söylence
/türk/çor
_

Çor

Çor — Türk Mitolojisi
Çor.
Çur, Çör olarak da bilinir.
Hastalık getiren kötücül ruh.

İnsana ve hayvana hastalık getirdiğine inanılan kötücül ruhtur. Türkçede çor (çör) sözcüğü doğrudan hastalık, illet, bela anlamına gelir; bu yüzden Çor hem hastalığın kendisini hem de ona yol açan ruhu karşılar. Bu ikili anlam, Türk inancındaki hastalık anlayışının temelini yansıtır ve Albıs ile albastı arasındaki ayrımın bu maddede kurulmamış olmasının sebebidir: çorda varlık ile hastalık aynı adı taşır.

Türk inancında hastalık çoğu zaman bedenin kendiliğinden bozulması değil, dışarıdan bir kötü ruhun insana girmesi olarak düşünülürdü. Çor, bu anlayışta bedene sızıp onu içten çürüten, gücünü ve sağlığını tüketen varlıktır.

Hastalık ve Ruh

Ani ve sebebi anlaşılamayan rahatsızlıklar çoğunlukla Çor'a bağlanırdı. Bir kişinin sebepsiz yere hastalanması, gücünü yitirmesi ya da huzursuzlaşması, bedenine bir çorun girmesiyle açıklanırdı. Yalnızca bedensel değil, ruhsal bozulmalar da bu varlığa yorulabilirdi.

Hastalığın bir varlık olarak düşünülmesi, iyileşmeyi de bir kovma işine dönüştürür: hasta olan kişiden çorun çıkarılması, uzaklaştırılması gerekir. Şaman ya da halk hekimi, hastayı bu ruhtan arındırarak iyileştirmeye çalışırdı; dua, tütsü ve ateş gibi arındırıcı araçlar bu amaçla kullanılırdı. Bu kovma işine kimi Türk topluluklarında kovuç adı verilir; kamın yaptığı iş, hastalığı tedavi etmek değil, hastanın içine yerleşmiş olanı adıyla çağırıp dışarı sürmektir.

Nereden Geldiği

Çorların bir bölümünün, ölüp de yeraltına giden yolu bulamamış kişilerin ruhları olduğu anlatılır. Yerini bulamayan ruh yeryüzünde kalır, canlılara musallat olur ve hastalık hâline gelir; bu durumda kamın işi onu kovmak değil, yeniden yola koymaktır. Geri kalanların ise hiç insan olmamış, doğada başıboş dolaşan kötü ruhlar olduğu düşünülür.

Bu ayrım, Türk inancındaki ölüm anlayışıyla doğrudan ilgilidir: düzgün uğurlanmamış ölü, geride kalanlar için bir tehlike kaynağıdır. Aynı düşünce, mezardan geri dönen Hortlak ve canlıdan kan ya da güç çeken Ubır anlatılarının da temelidir.

Diğer Varlıklarla İlişkisi

Hastalık ve bela getirmesi bakımından, lohusaya musallat olup albastı hastalığına yol açan Albıs ile aynı düşünce dünyasına aittir; ikisi de rahatsızlığı bir varlığın işi olarak açıklar. Uykudaki insanın göğsüne çöken Hıbılık ve Karakura da aynı mantığın başka görünümleridir: rahatsızlığın adı, ona sebep olan varlığın adıdır.

Ölüm ve kötülükle kurduğu bağ bakımından yeraltının hükümdarı Erlik'in dünyasıyla anılır. Kimi anlatılarda hastalık getiren ruhlar doğrudan Erlik'in gönderdiği elçiler sayılır; can almaya gelen Aldacı ile aralarındaki fark, çorun canı almaya değil yalnızca bedeni yıpratmaya gelmesidir.

Çor'un tek bir varlık mı, yoksa hastalık getiren kötü ruhların ortak adı mı olduğu kesin değildir; kaynaklarda çoğunlukla belirli bir kişilikten çok, bir ruh türü ya da hastalığın kişileşmiş biçimi olarak geçer.

Dildeki İzi

Sözcük, Anadolu ve diğer Türk lehçelerinde bugün de yaşamaktadır. Halk dilinde çor, özellikle hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalığı karşılar; ilenç ve beddualarda da bela anlamıyla kullanılır. Çorlamak gibi türevleri hastalanmayı, çor olsun gibi kalıplar ise doğrudan bir ilenci anlatır. Bu kullanımlar, hastalığı bir kötülük ve dış güç olarak gören eski inancın dildeki sürekliliğidir.

Sözcüğün kökeni tartışmalıdır. Tarihî Kıpçak Türkçesi metinlerinde hastalık anlamıyla geçtiği belgelidir; buna karşılık kimi etimoloji sözlükleri onu komşu dillerdeki benzer bir sözcüğe bağlar ve ödünçleme sayar. Sözcüğün nereden geldiği tartışmalı olsa da, hastalığı kişileştiren inanç Türk topluluklarının ortak mirasıdır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 13 madde, aralarında 30 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.