Kışın en soğuk günlerinde ortaya çıktığına inanılan umacıdır. Ağırlıkla Karadeniz bölgesi ve Anadolu halk inancında yaşar. Adı Yunancadan gelir; kışın karanlık günlerinde dolaşan cinleri anlatan bir sözcüğe dayanır ve Türk halk kültürüne dışarıdan girip yerleşmiştir.
Yılın en soğuk dönemine, zemheri günlerine bağlıdır. Bu günlere bazı yörelerde doğrudan Karakoncolos günleri denir; kışın en sert, gecelerin en uzun olduğu bu dönemde varlığın dışarıda dolaştığına inanılır. Soğuğun ve karanlığın kişileşmiş biçimi gibidir.
Görünüşü
İri, uzun boylu, bedeni kıllarla kaplı, kara ve korkunç bir varlık olarak betimlenir. Karanlıkta, özellikle gece sokakta ya da ıssız yerlerde dolaşır. Görünüşündeki karanlık ve tüylülük, adındaki kara sözcüğüyle de örtüşür.
Soru Sorması
En bilinen özelliği, karşılaştığı kişiye sorular sormasıdır. Gece yolda birinin karşısına çıkar ve ona sorular yöneltir; anlatıya göre kişinin can güvenliği verdiği cevaba bağlıdır. Verilen her yanıtın içinde kara sözcüğü geçmelidir; bunu başaran kişi kurtulur, şaşırıp başka türlü cevap veren ise varlığın saldırısına uğrar.
Bu yüzden Karakoncolos'la karşılaşan kişinin soğukkanlı davranıp her soruya kara ile karşılık vermesi gerektiği anlatılır. Anlatı, tehlikeyi güçle değil akılla ve sözle aşma motifinin bir örneğidir.
Ondan Korunma
Karakoncolos günlerinde geceleri dışarı çıkmamak, evde kalmak en yaygın korunma yoluydu. Soğuğun ve karanlığın varlığı olduğu için, ateşin başında ve kalabalıkta kalmak güvenli sayılırdı; ıssızlık ve gece onun alanıdır.
Benzer Varlıklar
Issız yerlerde geceleri insanın karşısına çıkması bakımından, yaban umacısı Gulyabani ile aynı çevreye aittir; ikisi de kökeni dışarıdan gelip Anadolu halk inancına yerleşmiş gece varlıklarıdır. Uykuda insanı bastıran Karakura ile adı benzese de ondan ayrıdır: Karakura uyku ve kâbusla, Karakoncolos ise kış ve soğukla ilişkilidir.