Yeryüzü ile tanrıların ülkesini birbirine bağlayan gökkuşağı köprüsüdür. İnsanların yaşadığı Midgard'dan Asgard'a bu köprüyle çıkılır. Köprülerin en sağlamı olduğu söylenir; buna karşın sonsuza kadar dayanmayacağı, dünyanın sonunda yıkılacağı en baştan bilinir. Bifröst, Bilröst ve Bilrost biçimlerinde de yazılır; Asbrú, yani tanrıların köprüsü adıyla da anılır.
Üç renkten oluştuğu, bu renklerden kızıl olanın gerçek alev olduğu anlatılır. Yanan bu şerit, köprüyü aşmaya kalkan devlere karşı bir engeldir; ona basan yabancı yanar. Köprü bu yönüyle yalnızca bir geçit değil, aynı zamanda bir savunma hattıdır.
Yapımının tanrıların en özenli işi olduğu, hiçbir şeyin bu kadar ustalıkla kurulmadığı söylenir. Yine de sağlamlığı sonsuz değildir — bu, Kuzey anlatısının temel düşüncesini örnekler: en iyi yapılmış şey bile yıkılacaktır, çünkü yıkım kötü işçilikten değil yazgıdan gelir.
Bekçisi
Köprünün gök tarafındaki ucunda, Himinbjörg konağında Heimdall nöbet tutar. Gözü ve kulağı bütün tanrılardan keskin olan bekçi, köprüye yaklaşanı çok önceden fark eder. Tehlike anında çalacağı Gyallarhorn adlı boru, tanrıları toplayacak işarettir.
Bekçinin köprünün ucuna yerleştirilmesi, Kuzey evren düzeninin nasıl kurulduğunu gösterir: dünyalar birbirinden kopuk değildir, aralarında geçit vardır ve her geçidin bir bekçisi bulunur. Tehlike de tam bu yüzden vardır — geçilebilen yol, aşılabilen sınırdır.
Tanrıların Kullanımı
Tanrılar her gün bu köprüden geçerek İgdrasil'in kökündeki kuyunun başında toplanır ve orada hüküm verirler. Tek istisna Tor'dur; onun köprüden geçmediği, bunun yerine ırmakları yürüyerek aştığı anlatılır. Bunun nedeni olarak tanrının taşıdığı ısı ve ağırlık gösterilir.
Köprünün her gün kullanılması, onu bir olağanüstülük değil bir yol yapar. Kuzey anlatısında tanrılar uzak ve erişilmez değildir; işlerini görmek için her sabah aynı yoldan geçer, aynı kuyunun başında toplanırlar.
Ölüler Ülkesine Giden Köprüyle Karıştırılmamalı
Yeraltına inen yolda da bir köprü vardır, ama o başkadır. Ölüler ülkesine giden yolcu, ırmağın üzerine kurulmuş altın kaplı bir köprüden geçer ve o köprünün de kendi bekçisi vardır; Baldur'u geri getirmeye giden ulak oradan geçmiştir. Bifrost yukarı, o köprü aşağı gider; ikisi ayrı yollardır.
Yıkılışı
Ragnarök geldiğinde ateş ülkesinin oğulları atlarını sürüp köprüye çıkacak ve Bifrost onların ağırlığı altında paramparça olacaktır. Köprünün kırılması, iki dünya arasındaki bağın kopması ve tanrılarla devlerin son kez karşı karşıya gelmesi anlamına gelir.
Devlerin geldiği yerin ateş diyarı Muspelheim olması anlamlıdır: köprüyü koruyan şey alevdir, onu yıkan da alevden gelenlerdir. Savunmanın kendisi, sonunda saldırının yolu olur.
Adının anlamı tam olarak çözülmüş değildir. Titreşen yol ya da bir an için görünen yol gibi karşılıklar önerilir; iki okuma da köprünün kalıcı olmayan, göz açıp kapayıncaya kadar beliren yapısına işaret eder.
Başka Mitolojilerdeki Geçitler
Dünyalar arasında bir geçit bulunması yaygın bir tasavvurdur. Japon anlatısında gökle yer arasında gökte yüzen köprü bulunur; İzanagi ile İzanami o köprünün üstünde durup mızraklarını aşağıdaki denize daldırarak ilk adayı yaratırlar. Orada köprü bir geçit olmaktan çok, yaratmanın yapıldığı yerdir.
Türk mitolojisinde aynı işi bir köprü değil, bir eksen görür: yerle göğü Ulukayın bağlar ve kam göğün katlarına o ağaçtan tırmanarak çıkar, Demirkazık'a varır. Aradaki fark yönü kimin kullandığındadır — Bifrost'tan tanrılar aşağı iner, Ulukayın'dan insan yukarı çıkar.