söylence
/japon/kagutsuçi
_

Kagutsuçi

Kagutsuçi
Kagutsuçi'nin doğumu.
Homusubi, Hinokagutsuçi, Hinoyagihayao olarak da bilinir.
Doğarken İzanami'yi yakan ateş tanrısı.

Japon mitolojisinde ateşin tanrısıdır. İzanagi ile İzanami'nin çocuklarının sonuncusudur; doğarken annesini yakarak öldürür ve böylece dünyaya ölümü getiren tanrı olur. Babası tarafından öldürülmesi, ondan da yeni tanrılar doğmasıyla sonuçlanır.

Ateşin yalnız yıkıcı yüzünü taşıyan bir tanrıdır. Japon anlatısında ocağın koruyuculuğu başka varlıklara bırakılmış, Kagutsuçi'ye yalnız yakma işlevi kalmıştır. Buna karşın tapımında en çok istenen şey yangından korunmaktır; yakan güce, yakmaması için yalvarılır.

Adı

Adının başındaki hi ateş demektir. Kagu hem parlamak hem koku vermek anlamına gelir ve yananın kokusunu da içerir; sondaki tsuçi ise eski Japoncada doğaüstü varlıklara verilen bir ektir. Ad bütünüyle parlayan ateş ruhu diye okunabilir.

En eski kayıtlarda üç ayrı adla anılır: yanan ateşin erkek tanrısı, parlayan ateşin erkek tanrısı ve Kagutsuçi. İkinci ana kaynakta ise Homusubi, yani ateşi tutuşturan adıyla geçer. Tapınaklarda ona seslenilirken çoğunlukla bu ad kullanılır — yıkıcı adı yerine yaratıcı adının çağrılması, tanrının sert yönünü yumuşatma çabası sayılır.

Doğuşu

İzanagi ile İzanami, adaları var ettikten sonra tanrıları doğurmaya girişir. Rüzgârın, denizin, dağın, ırmağın ve ağacın tanrıları böyle dünyaya gelir. Sonuncu doğan Kagutsuçi'dir; ateşten olduğu için doğarken annesinin bedenini yakar.

İzanami bu yaradan ağır hastalanır ve ölür — ölen ilk tanrı odur. Can çekişirken bedeninden çıkanlardan bile yeni tanrılar doğar: madenin, killi toprağın, suyun ve tahılın tanrıları böyle var olur. Ardından ölüler ülkesi Yomi'ye iner.

Anlatının kurduğu bağ açıktır. Ateşi elde eden insan topluluğu maden eritmeyi, çanak yapmayı ve pişirmeyi öğrenir; anne tanrıçanın ölüm döşeğinde doğurduğu tanrıların maden, kil, su ve tahıl tanrıları olması bu sırayı yineler. Ateşin bedeli ölümdür, kazancı ise uygarlıktır.

Öldürülüşü

Eşinin ölümüne dayanamayan İzanagi, on karış uzunluğundaki kılıcı Ame no Ohabari ile oğlunun başını keser. Ama öldürme de doğurmayı sürdürür: kılıcın ucundan sıçrayan kandan kaya tanrıları, ağzın dibindeki kandan yıldırım tanrıları — aralarında sonradan yeryüzünün yönetimini istemeye inecek olan Takemikazuçi de vardır — sapından parmak aralarına akan kandan ise yağmur ve vadi suyunun tanrıları doğar.

Parçalanan bedeninden sekiz dağ tanrısı çıkar. Başından, göğsünden, karnından, iki elinden ve iki ayağından doğan bu tanrıların hepsinin adında dağ ruhu anlamına gelen aynı sözcük geçer; her biri başka bir dağ türünü karşılar. Böylece ateşten dağlar, dağlardan da su doğmuş olur.

Bu bölüm Japon anlatısının en belirgin ilkesini gösterir: hiçbir ölüm eksiltmez. Anne ölürken doğurur, oğul öldürülürken doğurur; İzanagi'nin sonradan ölüler ülkesinden dönüp yıkandığında Amaterasu, Tsukuyomi ve Susanoo'yu var etmesi de aynı zincirin son halkasıdır.

Tapımı

Ateş tanrısına tapım, ateşten korunma tapımıdır. Ahşap ve kâğıttan kurulu Japon kentlerinde yangın en büyük yıkım nedeni olduğu için, ona bağlı tapınaklar ülkenin her yanına yayılmıştır. Kyoto yakınındaki Atago dağındaki tapınak ile Akiba adıyla anılan tapınaklar bunların başında gelir; buralardan alınan muskalar ocak başına ya da mutfağa asılır.

Demircilerin de tanrısı sayılır. Aynı ateşin evi yakması ile demiri eritmesi arasındaki bağ, ona hem korkuyla hem gereksinimle yaklaşılmasının nedenidir. Kimi yerlerde yanardağlarla da ilişkilendirilir; ancak bu bağ eski kayıtlarda değil, sonraki yerel inanışlarda kurulmuştur.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Türk mitolojisinde ateşin tanrıçası Od Ana'dır; ama o, ocakta yandığı sürece koruyan bir güçtür ve Kagutsuçi'nin yalnız yıkıcı yüzüyle keskin biçimde ayrılır. İki anlatı ateşin iki yönünü paylaştırmıştır: Japon anlatısı yakanı, Türk anlatısı ısıtanı öne çıkarır.

Yunan mitolojisinde ateş iki figüre bölünür. Ocağın ve demirci körüğünün tanrısı Hefaistos, doğuşundaki kusur yüzünden gökten atılan sakat tanrıdır; ateşi insanlara ulaştıran ve bunun bedelini sonsuz bir cezayla ödeyen ise Prometeus'tur. Her üç anlatıda da ateşin ele geçmesi bir sakatlanmayla, bir cezayla ya da bir ölümle karşılanır — ateş, mitolojilerde bedelsiz alınan tek armağan değildir.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 9 madde, aralarında 22 bağlantı.