Işık tanrısı Baldur'un eşi olan tanrıçadır. Oğlu, adaletin tanrısı Forseti'dir. Kuzey mitolojisinin ana tanrıçalarından biri değildir; kendisine ait ayrı bir anlatı ya da belirgin bir alan yoktur. Adı, ağırlıkla kocasının ölümü ve ardından gelen olaylarla anılır.
Bilinen az sayıdaki bilgi, onu sadakati ve kocasına olan bağlılığıyla öne çıkarır. Baldur'un ölümüyle Nanna'nın kaderi ayrılmaz biçimde birbirine bağlanmıştır.
Adının anlamı kesin değildir. Kimi araştırmacılar onu yürekli anlamına gelen bir köke, kimileri ana anlamındaki bir sözcüğe bağlar. Babasının Nep adlı bir tanrı olduğu söylenir; onun hakkında da adından başka bir şey bilinmez.
Baldur'un Cenazesinde
Baldur öldürülüp cenaze töreni için gemisine taşındığında, Nanna bu manzaraya dayanamadı; kederi öyle ağırdı ki kalbi durdu ve oracıkta öldü. Bedeni, yakılmak üzere kocasının yanına, aynı cenaze ateşine kondu. Böylece ölümde bile ondan ayrılmadı.
Bu ölüm, Kuzey anlatısında kederin bir silah kadar öldürücü sayıldığının en açık örneğidir. Baldur'un cenazesinde ağlayan çok tanrı vardır, ama yasa dayanamayıp ölen yalnızca odur.
Yeraltında
Ölümünden sonra Baldur ile birlikte ölüler ülkesinde, Hel'in yanında bulunur. Tanrılar Baldur'u geri getirmek için yeraltına bir ulak gönderdiğinde, Nanna ulakla birlikte yaşayanlara armağanlar yollar: kayınvalidesi Frigg'e bir keten örtü ve onun hizmetkârına bir yüzük gönderir.
Bu ayrıntı, Nanna'nın yeraltında da kocasının yanında olduğunu ve geride bıraktıklarını unutmadığını gösterir. Armağan göndermek, ölüler ülkesinden yaşayanlara ulaşan tek jesttir; Baldur geri dönemez, ama Nanna'nın örtüsü döner.
Ragnarök'te dünya yıkılıp yenisi doğduğunda Baldur ölüler ülkesinden geri döner; eşi olarak Nanna'nın da onun yanında olacağı düşünülür.
Farklı Anlatımlar
Nanna'nın hikâyesi bütün kaynaklarda aynı değildir. Tanrısal anlatının yanı sıra, tanrıları birer kral ve kahraman olarak yeniden anlatan Danimarka kaynaklı bir gelenek vardır. Orada Nanna bir kral kızı, yani ölümlü bir kadındır ve Baldur ile Höd onun için birbirine düşer.
Bu anlatıda Nanna, tanrı olduğu için kendisine denk düşmeyeceğini söyleyerek Baldur'u geri çevirir ve Höd ile evlenir; iki rakip arasındaki savaş da buradan doğar. Aynı iki adın bir yanda ökseotuyla gelen kazayla, öbür yanda bir kadın için yapılan savaşla anlatılması, aynı hikâyenin iki ayrı gelenekte nasıl başkalaştığını gösterir.
Karıştırılmaması Gerekenler
Bu tanrıça, Sümer mitolojisindeki Nanna ile aynı kişi değildir. Sümer'deki Nanna bir ay tanrısıdır ve iki ad arasında bir bağ yoktur; benzerlik yalnızca sestedir.
Başka Mitolojilerdeki Yas Tutanlar
Kocasının ardından yas tutan tanrıça, başka geleneklerde daha etkin bir yer tutar. Mısır'da Osiris öldürüldüğünde İsis onun parçalarını arayıp bulur ve büyüsüyle geri döndürür; yas orada bir eyleme dönüşür. Sümer'de Geştinanna, kardeşi Dumuzi'nin yeraltındaki süresinin yarısını üstlenerek onu kısmen kurtarır.
Nanna'yı bunlardan ayıran, hiçbir şey yapamamasıdır. Ne büyüsü ne pazarlığı vardır; elinden gelen tek şey kocasının ardından ölmektir. Kuzey anlatısının yazgı anlayışı burada da kendini gösterir: bilinen son değiştirilemez, yalnızca paylaşılabilir.