Uyuyan kişinin göğsüne çöküp onu boğmaya çalışan kötücül varlıktır. Anadolu halk inancında yaygın olan karabasan tasavvurunun kendi adıyla anılan biçimlerinden biridir; aynı deneyimi karşılayan Karakura ile çoğu yönden örtüşür.
Genellikle kadın suretinde betimlenir. Bununla birlikte, erkek görünümlü olanları da olduğuna inanılır. Uğradığı kişinin gözüne kedi şeklinde görünebildiği de rivayetler arasındadır.
Görünüşü ve Kılık Değiştirmesi
Çoğu anlatıya göre kedi kılığına girebilir. Bu nedenle halk arasında gece vakti görülen kedilerin bazen Hıbılık olduğuna inanılmıştır. Kılık değiştirebilmesi, onu belirli bir görünüşe bağlanmaktan kurtarır; korkunun kaynağı da tam olarak budur — karşılaşılan sıradan bir hayvan da olabilir, varlığın kendisi de.
Uykuda Basması
Kişilerin göğsüne oturur, boğazlarını sıkar, nefeslerini keserek onları öldürmeye çalışır. İnsan uyku halindeyken üzerine çöker; bu esnada kişi yerinden kımıldayamaz, dili tutulur ve aşırı terler.
Bu belirtiler, bugün uyku felci denilen durumun halk arasındaki söylencesel açıklamasıdır: kişi kendini uyanmış sayar, çevresini algılar, fakat bedenini bir süre yönetemez. Anlatı, açıklanamayan bu deneyimi görünmez bir varlığın ağırlığına bağlar.
Sihirli Börkü
Hıbılık'ın sihirli bir börkü (şapkası) vardır. Bu börkü ele geçiren kişinin zengin olacağına inanılır. Yakalandığı takdirde bulunduğu eve bereket getirdiği, börkünü geri almak için istenen işleri yaptığı anlatılır.
Bir eşyasını alarak varlığı bağlama düşüncesi Türk halk inancında yaygındır; Karakura'nın başlığını ya da bir tüyünü kapan kişinin de ondan dilek dilettiği anlatılır. Böylece korkulan varlık, doğru anda cesaret gösteren için bir kazanca dönüşür.
Benzer Varlıklar
Albıs'a benzetilse de işlev ve hedef aldığı kişiler bakımından farklılıklar gösterir. Albıs yalnızca yeni doğum yapmış kadınlara musallat olurken, Hıbılık kadın ya da erkek ayrımı yapmadan herkese zarar verir. Kan ve can emen Ubır da uykudaki insana çökmesiyle aynı çevrede anılır.
Uyuyanın üzerine çöken varlık başka mitolojilerde de vardır. Nors anlatısındaki Mara, gece uyuyanın göğsüne binip onu bastıran dişi varlıktır; Avrupa dillerinde kâbusu karşılayan sözcükler de bu addan gelir. Yunan anlatısında kâbus, üzerine atlayan anlamındaki adıyla Efialtes diye kişileştirilir. Üç anlatının ortak yanı, aynı bedensel deneyimi — göğse binen ağırlığı ve kımıldayamamayı — bir varlığa bağlamasıdır.