söylence
/türk/ülgen
_

Ülgen

Ülgen — Türk Mitolojisi
Ülgen.
Bayülgen, Ülken, Ülgön, Ulgan olarak da bilinir.
Yeryüzünü yaratan gök ve iyilik tanrısı.

Gökyüzünde oturan, iyiliğin ve yaratıcılığın tanrısıdır. Kayra Han'ın oğludur. Yeryüzünü yaratan ve düzenleyen odur. İnsanlara ateşi, ışığı ve yaşamı ulaştıran, ekinleri bitiren, yağmuru gönderen de odur. Saygı ifadesiyle Bay Ülgen, yani ulu, zengin Ülgen diye anılır. Kötülüğün ve ölümün hükümdarı Erlik ile karşıt kutupta durur. Evrenin dengesi bu iki kardeşin çekişmesiyle kurulur.

Babasıyla arasındaki iş bölümü nettir. Kayra Han evreni ve tanrıları var edip çekilir, yeryüzünün kurulması ve yaşanır kılınması Ülgen'e kalır. Türk anlatısında insanla doğrudan ilgilenen, adak alan ve kamın huzuruna çıkmaya çalıştığı tanrı odur.

Tengri inancının soyut ve kuşatıcı yaratıcısının aksine Ülgen, insana yakın ve elle tutulur işler gören bir tanrıdır. Ona sunulan en büyük adak, derlemelerde ayrıntısıyla anlatılan at kurbanıdır. Kam, ak ya da kır donlu bir atı ağaçtan kurulmuş bir düzenekte kurban eder, etinden pay sunar, sütle ve ateşle saygı gösterir. Kam, göğe yaptığı yolculukta katmanları teker teker aşarak onun huzuruna çıkmaya çalışır.

Göğün Katmanları

Göğün kat kat olduğuna ve Ülgen'in en üst katta, altın bir kapının ardındaki altın tahtta oturduğuna inanılır. Oturduğu yer Altın Dağ diye anılır. Aşağıdaki katlarda ay, güneş ve yıldızlar ile ona bağlı ruhlar bulunur. Kimi derlemelerde gök on yedi katlıdır ve en üst kat babası Kayra Han'a ayrılmıştır. Ülgen bir altındaki katta oturur. Göğün çevresinde döndüğü direk ise gökyüzünün çivisi sayılan Demirkazık'tır.

Kam bu yolculuğu tek başına yapamaz. Her katta izin almak, engelleri aşmak zorundadır ve çoğu anlatıda en üst kata varmadan geri döner. Yolda ona kılavuzluk eden, Ülgen'in yeryüzüne gönderdiği aracı ruh Yayık'tır. Adağı tanrıya ulaştıran, kamın sözünü ileten odur.

Yerle göğü birleştiren Ulukayın, bu yolculuğun yoludur. Ağacın tepesi Ülgen'in katına, kökleri ise Erlik'in dünyasına uzanır.

Yeryüzünü Yaratması

Anlatıya göre başlangıçta yalnızca su vardı. Sudan çıkan Ak Ana, Ülgen'e yarat diyerek ilk sözü verdi ve yeniden sulara çekildi. Ülgen, suyun üzerinde dolaşırken yeryüzünü yaratmak için dibinden toprak çıkarılmasını istedi. Bu işi üstlenen kardeşi Erlik, çıkardığı toprağın bir kısmını ağzında saklayarak kendine ayrı bir dünya kurmaya kalktı. Ülgen toprağı serpip yeryüzünü genişletince ağızdaki toprak da büyüdü ve tükürülmek zorunda kalındı. Dağlar, bataklıklar ve çorak yerler böyle oluştu.

Kaynaklar bu noktada tümüyle birleşmez. Kimi Altay derlemesinde Ak Ana'nın ilk sözü doğrudan Kayra Han'a söylenir. Orada yeryüzünü kuran da odur ve suyun dibine dalıp toprak çıkaran varlık Kişi adıyla anılır, buyruğu kendi çıkarına çevirdiği için cezalandırılıp yeraltına sürülür ve Erlik adını alır. Bu maddede yaygın olan biçim izlenmiş, yaratma buyruğu Ülgen'e verilmiş ve dalgıç doğrudan Erlik sayılmıştır.

Ülgen ilk insanları — Törüngey ile Eje'yi — yaratıp onlara can verdi. Erlik ise bu yaratıkları kendine çekmeye çalıştı ve onlara yasaklanmış meyveyi yedirdi. Başkaldırısı üzerine yeraltına sürüldü, fakat büsbütün yok edilmedi. Kötülüğün varlığı düzenin bir parçası sayılır.

Kardeşleri

Kayra Han'ın oğulları arasında Ülgen'in yanı sıra savaşın ve yiğitliğin tanrısı Kızagan ile bilgeliğin tanrısı Mergen sayılır. Göğe yerleşen bu üç kardeş, gökyüzü tanrılarının çekirdeğini oluşturur. En büyükleri ve en yetkilisi Ülgen'dir. Dördüncü kardeş Erlik de aynı soydandır. Göğe değil yeraltına düştüğü için bu üçlünün dışında anılır.

Yedi Oğlu

Ülgen'in yedi oğlu olduğu anlatılır. Adları Karşıt Han, Pura Han, Burça Han, Yaşıl Han, Karakuş Han, Baktı Han ve Er Kanım. Yedisi de babaları gibi gökte oturur ve hepsi iyicil sayılır. Babalarının en çok sevdiği oğul Karşıt Han'dır.

Her biri babalarının buyruğuyla gökyüzünün ayrı bir katını ve yeryüzündeki belirli işleri yönetir. Derlemelerde her birine ayrı bir alan yakıştırılır — at, kartal, bitki, bolluk ve arılık gibi — ancak bu yakıştırmalar kaynaktan kaynağa değişir ve çoğu adın kendisinden türetilmiştir. Bu yüzden burada kesin bir görev dağılımı verilmemiştir.

Adların yazımı da derlemelere göre oynar. Altay derlemelerinde Han yerine Kan biçimi görülür. Sonuncu oğul kimi kayıtlarda Kanım Han, kimi kayıtlarda Er Han olarak geçer. Yedisi topluca Ak Oğlanlar ya da Kıyatlar diye de anılır.

Dokuz Kızı

Kızları Ak Kızlar ya da Kıyanlar olarak anılır ve kamlara ilham veren ruhlar sayılır. Oğullarının aksine hiçbirinin adı bilinmez. Dokuzu da tek bir küme olarak geçer. Yeraltındaki karşıtları Erlik'in dokuz kızı Kara Kızlar'dır. Ak Kızlar kama sözünü verirken, Kara Kızlar aynı kamı yolundan etmeye çalışır.

Buyruğundaki Ruhlar

Buyruğundaki ruhlar arasında, kamı göğe çıkaran Yayık'ın yanı sıra ocağı ve evi gözeten Suyla, haber taşıyan Karlık ve adağı gökte karşılayan Utkuçı anılır. Doğumun koruyucusu Umay ve toprağın bereketini temsil eden Etügen ile birlikte, yaşamın gökten yeryüzüne inişini sağlayan güçler arasında sayılır.

Başka Mitolojilerdeki Karşılığı

Göğün üstünde oturup yeryüzünün düzenini kuran tanrı her mitolojide vardır, ama yeri farklıdır. Sümer'de gök tanrısı An uzakta ve edilgin kalır. Asıl düzeni kuran, gökle yeri ayıran oğlu Enlil'dir — Ülgen'in Kayra Han karşısındaki konumu buna benzer. Yunan mitolojisinde Zeus göğün ve tanrıların kralıdır, ancak yaratıcı değil, kurulu düzenin sahibidir. Mısır'da yaratıcının kendisi göktedir. Atum hiç kimseden buyruk almadan yaratır, oysa Ülgen yaratmaya Ak Ana'nın sözüyle başlar. Ülgen'i ayıran, hem yaratan hem gökte oturan hem de kardeşiyle sonsuz bir denge içinde kalan tanrı olmasıdır.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.