Aşkın, cinselliğin, savaşın ve Venüs yıldızının tanrıçasıdır. Sümer tanrıları arasında en çok metne konu olan, en canlı kişiliğe sahip figürdür. Başlıca kenti Uruk, tapınağı ise göğün evi anlamına gelen yapıdır. Akad ve Babil metinlerinde İştar adıyla anılır.
Birbirine karşıt görünen iki alanı aynı anda temsil etmesi onun en belirgin yanıdır: hem sevgiyi ve bereketi hem de savaşı ve yıkımı yönetir. Sabah ve akşam görünen Venüs'ün iki ayrı yüzü de bu ikiliğe bağlanır.
Çoğu Sümer metninde ay tanrısı Nanna ile eşi Ningal'in kızı, güneş tanrısı Utu'nun kız kardeşi olarak geçer. Bazı metinlerde ise doğrudan An'ın kızı sayılır; soy zinciri kaynaktan kaynağa değişir.
Me'lerin Alınması
Uygarlığın bütün kurumlarını, zanaatları ve yasaları temsil eden me adlı güçler başlangıçta Enki'nin elindeydi. İnanna, Eridu'ya konuk olur; sofrada içkinin etkisiyle cömertleşen tanrı me'leri birer birer ona armağan eder. Ayıldığında kararından döner ve arkasından adamlarını gönderir, fakat tanrıça me'leri gemisiyle Uruk'a ulaştırmayı başarır. Peşine düşen vezir İsimud'u her seferinde geri püskürten, tanrıçanın kendi veziri Ninşubur'dur.
Anlatı, uygarlığın Eridu'dan Uruk'a geçişinin söylencesel anlatımı olarak yorumlanır.
Yeraltına İnişi
En bilinen anlatısı, ölüler ülkesine yaptığı yolculuktur. Kız kardeşi Ereşkigal'in yönettiği yeraltına inmeye karar verir ve gitmeden önce veziri Ninşubur'a, dönmezse tanrılardan yardım istemesini tembihler.
Yeraltının yedi kapısından geçerken her kapıda üzerindeki bir giysi ya da takı alınır; son kapıda çırılçıplak kalır. Kız kardeşinin karşısına çıktığında yargılanır, öldürülür ve cesedi bir kazığa asılır.
Her kapıda bir parçasını bırakması, yeraltının kuralını gösterir: oraya güç ve mevkiyle girilmez. Tanrıça aşağı vardığında elinde hiçbir şey kalmamıştır ve bu yüzden yenilir.
Ninşubur'un çağrısı üzerine yardıma gelen Enki, tırnağının altındaki kirden iki varlık yaratıp yeraltına yollar. Bu varlıklar Ereşkigal'in acısına ortak olarak gönlünü alır ve karşılığında tanrıçanın cesedini isterler; yaşam suyu ve yiyeceğiyle İnanna diriltilir.
Ancak yeraltına giren hiç kimse yerine bir başkasını bırakmadan çıkamaz. Peşine takılan cinler önce vezirini isterler; tanrıça, kendisi için yas tutup kapı kapı dolaşan Ninşubur'u vermeyi reddeder. Sonunda yasını tutmayıp tahtında keyif süren eşi Dumuzi'yi bulurlar ve İnanna onu cinlere teslim eder. Dumuzi'nin kız kardeşi Geştinanna araya girer ve yılın yarısını onun yerine yeraltında geçirmeye razı olur. Mevsimlerin değişimi bu değiş tokuşla açıklanır.
Savaşçı Yüzü
Metinlerde savaşı İnanna'nın oyunu olarak anan deyişler vardır. Kendisine karşı çıkanı ezmekten çekinmez; bir anlatıda kendisine boyun eğmeyen bir dağı yerle bir eder.
Bir başka anlatıda kendisini reddeden kahramandan öç almak için An'dan Gök Boğası'nı ister. Babası kıtlık getireceğini söyleyerek direnir, fakat tanrıçanın tehdidi karşısında sonunda razı olur.
Tapımı ve İzleri
Simgesi sekiz köşeli yıldız ve tapınağının girişine dikilen kamış demetidir. Yanında çoğunlukla aslan bulunur; kanatlı, silahlı ve ayağını aslanın üzerine basmış olarak betimlenir.
Akad kralı Sargon'un kızı ve Ur kentinde ay tanrısı Nanna'nın baş rahibesi olan Enheduanna, İnanna'ya uzun ilahiler yazmıştır. Adı bilinen ilk yazar sayılan bu rahibenin metinleri, tanrıçanın tanrılar arasındaki yükselişini de anlatır. Kendi hizmet ettiği tanrı ay tanrısı olmasına karşın en güçlü metinlerini İnanna için yazmış olması, tanrıçanın o dönemde kazandığı ağırlığı gösterir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Aşk ile savaşın aynı tanrıçada birleşmesi Nors mitolojisinde de görülür: Freya hem sevginin ve bereketin hem de savaş ölülerinin yarısını alan tanrıçadır. İki tanrıça da güzelliğiyle anıldığı kadar aldığı payla anılır; ikisi de istediğini almakta hiçbir sınır tanımaz.
Yunan mitolojisinde bu iki alan ayrılmıştır — sevgi Afrodit'in, savaş Ares ve Atena'nındır. İnanna'yı ayrı kılan, bu bölünmenin hiç yapılmamış olmasıdır: onda arzu ile yıkım aynı isteğin iki yüzüdür.
Ölüler ülkesine inip geri dönme yolculuğu ise Japon anlatısındaki İzanagi'nin inişini andırır; orada da aşağıdan dönüş kurallara bağlıdır ve dönen kişi bir bedel öder. Aradaki fark, İzanagi'nin arınarak, İnanna'nın ise yerine birini bırakarak çıkmasıdır.