Japon inancında öldüğü halde bu dünyadan ayrılamayan kişinin ruhudur. Adı sönük, belirsiz anlamındaki yu ile ruh anlamındaki rei sözcüklerinden kurulur, borei ve şiryo adlarıyla da anılır. Olağanüstü varlıkların tümünü toplayan obake ve yokai sözcüklerinden ayrılır, çünkü bir zamanlar yaşamış bir insandır. Tengu ya da Kappa gibi kendi başına bir tür değil, geride kalmış bir ölüdür.
Geride kalmasının bir sebebi vardır. Ölüm ansızın ve zorla gelmişse, cenaze töreni eksik kalmışsa ya da ölen kişi öfke, kıskançlık, sevgi ve karşılanmamış bir istek taşıyorsa ruh yolunu bulamaz, işi görülene kadar dirilerin arasında kalır. Çoğu zaman öldüğü yerden ya da peşine düştüğü kişiden ayrılmaz, gecenin ikisiyle ikibuçuğu arasındaki öküz saati denen vakitte belirir. Yanagita Kunio'ya göre onu öbür olağanüstü varlıklardan ayıran da budur, yurei bir amaç güder.
Ruh ve Törenler
Her insanda reikon denen bir ruh bulunduğuna inanılır. Ölümün ardından bu ruh bedenden ayrılır ve gereken törenler eksiksiz yapılırsa atalara katılır, artık korkulan değil koruyan bir güçtür. Ölülerin indiği yeraltı ülkesi Yomi eski Şinto anlatısına aittir, ölümün ardındaki kırk dokuz günlük geçiş süresi inancı ise Budizm ile gelmiştir. Ağustostaki Obon şenliğinde yolunu bulmuş ruhların atalarının evine döndüğüne inanılır, mezarlar temizlenir ve şenliğin sonunda ruhlar suya bırakılan fenerlerle uğurlanır.
Görünüşü
Bugün bilinen görüntüsü Edo döneminde yerleşmiştir, üstünde beyaz bir cenaze giysisi vardır. Astarsız düz beyaz kimonoya katabira, üstüne Budist duaları yazılmış olanına kyokatabira denir. Beyaz, Şinto'da arınmışlığın rengidir ve rahiple ölüye ayrılmıştır. Alnına bağlanan beyaz üçgen bez hitaikakuşi adıyla anılır, kimi kaynak buna tenkan der.
Saçı uzun, siyah ve dağınıktır. Bunun kökeninde kadının cenazede saçını çözme âdeti bulunur. Elleri bileklerinden cansız sarkar, belden aşağısı yoktur, gövdesi uzun eteğin içinde silinir. Yanında mavi, yeşil ve mor yanan ateş toplarıyla görünür. Hitodama denen bu alevler ayrı varlıklar değil, ruhun kendi parçalarıdır. Bacaksız görüntünün en erken örneklerinden biri Maruyama Okyo'nun 1750'de çizdiği Oyuki'nin Hayaleti adlı resimdir.
Çeşitleri
En korkulanı, hakkı yenerek ölenin öç almak için dönen ruhu Onryo'dur. Uğradığı haksızlık giderilmedikçe yatışmaz, kötülük edenin çevresini de vurur, hastalık ve yangın getirir.
Devlet işinde yüksek yere gelmişken haksızlığa uğrayarak ölenin ruhuna Goryo denir. En bilinen örneği Sugawara no Miçizane'dir. Bu bilgin iftiraya uğrayıp 901 yılında Kyuşu'ya sürülür ve iki yıl sonra orada ölür. Ardından başkenti salgın ve yıldırım basar, saray bunu onun öfkesine bağlar. Unvanları geri verilir, 947'de Kitano'da adına tapınak kurulur. Ruh böylece Tencin adıyla bir kamiye dönüşür ve bugün öğrenmenin tanrısı sayılır.
Doğururken ölen ya da arkasında küçük çocuk bırakan annenin ruhuna Ubume denir. Yaygın bir anlatıda geceleri dükkâna gelip şeker alan solgun kadının ardından gidilir ve mezarda ölü annenin yanında yaşayan bir bebek bulunur.
Denizde boğulanın ruhu Funayurei adını alır. Sisli gecelerde teknenin yanında belirir, kendisine hişaku denen tahta kepçenin verilmesini ister. Kepçeyi alırsa tekneye su doldurup batırır. Bu yüzden balıkçı teknelerinde dibi çıkarılmış kepçe bulundurulurdu.
Aşırı öfke ya da kıskançlık taşıyan yaşayan bir kişinin ruhu da bedeninden ayrılıp başkasına musallat olabilir, buna İkiryo denir.
Üç Büyük Anlatı
Edo döneminde hayalet anlatısı kaidan başlı başına bir tür olur, yüz mumun tek tek söndürüldüğü hyakumonogatari kaidankai toplantıları bu anlatıları çoğaltır. En bilinen üçü üç büyük hayalet sayılır.
Birincisi Oiwa'dır. Tsuruya Nanboku'nun 1825'te yazdığı kabuki oyunu Yotsuya Kaidan'da anlatılır. Kocası İemon, başka bir aileye damat girmek için karısına verilen zehri görmezden gelir. Yüzü bozulan Oiwa can verir ve öç almak için döner. Düğün gecesi yeni gelinin yüzünde Oiwa'yı gören İemon onu kendi eliyle öldürür.
İkincisi Okiku'dur. Efendisinin tabaklarından birini kırdığı öne sürülen hizmetçi kız öldürülüp kuyuya atılır. Her gece kuyudan çıkıp tabakları sayar, dokuza geldiğinde bulamadığı onuncu için ağlamaya başlar. Himeci kalesinin avlusundaki kuyu bugün de onun adıyla anılır.
Üçüncüsü Otsuyu'dur. Botan Doro yani Şakayık Feneri adıyla bilinen anlatıyı Asai Ryoi 1666'da Çin'den Japoncaya kazandırır. Ölen genç kadın her gece elinde şakayık desenli bir fenerle sevdiği adama gelir, adam onun öldüğünü bilmez. Uşağı bir gece efendisini bir iskeleti kucaklarken görür. Kapıya asılan kutsal yazı kadını içeri sokmaz, ama kadın uşağı kandırıp yazıyı kaldırtır ve sabah adam kemikleri kucaklamış ölü bulunur.
Yatıştırılması
Yurei kovulmaz, işi görülür. Öcü alınırsa, cenazesi eksiksiz yapılırsa ya da geride kalan isteği yerine getirilirse ruh yolunu bulur ve bir daha görünmez. Onryo bu yollarla kolay kolay yatışmaz, bu yüzden kötü ölen kişi için önceden rahiplerden tören istenirdi. Zararlı ruha karşı ofuda denen kutsal yazı da kullanılır. Üstünde bir kami adı yazılı olan bu kâğıt hayaletin alnına konursa onu uzaklaştırır, kapıya asılırsa eve girmesini engeller.
Bedensiz Ölü
Ölünün dönmesi başka mitolojilerde de anlatılır, ama dönenin ne olduğu değişir. Nors mitolojisindeki Draugr gömüldüğü höyükten gövdesiyle kalkar ve ancak dövüşerek yenilir. Türk anlatısındaki Hortlak da mezardan kalkan bir bedendir. Yurei'nin ise gövdesi yoktur. Onu korkunç kılan gücü değil, arkasında bıraktığı görülmemiş hesaptır.