Doğumun, çocukların ve annelerin koruyucusu olan ana tanrıçadır. Tengri inancında gökle ilişkilendirilen dişil güçtür ve çoğunlukla Umay Ana olarak anılır. Adı, Göktürk yazıtlarında da geçer; hükümdarın gücünü ondan aldığını belirten ifadeler, tanrıçanın devletin ve soyun sürekliliğiyle de bağdaştırıldığını gösterir.
Adının kökeninde ana rahmi, eş ya da son denilen doğum sonrası zarı karşılayan sözcük bulunur. Bu yönüyle Umay soyut bir bereket düşüncesi değil, doğumun kendisiyle doğrudan ilişkili bir varlıktır.
Görünüşü
Ak saçlı, ak giysili, güler yüzlü bir kadın olarak betimlenir. Gökten indiğine, çocuğun başucunda görünmeden beklediğine inanılır. Uyuyan bebeğin gülümsemesi Umay'ın onunla oynadığına, ağlaması ise tanrıçanın yanından ayrıldığına yorulur.
Kimi anlatılarda kuş biçiminde ya da kuşla birlikte betimlenir; talih kuşu Hüma ile aynı adın iki ayrı görünümü sayılması bundandır. Elinde altın yaylı bir okla dolaştığı, çocuğa zarar vermek isteyen ruhları bu okla kovaladığı anlatılır.
Koruyuculuğu
Çocuk, doğduğu andan yürüyene kadar Umay'ın koruması altındadır. Bu koruma özellikle lohusalık döneminde önemlidir; anneye ve bebeğe musallat olan Albıs gibi varlıklara karşı çağrılan güç Umay'dır. Beşiğe bağlanan muskalar, yastık altına konan demir parçası ve kırk gün boyunca uygulanan yasaklar bu inancın parçasıdır.
Çocuğun göbek bağının ve doğum sonrası zarının özenle gömülmesi, tanrıçaya duyulan saygının gereği sayılır; bunların ihmal edilmesi çocuğun korumasız kalması anlamına gelir.
Koruduğu şey yalnızca bedeni değildir: çocuğa doğumla verilen yaşam gücü, yani kut da onun gözetimindedir. Kutun yitmesi hastalık ve ölüm getirdiği için, Umay'ın çekilmesi doğrudan tehlike sayılır.
Yazıtlardaki Yeri
Adı Türklerin en eski yazılı belgelerinde geçer. Kül Tigin yazıtında kağanın annesi doğrudan Umay'a benzetilir; hatunun kutsallığı ve devletteki yeri bu benzetmeyle anlatılır. Buradan çıkan sonuç, Umay'ın yalnızca beşik başında çağrılan bir koruyucu olmadığı, kağanın ve hatunun yetkisinin de ona bağlandığıdır.
Araştırmacılar, Umay'ın başlangıçta çok daha geniş yetkileri olan ulu bir ruh olduğunu, zamanla işlevinin çocuk ve anne koruyuculuğuna daraldığını belirtir. Yazıttaki devlet ve soy vurgusu, bu eski geniş anlamın izidir.
İnanç İçindeki Yeri
Gökyüzünü yöneten Ülgen ile toprağın bereketini temsil eden Etügen arasında bir bağ kurar; yaşamın gökten yeryüzüne inişi onun aracılığıyla gerçekleşir. Yeraltının ve ölümün hükümdarı Erlik ile karşıt kutupta durur: biri canı alır, diğeri canı getirir ve korur.
Doğumla ilgilenen tek dişil güç değildir. Dünya ağacında yaşayıp çocuğa canını veren Kübey ve doğurganlıkla anılan Ayzıt ile işlevleri büyük ölçüde örtüşür; bu üç figürün sınırları anlatıdan anlatıya değişir, kimi zaman aynı işin ayrı bölgelerdeki adları sayılır.
Şaman dualarında adı sık geçer, çocuğu olmayan kadınlar ona adakta bulunur. Türk mitolojisinin en yaygın ve en uzun ömürlü figürlerinden biridir; adı bugün de kişi adı olarak yaşamayı sürdürür.
Başka Mitolojilerdeki Karşılığı
Doğumu gözeten ve çocuğu koruyan ana tanrıça her mitolojide bulunur. Sümer anlatısında insanı balçıktan biçimlendiren ana tanrıça Ninhursag, Mısır anlatısında oğlunu gizleyip büyüten ve annelerin sığındığı İsis, Nors anlatısında doğum sırasında adı anılan Frigg aynı alanı paylaşır.
Umay'ı bu figürlerden ayıran yan, göğe bağlı olmasıdır: onun koruyuculuğu yeryüzünde doğan bir bereket değil, gökten inen ve gökle bağı kopmayan bir güçtür. Çocuğa verdiği kut da aynı kaynaktan, Tengri'nin düzeninden gelir.