Atların koruyucusu (piri) sayılan varlıktır. Ağırlıkla Kazak, Kırgız ve Orta Asya Türklerinin inancında yaşar; Kambar Ata olarak anılır. At yetiştiricileri sürülerinin sağlığı ve çoğalması için ona yakarır, onun adını anarak dua ederdi.
Türk inancında her hayvan türünün bir koruyucusu olduğu düşünülür; bu düzende atların koruyucusu Kambar'dır. Atın bozkır kültüründeki merkezî yeri düşünüldüğünde, bu koruyucu da hayvan iyeleri arasında en saygın olanlardan biridir. Yılkıyla, yani serbest otlayan at sürüsüyle olan bağı yüzünden kimi yörelerde Cılkıcı Ata adıyla da anılır.
İlk Atlı
Anlatılara göre yabani atı ilk kez ehlileştiren, ona gem vurup binen odur. Bu yönüyle yalnızca atların koruyucusu değil, at binme geleneğinin ve at yetiştiriciliğinin de atası sayılır. Atçılıkla ilgili bilgilerin ve ustalığın ondan geldiğine inanılır.
Atı ilk damgalayan, ilk kez arabaya koşan da odur. Bu üç iş — ehlileştirme, damgalama ve koşum — bozkır hayatının kurulmasını anlatan bir sıradır: at önce binilir, sonra sahiplenilir, sonunda yük çeker. Kambar bu geçişin tamamının adıdır.
Kısrak sütünden yapılan içkinin de ilk kez onun elinden çıktığı anlatılır. Kımızın mevsimi açıldığında, ilk kımızın onun adı anılarak içilmesi bu yüzdendir.
Kanatlı at Tulpar tasavvuruyla aynı çevreye aittir; atın kutsal ve olağanüstü bir yoldaş olarak görüldüğü bu inanç dünyasında Kambar, o dünyanın koruyucu figürüdür.
Hayvan Pirleri
Hayvan koruyucuları arasında sayılır. Aynı inançta koyunların, sığırların, develerin ve keçilerin de ayrı koruyucuları bulunur; her biri kendi sürüsünün bereketinden ve sağlığından sorumludur. Kazak ve Kırgız geleneğinde koyunların piri Şopan Ata, sığırların piri Zengi Baba, develerin piri Oysıl Kara, keçilerin piri Şekşek Ata adıyla anılır. Kambar bu koruyucular arasında atın payına düşenidir.
Bu koruyucular, bir yerin ya da doğa ögesinin sahibi olan iyelerin hayvana bakan yüzüdür. Ateşin sahibi Od Ana ocağı nasıl gözetiyorsa, Kambar da yılkıyı gözetir; ikisinde de saygı gösterildiğinde bereket, gücendirildiğinde kayıp beklenir.
Bugüne Kalanlar
İslam sonrası dönemde bu koruyucu figürler birer pir ya da ermiş olarak anılmaya başlamış, eski iye inancı yeni bir kılıkta sürmüştür. Kambar Ata'nın adı, at yetiştiren topluluklar arasında bugün de yaşamaktadır.
Kırgızistan ve Kazakistan'da at yarışları ve sürü törenlerinde onun adı anılarak dilek dilenir; kısrağın bol, kımızın çok, çocukların sağlıklı olması istenir. Kırgız anlatılarında telli çalgı komuzun ilk yapıcısı da onun adıyla anılır ve bu adı taşıyan bir ezgi türü vardır; bu yönüyle koruyuculuğu sürünün ötesine, sesin ve söylemenin alanına da uzanır.
Başka Mitolojilerde Atın Sahibi
Atın bir tanrıya bağlanması başka geleneklerde de görülür, ama yeri değişir. Yunan mitolojisinde atı insana veren Poseidon'dur; denizin hükümdarı aynı zamanda atların da yaratıcısı sayılır ve bu adla anılan tapımları vardır. Aradaki fark ölçektedir: Poseidon atı bir armağan olarak veren büyük bir tanrıdır, Kambar ise sürünün başında duran, adı her kımız mevsiminde anılan bir koruyucudur.
Nors mitolojisinde atın kutsallığı tek bir hayvanda toplanır: Odin'in sekiz ayaklı bineği dokuz âlem arasında gidip gelen olağanüstü bir attır. Türk inancında bu iki yön ayrılmıştır — olağanüstü at Tulpar'dır, onun ve bütün yılkının sahibi ise Kambar.