Evrenin merkezinde yer alır. Gökyüzünü, yeryüzünü ve yeraltı dünyasını birbirine bağlayan kozmik bir ekseni temsil eder.
Çoğu zaman yerin tam ortasında, göğe kadar uzanan devasa bir ağaç olarak betimlenir. Göğün katlarına ve yeraltı dünyasına uzanan bir eksen olarak düşünülür. Kamların göğe yükselmesine ve ruhlarla iletişime geçmesine yardımcı olan bir araç olarak görülür.
Türü kayındır; adı da buradan gelir. Bölgeye göre Bay Kayın, Bay Terek ya da Temir Kavak diye anılır. Ağırlıkla Altay ve Saha (Yakut) Türklerinin anlatılarında geçer.
Yaratılışı ve Yapısı
Dünyayla birlikte var olduğuna, onu Kayra Han'ın yeryüzüne diktiğine inanılır. Kökleri yerin en derin katmanlarına iner, dalları göğü tutar. Kaynaklar sayılarda ayrılır: kimi anlatı dokuz dallı olduğunu ve her dalından bir insan soyunun türediğini söyler, kimi anlatı dokuz kökten ve sekiz gölgeden söz eder.
Dallarının Demirkazık'a uzandığı anlatılır. Gökyüzünün çakılı ekseni sayılan bu yıldızla ağacın birleşmesi, evrenin dönmediği tek noktayı gösterir: her şey döner, direk yerinde durur. Çoğu anlatıda ikisi tek bir direğin iki adıdır — biri yerden göğe uzanan ağaç, öbürü göğü yerinde tutan çivi olarak betimlenir.
Üç Dünyayı Bağlaması
Ülgen, bu ağacın tepesinde oturan, dünya düzenini yöneten tanrıdır. Erlik ise bazen bu ağacın kökleriyle ilişkilendirilir. Ulukayın'ın kökleri yeraltına uzanır ve Erlik'in dünyasına temas eder.
Ağaç böylece üç dünyayı tek bir gövdede toplar: tepesi gökte, gövdesi insanların yaşadığı orta dünyada, kökleri yerin altındadır. Kamın yukarı çıkarken de aşağı inerken de izlediği yol budur; iki yönlü yolculuğun tek bir yolu vardır.
Gövdesinde yaşayan varlıklar da anlatılır. Doğumu sağlayan ana tanrıça Kübey, ağacın gövdesinden beline kadar görünüp yeni doğan çocuğa canını veren varlıktır; yaşamın gökten yeryüzüne inişi bu ağaç aracılığıyla olur.
Kam Töreninde
Kayın ağacı kamlar için kutsaldır. Törenler kayınların çevresinde yapılır, hastalar bu ağaçların altında iyileştirilmeye çalışılır. Kamın göğe çıkışını canlandıran törende çadıra dikilen kayın, ağacın kendisinin yerine geçer; kam basamak basamak tırmanarak göğün katlarını çıkar.
Bu tırmanışın varış noktası Demirkazık'tır; kam oraya elçi Yayık'ın kılavuzluğunda varır ve dileğini Ülgen'e oradan iletir.
Bir anlatıya göre ilk kayın, insan yaratıldığı sırada Umay ile birlikte yeryüzüne inmiştir. Ağaç böylece yalnızca bir yol değil, insanın var oluşuna eşlik eden bir varlıktır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılığı
Dünyayı taşıyan ağaç düşüncesi başka mitolojilerde de merkezdedir. Nors anlatısındaki İgdrasil en yakın karşılıktır: o da dokuz dünyayı dallarında ve köklerinde taşır, tepesi gökte kökü ölüler ülkesindedir. Sümer anlatısında İnanna'nın ırmak kıyısından alıp bahçesine diktiği huluppu ağacı, gövdesine ve dallarına yerleşen varlıklarla birlikte anılır. Japon anlatısında ise sakaki ağacı kutsal sayılır; güneş tanrıçası Amaterasu'yu mağarasından çıkarmak için kurulan törende bu ağaç dikilir ve süslenir.
Ulukayın'ı bunlardan ayıran yan, işlevinin doğrudan kama bağlı olmasıdır: öbürleri evrenin yapısını anlatan bir simge iken Ulukayın, aynı zamanda üzerinde gerçekten yolculuk edilen bir yoldur.