Uyuyan kişinin üzerine çöküp onu bastırdığına inanılan gece varlığıdır. Anadolu ve Türk halk inancında en yaygın adı Karabasan'dır; bölgeye göre Karakura, Ağırlık gibi adlarla da anılır. Adındaki kara hem karanlığı hem de üzerine çöken ağırlığı anlatır.
Uykuyla uyanıklık arasındaki o anda ortaya çıktığına inanılır: kişi kendini uyanmış hisseder, çevresini algılar, ama kımıldayamaz ve konuşamaz. Göğsüne bir ağırlığın bindiğini, nefesinin kesildiğini ve bir varlığın orada olduğunu duyumsar. Bu deneyimin nedeni Karakura'ya bağlanır.
Görünüşü
Ağır, karanlık ve tüylü bir yaratık ya da gölge biçiminde bir varlık olarak betimlenir. Kimi anlatılarda çirkin yaşlı bir kadın, kimilerinde belirsiz kara bir gölge olarak görünür. Yüzü çoğu zaman seçilemez; asıl korku, onu görmekten çok üzerine çöken ağırlığı ve kımıldayamamayı hissetmekten gelir.
Gece, özellikle yalnız uyuyan, yorgun ya da tedirgin kişinin başına geldiğine inanılır. Sırtüstü yatmanın onu davet ettiği düşünülürdü.
Korunma ve Kandırma
Ondan korunmak için yastığın altına ya da yatağın yanına demir bir alet, çoğunlukla bıçak konulurdu; kötü ruhların demirden korktuğu inancı bunun temelidir. Dua okumak, sırtüstü yatmamak ve ışığı büsbütün söndürmemek de koruyucu sayılırdı.
Bazı anlatılarda, basılan kişi kendini toparlayıp Karakura'yı yakalayabilirse ondan kurtulmakla kalmaz, onu kendine hizmet ettirebilir. Varlığın başlığını ya da bir tüyünü kapan kişinin dileğini yaptırdığı, başlığı geri almak isteyen Karakura'nın her isteğe boyun eğdiği anlatılır. Bu motif, cin ve benzeri varlıkları bir eşyasını alarak bağlama inancıyla ortaktır.
Benzer Varlıklar
Göğse çöküp can çekme, kâbus ve ağır basma halleri Türk inancında birden çok varlığa bağlanır. Kan ve can emen Ubır ile lohusaya ve bebeğe musallat olan Albıs da benzer biçimde uykudaki insana çökmekle anılır. Karakura, bu haller arasında özellikle uyku basmasını ve kâbusu karşılayan addır.
Bu inanç, bugün uyku felci denilen ve kişinin uyanıkken bir süre kımıldayamadığı durumun halk arasındaki söylencesel açıklaması sayılır.