söylence
/türk/yel-ana
_

Yel Ana

Yel Ana
Yel Ana.
Yel İyesi olarak da bilinir.
Rüzgârın iyesi, yellerin dişil ruhu.

Rüzgârın iyesi, yani onu yöneten ve ona sahip olan dişil ruhtur. Türk mitolojisinde her doğal ögenin bir iyesi olduğu inancı vardır; suyun, ateşin ve toprağın olduğu gibi rüzgârın da sahibi bulunur. Yel Ana, esen yellerin kişileştirilmiş biçimi olarak düşünülür.

Rüzgârın iki yönlü doğası ona da yansır. Ölçülü estiğinde bereket getirir; tozu taşır, bulutu yürütür, harmanı savurup tahılı samandan ayırır. Öfkelendiğinde ise fırtınaya, kasırgaya ve kavurucu ya da dondurucu yellere dönüşür. Bu yüzden hem yardımcı hem de zarar verici bir güç olarak görülür.

Yel ve Hastalık

Türk halk inancında bazı hastalıkların yel yüzünden geldiğine inanılır. Ani felç, yüz kayması ve eklem ağrıları gibi rahatsızlıklar için yel değmesi ya da yele gelmek denir; bunların kötü bir rüzgârın ya da rüzgârla gelen ruhların etkisiyle oluştuğu düşünülür.

Bu inançta rüzgâr yalnızca hava akımı değil, görünmez varlıkların taşıyıcısıdır. Kötücül ruhların yelle birlikte dolaştığına, bu yüzden ani ve sebepsiz görünen dertlerin rüzgâra bağlandığına inanılır.

İnanç İçindeki Yeri

Yer-su iyeleri arasında sayılır. Rüzgârın erkek kişileştirmesi Yel Ata adıyla anılır; Yel Ana ise aynı gücün dişil yüzüdür. İkisinin ayrı varlıklar mı, yoksa aynı iyenin iki adı mı olduğu anlatıdan anlatıya değişir.

Havayı ve rüzgârı daha geniş bir düzen içinde ele alan Türk gök tasavvurunda, esen yel çoğu zaman Tengri'nin ya da gökyüzü tanrılarının iradesinin bir işareti sayılırdı. Yel Ana da bu tasavvur içinde, göğün gücünü yeryüzüne taşıyan aracı ruhlardan biri olarak düşünülür.