Büyü, annelik, aile ve koruma tanrıçasıdır. Mısır tanrıları arasında en çok sevilen ve tapımı en uzun süren tanrıçadır. Adı taht anlamına gelir; başında taşıdığı taht biçimli işaret hem adının yazımı hem simgesidir. Kral, tanrıçanın kucağında oturan çocuk sayıldığı için tahtın kendisi İsis olarak düşünülmüştür.
Gökyüzü tanrıçası Nut ve yeryüzü tanrısı Geb ebeveynleridir. Set, Osiris, Neftis kardeşleridir. Erkek kardeşi Osiris aynı zamanda eşidir. Betimlemelerde çoğunlukla kanatlarını açmış bir kadın ya da çaylak biçiminde görünür; İsis düğümü denilen bağ işareti koruma muskası olarak taşınırdı.
Osiris'in Toplanması
Kardeşi Set, Osiris'i öldürüp bedenini parçalara ayırarak ülkenin dört bir yanına dağıttığında, İsis kız kardeşi Neftis ile birlikte parçaları tek tek arayıp buldu. Kaynaklar parçaların sayısını on dört olarak verir; bir parçanın ırmakta balıklarca yutulduğu, tanrıçanın onun yerine kendi yaptığı bir parçayı koyduğu anlatılır. Bedeni bir araya getirdikten sonra çaylak kılığına girip kanatlarıyla ölünün üzerine soluk üfledi ve onu geçici olarak canlandırdı. Bu birleşmeden oğulları Horus doğdu.
Osiris dünyaya geri dönmedi, ölüler diyarının kralı oldu; ölüyü sararak yeniden bütünleme işi ise mumyalama töreninin örneği sayıldı. Ölen kişinin başında ağıt yakan iki tanrıça, İsis ile Neftis, Mısır mezar sanatının en sık yinelenen çiftidir.
Ölen eşin ardından gidip onu geri getirme çabası başka mitolojilerde de anlatılır, ama çoğunda sonuç başarısızdır: Japon mitolojisinde İzanagi, ölüler ülkesi Yomi'ye inip eşi İzanami'yi geri getiremeden kaçar; Yunan mitolojisinde Orfeus karısını yeryüzüne çıkarmanın eşiğinde yitirir. Sümer'de ise İnanna'nın eşi Dumuzi için tutulan yas, kız kardeşi Geştinanna'nın yerine geçmesiyle yılın yarısını yeryüzünde geçirmesine dönüşür. İsis'in ayrıldığı yer şurasıdır: ölüyü yaşayanların dünyasına döndürmez, onu ölüler diyarının kralı yapar ve asıl geleceği oğlunda kurar.
Horus'un Saklanması
Çocuğunu, kardeşini öldüren Set'ten gizlemek için Delta'nın sazlık bataklıklarına kaçtı ve Horus'u orada büyüttü. Bu dönemde tanrıça güçlü değil, korunmasız bir anne olarak anlatılır: yiyecek dilenir, yedi akrebin koruduğu yollarda gizlenir, çocuğu yılan ve akrep sokmalarından büyüyle kurtarır. Bir anlatıda sokulan çocuğu ancak güneşin durdurulması ve tanrıların yardıma çağrılmasıyla iyileştirebilir. Mısırlıların hastalık ve zehirlenmeye karşı okudukları büyü metinlerinin çoğu bu sahneye dayanır: hasta çocuk Horus'un, iyileştiren anne İsis'in yerine konur.
Öldürülen kralın oğlunu, katilinden gizleyerek büyüten ana tanrıça anlatısı Yunan mitolojisinde de vardır: Rea, oğlu Zeus'u çocuklarını yutan babası Kronos'tan Girit'te bir mağarada saklar; büyüyen çocuk babasını tahtından eder. Türk mitolojisinde çocuğu ve lohusayı koruyan Umay da aynı işlevi, kötücül varlıklara karşı taşır.
Set'e Karşı Dava
Horus büyüyünce babasının tahtı için amcasıyla giriştiği davada, tanrılar önünde yıllarca süren çekişmenin asıl yönlendiricisi İsis oldu. Bir anlatıda kılık değiştirip Set'in karşısına çıkar; oğlunun mirasına el koyan bir yabancıdan yakınan dul kadın rolüyle ona, böyle birinin haksız olduğunu kendi ağzından söyletir. Set böylece davayı kendi sözüyle kaybeder. Tanrıçanın gücü kaba kuvvette değil, sözde ve zekâdadır.
Büyünün Tanrıçası
Mısır tanrıları arasında en usta büyücü sayılır. Gücünün kaynağı olarak, güneş tanrısı Ra'nın gizli adını öğrenmesi gösterilir: yaşlanan tanrıyı topraktan yaptığı bir yılana sokturmuş, dayanılmaz acıyı ancak gizli adını söylemesi koşuluyla dindirmiştir. Adı bilmek, Mısır düşüncesinde o varlık üzerinde güç sahibi olmak demektir; İsis bu yolla tanrıların en büyüğüyle eşit bir bilgiye ulaşır. Büyüsünü kendisi için değil, korumak istediği için kullanması onu kötücül bir figür olmaktan uzak tutar.
Tapımı ve İzleri
İsis yalnız tanrılar için değil, sıradan insanlar için de koruyucuydu. Hastalıkların iyileşmesi, doğumun kolay geçmesi ve çocukların korunması için ona dua edilir, adı muskalara yazılırdı. Firavun, tanrıçanın sütüyle beslenen çocuk olarak betimlenirdi.
Tapımı zamanla Mısır sınırlarını aştı ve Akdeniz çevresine yayıldı; Nil'in ilk çağlayanındaki Filae adasındaki tapınağı, ülkedeki en son kapanan eski Mısır tapınaklarından biri oldu. Yunanlar onu kendi tanrıçalarıyla eşleştirmiş, özellikle yiten çocuğunun ardından yas tutan tarım tanrıçası Demeter ile bir arada düşünmüştür; anne, yas ve yeniden doğuşun aynı tanrıçada toplanması bu eşleştirmenin sebebidir.