söylence
/türk/gulyabani
_

Gulyabani

Gulyabani — Türk Mitolojisi
Gulyabani.
Gulyabâni, Gûlibeyaban, Gûl olarak da bilinir.
Issız yerlerde dolaşan, tüylü yaban umacısı.

Issız yerlerde, kırlarda, harabelerde ve mezarlıklarda dolaştığına inanılan tüylü, korkunç bir yaban varlığıdır. Anadolu halk inancının en tanınmış umacılarındandır. Adı iki dilden birleşerek kurulmuştur: canavar ya da hortlak anlamındaki gûl ile ıssız yer, çöl anlamındaki biyaban. Yani ad, doğrudan ıssızlığın canavarı demektir ve bu yönüyle Türk mitolojisine dışarıdan girip yerleşmiş bir figürdür.

Çoğunlukla iri, uzun boylu, bedeni baştan aşağı kıllarla kaplı, uzun tırnaklı ve dişli bir yaratık olarak betimlenir. Görünüşündeki belirsizlik ve iriliği, ona duyulan korkunun kaynağıdır; kimi anlatıda insana, kimilerinde yarı hayvan bir varlığa benzetilir.

Ters Ayakları

En ayırt edici yanı ayaklarının ters dönük olmasıdır. Bu yüzden bıraktığı izler geldiği yönü değil gittiği yönü gösterir; peşine düşen kişi onu ararken ondan uzaklaşır, kaçtığını sanan kişi ise ona doğru yürür. İz sürmeyi işe yaramaz kılan bu ayrıntı, varlığı yakalanamaz yapan asıl özelliğidir.

Tüylerinin sarı ve kırmızı olduğu, uzun bir sakal taşıdığı ve yaklaştığında ağır bir koku bıraktığı da anlatılır. Dağ yamaçlarında ve ıssız düzlüklerde, çoğunlukla akşamüstü avcıların ve yolcuların yakınında belirir.

Geceye Ait Olması

Yalnızca geceleri ortaya çıkar. Karanlıkta yolda kalan, ıssız bir yerden geçen ya da tek başına yol alan kişinin karşısına dikilir. Yolcuyu korkutup yolundan saptırdığı, onu şaşırtıp aynı yerde döndürdüğü, hatta sırtına binip taşıttığı anlatılır.

Gündüzün ve aydınlığın gücünden kaçar. Şafağın sökmesiyle, ışığın belirmesiyle ya da sabah ezanıyla ortadan kaybolduğuna inanılır. Bu yönüyle karanlığın ve ıssızlığın varlığıdır; aydınlık ve kalabalık onu uzak tutar.

Ondan Korunma

Halk anlatılarında ondan korunmanın ve onu etkisiz kılmanın çeşitli yolları vardır. En bilinen motiflerden biri, gulyabaniye bir iğne batırmaktır; iğne batırılan varlığın gücünü yitirdiği, uysallaşıp kişinin buyruğuna girdiği, iğne çıkarılınca kaçtığı anlatılır. Işık taşımak, dua okumak ve yalnız yola çıkmamak da koruyucu sayılırdı.

Benzer Varlıklar

Issız doğada insanı yoldan çıkaran, tekinsiz bir varlık olması bakımından, ormanda insanı gıdıklayarak öldüren Şürele ile aynı çevreye aittir; ikisi de doğanın insana ait olmayan, korkulan yüzünü temsil eder. Kışın soğuk gecelerinde ıssız yollarda dolaşan Karakoncolos da kökeni dışarıdan gelip Anadolu halk inancına yerleşmiş bir gece varlığı olarak onunla birlikte anılır. Halk inancında çoğu zaman cinler ve mezardan kalkan varlıklarla birlikte anılır.

Yolcuyu ıssızda şaşırtan varlık başka mitolojilerde de vardır. Japon anlatısındaki Tengu, dağda yürüyeni yolundan eden, kimi zaman havalandırıp başka bir yere bırakan varlıktır; Yunan anlatısındaki Pan ise tenha yerlerde yolcuya sebepsiz bir dehşet salar — bugün kullanılan panik sözcüğü onun adından gelir. Üçünde de korku, canavarın gücünden çok yalnızlığın ve ıssızlığın kendisinden doğar.

Edebiyattaki Yeri

Sözcüğün Türkçede bu kadar tanınmasında edebiyatın payı büyüktür: Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın aynı adı taşıyan romanı, halk arasında yaşayan bu umacıyı yazılı anlatıya taşımış ve adını yaygınlaştırmıştır.

Bugün gulyabani, masalların, korku anlatılarının ve gündelik dilin tanıdık bir umacısıdır; korkutucu ve tüylü bir varlığı anlatmak için adı mecazen de kullanılır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 6 madde, aralarında 11 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.