söylence
/türk/şürele
_

Şürele

Şürele
Şürele.
Şurale, Şüräle olarak da bilinir.
Gıdıklayarak öldüren orman cini.

Ormanda yaşayan, insanları yoldan çıkaran cin benzeri bir varlıktır. Ağırlıkla Tatar ve Başkurt Türklerinin anlatılarında geçer. Ormanın tekinsiz ve korkutucu yüzünü temsil eder.

Alnında tek bir boynuzu, uzun parmakları olan, bedeni kıllarla kaplı bir yaratık olarak betimlenir. Geceleri ormanda dolaşan, yolunu şaşıran ya da yalnız kalan kişinin karşısına çıkar.

Gıdıklaması

En bilinen özelliği, kurbanını gıdıklayarak öldürmesidir. Uzun parmaklarıyla yakaladığı kişiyi, o gülmekten canını verene kadar gıdıkladığı anlatılır. Bu yönüyle ormanda karşılaşılması en korkulan varlıklardandır; ona yakalanan kişinin kaçması güçtür.

Ormanı gözeten, insana zarar vermeyen Ebede gibi iyelerin aksine Şürele, doğrudan zarar veren tekinsiz bir varlıktır. İkisi de orman iyesi sayılsa da biri koruyucu, öteki tehlikelidir.

Kandırılması

Gücüne karşın akılla alt edilebilir. En bilinen anlatıda, ormanda odun kesen bir adam Şürele'yi yarılmış bir kütüğün arasına parmaklarını sokmaya kandırır; adam kamayı çekince yaratığın parmakları kütüğe sıkışır ve kurtulamaz.

Yaratık adamın adını sorduğunda, adam adının Bıltır, yani geçen yıl olduğunu söyler. Sıkışan Şürele acıyla bağırıp yardım isteyince, sesini duyan öteki Şüreleler seni geçen yıl incittiyse şimdi yapacak bir şey yok diyerek gelmez. Böylece adam ceza görmeden kurtulur.

Bu ad oyunu, kahramanın adını gizleyerek canavarı alt etmesi motifinin bir örneğidir; aynı motif, tek gözlü devi kör eden Yunan anlatısındaki Kimse hilesiyle ve Oğuz anlatısındaki Tepegöz bölümüyle akrabadır.

Kaynaklardaki Yeri

Şürele, Tatar halk anlatılarının en tanınmış varlıklarından biridir. Tatar şairi Abdullah Tukay'ın aynı adı taşıyan manzumesiyle geniş kitlelere ulaşmış; bu eser, halk arasında yaşayan eski anlatıyı edebiyata taşımıştır. Bugün Tatar kültüründe masalların, tiyatronun ve balenin tanıdık bir figürüdür.