Ateşin ve ocağın iyesi, yani onu koruyan ve ona sahip olan dişil ruhtur. Od (Ot), Türkçede ateş demektir; Od Ana da ateşin kişileştirilmiş biçimi olarak düşünülür. Ateşin erkek kişileştirmesi Od Ata adıyla anılır; ikisi çoğu zaman ocağın koruyucu çifti olarak birlikte anılır.
Türk inancında ateş, kötülüğü ve kirliliği yakıp temizleyen kutsal bir güçtür. Bu yüzden Od Ana, yalnızca ısıtan ve pişiren değil, aynı zamanda arındıran ve koruyan bir varlık olarak görülür. Ocağın, yani ailenin sürekliliğiyle doğrudan bağlıdır.
Ateşe Saygı
Ateşe karşı gösterilen saygı, doğrudan onun iyesine gösterilmiş sayılırdı. Ateşe tükürmek, su dökerek söndürmek, üzerine basmak ya da atlamak, içine kirli şey atmak yasaktı; bunların ocağın iyesini incittiğine ve eve uğursuzluk getireceğine inanılırdı.
Yemeğe başlamadan önce ilk lokmanın ya da yağın ateşe atılması, ona sunulan pay sayılırdı. Ateşin hiç söndürülmeden korunması, ocağın ve soyun devamının simgesiydi; ateşin sönmesi, ailenin tükenmesi gibi ağır bir uğursuzluk olarak görülürdü.
Arındırıcı Güç
Ateşin kötü ruhları ve hastalığı kovduğuna inanılırdı. İki ateş arasından geçmenin ya da bir şeyi iki ateş arasından geçirmenin onu kirden ve kötülükten arındırdığı düşünülürdü; uzaktan gelen kişiler, hayvanlar ve eşyalar bu yolla temizlenirdi.
Doğum yapan anneyi ve bebeği koruyan güçler arasında ateş de sayılırdı. Kötücül varlıkların ateşten korktuğuna inanıldığı için, lohusa odasında ateşin ya da ışığın söndürülmemesi bu koruma inancının parçasıydı; bu yönüyle Od Ana, doğumu koruyan Umay ile aynı çevrede anılır.
İnanç İçindeki Yeri
Yer-su iyeleri ve ev iyeleri arasında sayılır. Kimi Altay anlatılarında ateşin gökten indiği, onu insanlara veren ya da yaratanın gökyüzü tanrısı Ülgen olduğu söylenir; bu anlatılarda Od Ana, göğün bu armağanının yeryüzündeki koruyucusu olarak düşünülür.
Ateşin hem ısıtıp yaşatan hem de yakıp yok eden çift yönlü doğası ona da yansır: saygı gösterildiğinde koruyan, saygısızlık edildiğinde çarpan bir güçtür.