Yeraltı dünyasının kraliçesidir. Adı büyük yerin hanımı anlamına gelir; burada büyük yer, ölülerin diyarı olan yeraltını karşılar. Ölüler ülkesini mutlak bir yetkiyle yönetir; oraya inen hiçbir varlık onun izni ve düzeninin kuralları olmadan geri çıkamaz.
Aşk ve Venüs yıldızının tanrıçası İnanna'nın ablasıdır. İki kız kardeş, birbirinin karşıtı iki dünyayı temsil eder: biri gökyüzünün ve yaşamın, öteki yeraltının ve ölümün tanrıçasıdır. Eşi, Gök Boğası olarak anılan Gugalanna'dır.
Yeraltının Düzeni
Yönettiği diyar, ölülerin toz ve kil yiyerek yaşadığı, ışıksız ve geri dönüşsüz bir yerdir. Ereşkigal burada kesin ve değişmez bir düzen kurar; en yüksek tanrılar bile onun ülkesinin yasalarını bozamaz. Buyruklarını yürüten baş yardımcısı, ölümün ve kaderin cini Namtar'dır.
Metinlerde çoğu zaman acı çeken, yas tutan, yalnız bir kraliçe olarak betimlenir. Yeraltının hükümdarı olmak, ona güç kadar bir yük ve keder de yükler; bu yönüyle yalnızca korkulan değil, aynı zamanda acısı olan bir tanrıçadır.
Sümer'de yeraltı bir ceza yeri değildir. Ölüler iyi ya da kötü diye ayrılmaz; herkes aynı karanlığa iner ve orada aynı yoksulluğu paylaşır. Ereşkigal bu yüzden bir yargıç değil, bir bekçidir — hüküm vermez, yalnızca kimsenin çıkmamasını sağlar.
İnanna'nın İnişi
En bilinen anlatısı, kız kardeşi İnanna'nın yeraltına inişidir. İnanna, Ereşkigal'in ülkesine inmeye karar verir; yeraltının yedi kapısından geçerken her kapıda üzerindeki bir giysi ya da takı alınır ve Ereşkigal'in karşısına çırılçıplak çıkar.
Ereşkigal, ona ölüm bakışını yöneltir; İnanna öldürülür ve cesedi bir kazığa asılır. Böylece yeraltına izinsiz meydan okumanın bedeli ödenmiş olur; kraliçenin dünyasında onun sözünün üstünde söz yoktur.
Yatıştırılması
İnanna'nın yardımına gelen Enki, tırnağının altındaki kirden iki varlık yaratıp yeraltına yollar. Bu varlıklar, acı içinde inleyen Ereşkigal'in her feryadına ortak olur, onun derdini paylaşır. Kimsenin acısına aldırmadığı bu yalnız kraliçe, kendisiyle dertlenen bu varlıklara minnet duyar ve onlara bir armağan vermek ister.
Varlıklar armağan olarak İnanna'nın cesedini ister; Ereşkigal bunu verir ve İnanna yaşam suyuyla diriltilir. Yine de yeraltının kuralı gereği, İnanna ancak yerine bir başkasını bırakarak geri dönebilir. Böylece kraliçenin düzeni, dirilişin ardından da işlemeyi sürdürür.
Anlatının çözümü dikkat çekicidir: yeraltının kapısı güçle değil, acıya ortak olunarak açılır. Sümer metinlerinde bir tanrıyı yumuşatmanın yolu onu yenmek değil, derdini paylaşmaktır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Ölüler ülkesini bir kraliçenin yönetmesi Nors mitolojisinde de görülür: Hel, kendi ülkesine ineni bırakmaz ve tanrıların Baldur için yaptığı pazarlığı bir koşula bağlar. İki kraliçe de yalvarmaya kapalı değildir, ama ikisi de kuralını çiğnemez.
Türk mitolojisinde yeraltının sahibi Erlik'tir; orada da aşağısı bir ceza yeri değil, yukarının karşıtı olan bir alandır. Aradaki fark cinsiyette ve tavırdadır: Erlik yukarıyla sürekli çekişir, Ereşkigal ise kendi sınırının içinde kalır ve dışarıyla uğraşmaz — ona gelinir, o gitmez.