Nors mitolojisinde ölüler ülkesinin hükümdarıdır. Loki ile dev kadın Angrboða'nın kızı, kurt Fenrir ile dünyayı çevreleyen yılan Jörmungand'ın kız kardeşidir. Yönettiği ülke de kendi adıyla anılır.
Bir ceza tanrıçası değildir. Ülkesine gidenler kötülük ettikleri için değil, hastalıktan ya da yaşlılıktan öldükleri için oraya iner; savaşta düşenler Odin'in salonuna alınır. Nors anlatısında ölünün nereye gideceğini belirleyen şey erdemi değil, ölüm biçimidir.
Adı
Ad, Cermen dillerinde örtmek, gizlemek anlamına gelen çok eski bir kökten gelir; ilk anlamı gizli yer, yani mezardır. Sözcük hem tanrıçanın hem ülkenin adıdır ve kaynaklarda ikisi çoğu zaman birbirinden ayrılmaz.
Araştırmacıların bir bölümü bu yüzden tanrıçanın geç bir kişileştirme olduğunu, önce yerin adlandırıldığını, kişinin sonradan o addan türetildiğini savunur. Karşı görüş, ölüm tanrıçası inancının daha eskiye dayandığını ve elimizdeki metnin bunu derleyip düzenlediğini söyler. Elimizdeki en ayrıntılı anlatı on üçüncü yüzyılda yazıya geçirilmiştir; bu yüzden tartışma kapanmış değildir.
Sürgünü
Loki'nin dev kadından olan üç çocuğunun tanrılara felaket getireceği bildirilince Odin üçünü de ortadan kaldırır: yılanı denize atar, kurdu bağlatır, Hel'i ise dünyanın kuzeyindeki sis ülkesine sürer. Ama sürgün bir ceza olduğu kadar bir görevlendirmedir — Odin ona dokuz dünya üzerinde yetki verir ve kendisine gönderilenleri barındırmakla yükümlü kılar.
Kardeşlerinden farkı buradadır. Fenrir ile Jörmungand yalnızca bağlanmış birer tehdittir; Hel ise düzenin içine yerleştirilmiş, kendi ülkesi ve kuralı olan bir hükümdardır.
Görünüşü ve Salonu
Bedeninin yarısı canlı insan tenindedir, öbür yarısı kararmış ölü rengidir; bu yüzden görüldüğü anda tanınır. Suratı asık ve serttir, kimseye yaranmaz.
Salonunun ve içindeki her şeyin adı, orada olmanın ne demek olduğunu anlatır. Salonun adı sulusepken anlamına gelir; tabağının adı Açlık, bıçağının adı Kıtlıktır. Uşağı ile hizmetçisinin adları ağır yürüyen demektir; eşiği tökezleten, yatağı hasta döşeği, perdeleri parıldayan felaket diye anılır.
Bu adlar bir işkence anlatmaz, bir bitkinlik anlatır. Nors ölüler ülkesinde ceza yoktur; yalnızca soğuk, açlık ve hiç geçmeyen bir ağırlık vardır. Cezanın değil yorgunluğun ülkesi olması, onu başka mitolojilerin cehennemlerinden ayıran temel özelliktir.
Ülkesine giden yol dokuz gece sürer, karanlık vadilerden geçer ve bir ırmakla bir kapıyla kapanır. Kapının önünde, göğsü kana bulanmış bekçi köpek Garm bağlıdır.
Baldur İçin Pazarlık
En çok anıldığı anlatı Baldur'un ölümüdür. Tanrılar onu geri almak için ülkesine bir ulak gönderir. Hel geri çevirmez, bir koşul koyar: dünyadaki her şey — canlı cansız — Baldur için ağlarsa onu bırakacaktır. Koşul, sevildiği söylenen tanrının gerçekten herkesçe sevilip sevilmediğini sınayan bir ölçüdür.
Bir mağarada oturan tek bir dev kadın ağlamayı reddeder ve Hel neyi tutuyorsa onda kalsın der; bu kadının kılık değiştirmiş Loki, yani Hel'in kendi babası olduğu anlatılır. Böylece Baldur yeraltında kalır. Hel sözünü çiğnememiştir; kuralı bozan, koşulu koyan değil onu yerine getirmeyi engelleyendir.
Ölen tanrıyı yeraltında ağırlarken eşi Nanna da yanındadır; Nanna, gelen ulakla birlikte yaşayanlara armağanlar gönderir.
Sonun Günü
Ragnarök geldiğinde ülkesindekiler açığa çıkar. Ölülerin tırnaklarından yapılmış Naglfar gemisi denize açıldığında Hel'in bütün halkı, kardeşleri ve babasıyla aynı safta savaş alanına gelir. Kendisinin son savaşta bir düşmanla eşleştiği söylenmez; anlatı onu, ölümün kendisi gibi, bir kişi olarak değil bir kalabalık olarak sahneye çıkarır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Ölüler ülkesini bir kraliçenin yönetmesi Sümer ve Japon anlatılarında da görülür. Ereşkigal kendi ülkesine ineni bırakmaz; İzanami, Yomi'ye indikten sonra oranın sahibi olur. Üçünün ortak yanı, ölüler ülkesinin kadın eliyle yönetilmesi ve hiçbirinin yalvarmayla kuralını değiştirmemesidir.
Yunan anlatısındaki Hades ile Türk anlatısındaki Erlik ise ülkelerini erkek olarak yönetir. Hel'i Erlik'ten ayıran, kötülüğün kaynağı sayılmamasıdır; Hades'ten ayıran ise ülkesinde ne yargı ne ödül bulunmasıdır — orada Elizyum gibi bir aydınlık bölge yoktur. Aynı nedenle Türk anlatısındaki Tamu'dan da ayrılır: Tamu hesap sorulan bir yerdir, Hel'in ülkesi ise yalnızca varılan yerdir.