Ölüler ülkesine açılan yolun başında bağlı duran bekçi köpektir. Göğsü önden kana bulanmış olarak betimlenir ve kapıya yaklaşanın üstüne havlar. Anasından babasından hiçbir yerde söz edilmez. Kuzey anlatısında adı anılan hayvanların çoğu bir tanrının ya da devin çocuğuyken, o yalnızca durduğu yerle tanımlanır.
Bağlı olduğu yer Gnipa mağarasıdır. Dünyanın sonu geldiğinde bağı kopar ve boşanır. Ragnarök savaşında karşısına savaş tanrısı Tir çıkar, ikisi birbirini öldürür.
Kapının Bekçisi
Hel'in ülkesine giden yol dokuz gece sürer, karanlık vadilerden geçer ve bir ırmakla bir kapıyla kapanır. Bekçi köpek bu kapının önünde bağlıdır. Görevinin ne olduğu açıkça söylenmez. Yaygın yorum, onun hem yaşayanı içeri hem ölüyü dışarı bırakmadığıdır.
Tanrıların babası Odin bir kez bu yola girer. Ölmüş bir biliciyi konuşturmak için Sleipnir'e binip aşağı iner. Yolda göğsü kana bulanmış bir köpekle karşılaşır, hayvan uzun uzun havlar ama tanrıyı durduramaz. Şiirde köpeğin adı verilmez. Onun bu bekçi olduğu yaygın bir kabuldür, kesin değildir.
Kapıyı tutan hayvanın kendisinin de bağlanmış olması aykırı görünür, ancak Kuzey anlatısında alışılmış bir kuruluştur. Fenrir de, Loki de dünyanın sonuna kadar bağlı bekler. Bu anlatıda düzen, tehdidi ortadan kaldırarak değil erteleyerek kurulur.
Gnipa Mağarası
Bağlandığı mağara için adından başka bir şey söylenmez, nerede olduğu bilinmez. Adın ikinci parçası mağara demektir, ilk parçasının sarp kaya ya da çıkıntı anlattığı düşünülür. Yeraltına açılan bir ağız olarak anlaşılır.
Dünyanın sonunu anlatan şiirde, onun bu mağaranın önünde uluması yinelenen bir dize olarak birkaç kez geri döner. Uluma her dönüşünde felaketin bir aşamasını haber verir. Önce dünyayı donduran büyük kış gelir, sonra devlerin saldırısı, en sonda da eski dünyanın yerine doğan yeni dünya. Böylece hayvan olayın kendisi değil habercisidir. Dizenin ardından her seferinde bağın kopacağı ve kurdun boşanacağı söylenir.
Sonun Günü
Bağı koptuğunda son savaşa katılır. Karşısına elini Fenrir'e kaptırmış olan Tir çıkar ve ikisi birbirini öldürür. Tek elli tanrının karşısına yine dört ayaklı bir canavarın çıkmasını, kapanmamış bir hesabın kapanışı sayan yorumlar vardır.
Sonun bütün karşılaşmaları böyle eşleşir. Tor ile Yörmungandr birbirini öldürür, Heimdall ile Loki de öyle. Tek ayrık örnek Odin ile Fenrir'dir. Tanrıyı kurt yutar, kurdu tanrının kendisi değil oğlu Vidar öldürür.
Adı
Ozanların en iyileri sıraladığı bir dizede ağaçların en iyisi İgdrasil, atların en iyisi Sleipnir, köprülerin en iyisi Bifrost sayılır. Aynı dizede köpeklerin en iyisi olarak o anılır. Yeraltının bekçisine verilen bu yer kınayıcı değil, üstünlük bildiricidir. Korkulan varlığın aynı zamanda hayranlık uyandırması Kuzey anlatısında aykırı görülmez.
Adının nereden geldiği kesin değildir. Hırlama anlatan bir kökten türediği ileri sürülür, buna karşı çıkan görüş de vardır. Ayı yutacağı anlatılan kurdun adı olan Managarm'da da aynı parça bulunur, ancak o kurt ayrı bir varlıktır.
Kimi çalışmalarda onunla Fenrir'in tek varlık olduğu ileri sürülür. Dayanak, ikisinin de sonun gününe kadar bağlı beklemesi, o gün bağını koparması ve her iki anlatıda karşılarına Tir'in çıkmasıdır. Uluma dizesinin hemen ardından kurdun boşanacağının söylenmesi de bu yönde okunur. Buna karşılık kaynaklar ikisini ayrı ayrı sayar ve ayrı sonlar verir. Bu maddede de ayrı tutulmuştur.
Öbür Mitolojilerde
Ölüler ülkesinin kapısını bir köpeğin tutması Kuzey'e özgü değildir. Yunan anlatısında aynı işi çok başlı Kerberos görür. O da girene ses çıkarmaz, çıkmak isteyeni bırakmaz. İki bekçi sonlarında ayrılır. Kerberos bir kahraman tarafından yerinden sökülür ama sonra yerine geri konur ve düzen bozulmaz. Kuzey'in bekçisi ise bir kez kurtulduktan sonra geri konmaz, dünyanın sonuna katılır.
Mısır anlatısında ölülerle birlikte anılan köpek başlı Anubis bir bekçi değildir, ölüyü yargısına hazırlayan yol göstericidir. Türk anlatısında yeraltının kapısında böyle tek bir bekçi yoktur, aşağıya inenin karşısına Erlik'in oğulları ve kızları çıkar.