Türk mitolojisinin Altay anlatısında yaratılan ilk kadındır. Eşi Törüngey ile birlikte insan soyunun atası sayılır. İkisini de gökyüzü tanrısı Ülgen yaratmıştır.
Adı Türk dillerinde abla, hanım, ana anlamına gelen ve saygıyla söylenen bir sözcüktür. Anadolu Türkçesinde ece biçiminde yaşar. Ada bakıldığında ilk kadına özel bir ad değil, kadınlara verilen genel bir saygı sözü verilmiş görünür.
Yasak Meyve
Anlatıya göre yeryüzündeki ilk ağaç dokuz dallıdır. İlk çifte bu ağacın yalnız gün doğusuna bakan dallarının meyvesinden yemeleri söylenir, öbür yandaki dört dal yasaklanır. Yasağın tutulması için ağacın başına bekçi olarak bir yılan ile bir köpek konur.
Yeraltının tanrısı Erlik, uyumakta olan yılanın ağzına girip ona ağaca çıkmasını buyurur. Ardından çifte, tanrının aslında kötü meyveleri değil güzel meyveleri yasakladığını, bunu da kendine sakladığı için yaptığını söyler.
Meyveyi ilk tadan Eje olur. Tadını beğenince kocasının ağzına da sürer. İkisinin de tüyleri o anda dökülür, çıplak kaldıklarını görüp utanır ve ağacın dallarının arkasına saklanırlar.
Aldığı Ceza
Dönen tanrı olan biteni öğrenince tek tek ceza keser. Yılan insanların düşmanı olur ve görüldüğü yerde öldürülür. Eje'ye ise çocuk doğurmak, doğururken acı çekmek ve sonunda ölmek verilir.
Doğumun bir ceza olarak anlatılması Türk inancındaki doğum düşüncesiyle çelişir görünür, çünkü doğum ayrıca korunan ve kutsanan bir olaydır. Doğumu ve bebeği gözeten tanrıça Umay, Türk anlatısının en yaygın iyicil figürlerindendir. İkisi birlikte okunduğunda ortaya çıkan düşünce şudur. Acı cezadır, doğan çocuk değildir.
Eşi Törüngey'in aldığı ceza ise başkadır. Erlik'in sözünü dinlediği için ona Erlik'in yanında yer verilir ve karanlıklar dünyasına gönderilir. Eje yeryüzünde kalır. Meyveyi ilk yiyen o olduğu halde aşağıya gönderilmemesi, anlatının benzerlerinden ayrıldığı noktadır.
Soyun Anası
Aynı sahnede insanın çoğalması hükme bağlanır. İlk çifte dokuz oğulları ve dokuz kızları olacağı, tanrının bundan sonra insan yaratmayacağı ve insanların artık onlardan türeyeceği söylenir.
Böylece yaratma işi biter ve yerini doğurmaya bırakır. Eje'nin yeryüzünde bırakılması bu yüzden bir bağışlama değil bir görevlendirmedir. Soyu sürdürecek olan odur. Ölümün dünyaya girmesiyle çoğalmanın başlaması aynı anda anlatılır. İnsan ölümlü olduğu için soyunu sürdürmek zorundadır.
Kaynaklardaki Durumu
Anlatı Altay Türklerinden iki ayrı derlemede kayda geçmiştir ve ikisi birbirini tutmaz. Radloff derlemesinde bu bölüm ayrıntısıyla anlatılır, ama yaratan tanrı Ülgen adıyla değil Tanrı, Kuday ve Kayra Han adlarıyla geçer. Verbitskiy derlemesinde yasak meyve bölümü bulunmaz.
Buradaki madde, veritabanındaki öbür maddelerle uyumlu olsun diye yaygın biçimi izler ve yaratan tanrı olarak Ülgen'i alır. Adı kimi kayıtta Ece, kimi kayıtta Eeciy okunur. Eje'ye ait, yasak meyve anlatısının dışında kalan ayrı bir öykü derlemelerde bulunmaz.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
İlk kadının insanlığın başına gelenlerle birlikte anılması yaygın bir kalıptır. Yunan mitolojisinde ilk kadın Pandora tanrılar tarafından bir ceza olarak yapılır ve yanında getirdiği kabı açtığında bütün dertler dünyaya yayılır. Aradaki fark başlangıçtadır. Pandora insanlığı cezalandırmak için gönderilmiştir, Eje ise iyilik olsun diye yaratılmış ve sonradan kandırılmıştır.
Sümer anlatısındaki Adapa ile arasındaki koşutluk daha yakındır. Orada da insanın ölümlü kalması bir yeme kararına bağlanır. Adapa kendisine sunulan yaşam ekmeğini yemediği için ölümsüzlüğü kaçırır, Eje ise yasaklanan meyveyi yediği için ölümü kazanır. İki anlatı da ölümün insana bir yasak ya da bir öğüt yüzünden geldiğini söyler.
Nors mitolojisinde ilk kadın Embla, eşi Ask ile birlikte deniz kıyısında bulunan iki kütükten yontulur. Orada insanın ölümlülüğü bir yasağın çiğnenmesine bağlanmaz, baştan verilmiş bir nitelik sayılır.