilinir. Göktürk yazıtlarında Kayra adı geçmez. Kayra'yı Tengri'den sonra gelen tanrı, onun oğlu, yardımcısı ya da yansıması sayan anlatımlar, bu ayrı kaynakları tek bir tanrılar düzeninde birleştiren yakın dönem derlemelerinden gelir. Altay dualarında ise gök sözcüğü Kayra'nın adına eklenir ve en yüce tanrı Tengere Kayra Han diye anılır.
Adı ve İnanç Sistemi
Tengri sözcüğü, en eski Türkçe metinlerden itibaren hem gök hem de tanrı anlamında kullanılmıştır; bugünkü Tanrı sözcüğü de bu adın değişmiş biçimidir. Göğün rengiyle birlikte Kök Tengri diye anılır. Aynı sözcük Moğolcada Tenger olarak yaşar; gök tanrısını karşılamak için Tenger Etseg, yani gök ata denir. Araştırmacılar, Çin kaynaklarının Hun diline ait diye kaydettiği gök sözcüğünü de bu ada bağlar; buna göre ad, yazılı Türkçeden yüzyıllar önce kullanımdadır.
Orhun Yazıtları'nda hükümdarın gücünü ve yetkisini Tengri'den aldığı açıkça belirtilir; kağan, Tengri gibi gökte olmuş sözleriyle anılır ve tahtı göğün onayına dayandırılır. Yazıtların açılışında evrenin kuruluşu üç katlı bir düzen olarak anlatılır: üstte mavi gök, altta yağız yer, ikisinin arasında da insanoğlu yaratılmıştır. Gök, yer ve aradaki insandan kurulan bu düzen, çok sonra kayda geçen Altay ve Sibirya anlatılarındaki katlı evrende de görülür.
Bu inancın merkezinde Tengri'nin bulunduğu düzene sonradan Tengricilik adı verilmiştir. Bir kişi ya da yontuyla değil, doğrudan gökle simgelenmesi bu inancın en belirgin yanıdır; Tengri'ye çoğunlukla açık havada, yüksek yerlerde yönelinir.
Kut ve Hükümdarlık
Hükümdarın yönetme yetkisi kendinden değil gökten gelir; bu yetkiye kut denir. Kut verilebilir olduğu gibi geri de alınabilir: yenilgi, kıtlık ya da düzenin bozulması, göğün onayını çektiği biçiminde yorumlanır. Zafer de üstünlükle değil bu onayla açıklanır; savaş alanındaki karşılığı Kızagan'dır.
Tapınma ve Kurban
Tengri'ye yönelmenin belirli bir yapısı vardır: yüz göğe döner, eller açık ve yukarı kalkık tutulur. Yapı içinde değil açık havada, çoğunlukla yüksek bir yerde durulur.
Kurban olarak at, koyun ve sığır kesilir; kanı göğe doğru saçılır, kemikleri yakılır ya da gömülür. Gündelik hayatta ise kımızın göğün dört yönüne serpilmesiyle yapılan saçı yaygındır; kalanı içilir. Bu saçı yalnızca Tengri'ye değil, yerin ve ataların ruhlarına da birlikte sunulur.
İnanç İçindeki Yeri
Göktürk yazıtlarında Tengri'nin yanında anılan güçler azdır. Doğumun koruyucusu Umay ile dağların ve suların iyelerini karşılayan kutsal Yer Su onunla birlikte anılır. Altay anlatısında göğü yöneten Ülgen ile yeraltını yöneten Erlik ise kendi anlatılarının düzenini kurar. Tengri'yi bu tanrıların üstüne koyan ya da onları onun yardımcısı sayan anlatım, iki kaynağı birleştiren derlemelerden gelir.
Gök ata sayılan Tengri'nin karşısında yer ana durur; bu yer, kutsal orman ve dağ bölgesi olan Ötüken ile simgelenir. Toprağın bereketini temsil eden Etügen ve suların, dağların koruyucuları olan Yer Su iyeleri de bu tasavvurun parçalarıdır; insan kendini gök, yer ve ataların ruhları arasında güvende sayar.