Tanrıların sonunu getirecek varlıklardan biri olan dev kurttur. Loki ile dev kadın Angrboða'nın oğludur; denizleri çevreleyen yılan Yörmungandr ve ölüler ülkesinin hükümdarı Hel onun kardeşleridir. Bir kehanet, bu kurdun tanrılara büyük felaket getireceğini bildirmişti.
Tanrılar onu yavruyken Asgard'a alıp büyüttüler; ancak öyle hızlı ve korkunç biçimde büyüdü ki ona yalnızca savaş tanrısı Tir yem vermeye cesaret edebiliyordu. Kehanetin korkusuyla tanrılar onu zincire vurmaya karar verdi.
Bağlanması
Tanrılar önce onu güçlü zincirlerle bağlamayı denedi. Bağlanmayı bir güç gösterisi sayan kurt buna kendisi razı oldu; ilk iki zinciri, birini tek hamlede, öbürünü gerinerek kolayca parçaladı. Bunun üzerine cücelere olmayacak şeylerden örülmüş sihirli bir bağ yaptırdılar; kedinin ayak sesinden, kadının sakalından, dağın köklerinden, ayının sinirlerinden, balığın soluğundan ve kuşun tükürüğünden yapılan bu bağ, ipek gibi ince ve yumuşak olmasına karşın kopmazdı. Bu şeylerin dünyada artık bulunmaması, hepsinin o bağı örmek için harcanmasıyla açıklanır.
Kurdu bir gölün ortasındaki adaya götürdüler. İnce ipe kuşkuyla bakan Fenrir, ancak tanrılardan birinin ağzına elini koyması koşuluyla bağlanmaya razı oldu; bu, kandırılmayacağının güvencesi olacaktı. Yalnızca Tir bunu göze aldı ve sağ elini kurdun ağzına koydu. Fenrir kopamayacağını anlayıp aldatıldığını görünce Tir'in elini kopardı. Anlatının tanrıları haklı çıkarmaması dikkat çekicidir: yeminini tutan tek taraf kurttur, tanrılar sözlerinde durmaz ve bunun bedelini bir el vererek öderler.
Bağlanan kurt yeraltında bir kayaya zincirlendi; ağzını açık tutması için çenesine bir kılıç yerleştirildi. Ağzından akan salyanın bir ırmak oluşturduğu, ırmağın adının bekleyiş anlamına geldiği anlatılır. Fenrir, dünyanın sonu gelene kadar burada bağlı kalır.
Ragnarök
Ragnarök geldiğinde Fenrir bağlarından kurtulur. Alt çenesi yere, üst çenesi göğe değecek kadar açılmış ağzıyla ilerlediği anlatılır. Bu savaşta tanrıların babası Odin'i yutarak öldürür.
Babasının öcünü oğlu Vidar alır. Vidar, sağlam bir ayakkabıyla kurdun alt çenesine basar ve çenelerini ayırıp onu öldürür; bir anlatıya göre kılıcını kalbine saplar. Kehanetin baştan bilinmesine karşın önlenememesi, Kuzey mitolojisinin yazgı anlayışının en çarpıcı örneklerindendir. Üstelik felaketi hazırlayan, kehanetin kendisidir: tanrılar korktukları için kurdu bağlar, kurt da bağlandığı için onların düşmanı olur.
Kurt Soyu
Kuzey anlatılarında gökte güneşi ve ayı kovalayan kurtlar da bu canavar soyuyla ilişkilendirilir; kaynaklar bunların en güçlüsünü doğrudan onun soyundan sayar. Dünyanın sonunda bu kurtların güneşi ve ayı yakalayıp yutacağına inanılır. Böylece Fenrir, gökyüzünü tehdit eden yıkıcı kurt gücünün başında gelen varlık olarak düşünülür.
Gök cisimlerini yutmaya çalışan canavar başka mitolojilerde de vardır. Türk mitolojisinde ay ile güneşi yutan çok başlı Yelbegen tutulmaların sebebi sayılır; halk, tutulma sırasında gürültü çıkarıp onu kaçırmaya çalışırdı. Mısır'da güneş teknesinin yolunu her gece kesip güneşi yutmak isteyen kaos yılanı Apofis'tir. Aradaki fark sonuçtadır: Mısır'da yılan her gece yenilir ve güneş yeniden doğar, Kuzey'de ise kurt sonunda amacına ulaşır.
Türk mitolojisinde kurdun bambaşka bir yeri olması da dikkat çeker: orada kurt, boylara yol gösteren kutsal Gökbörü ile soyu emzirip büyüten Aşina'dır, yani yıkıcı değil kurtarıcıdır. Aynı hayvanın bir mitolojide atayı, öbüründe dünyanın sonunu simgelemesi, hayvanların taşıdığı anlamın toplumdan topluma nasıl değiştiğini gösterir.