Nors anlatısında mezarında yatmayıp kalkan ölüdür. Bir hayalet değildir: görünmez bir ruh olarak değil, kendi bedeniyle döner. Gömüldüğü höyükte yanına konulan hazinenin başında bekler ya da dışarı çıkıp yaşayanların arasında dolaşır.
Onu benzerlerinden ayıran yan, ölümün onu zayıflatmamasıdır. Tersine güçlenir; sağken taşıyamayacağı ağırlıkları kaldırır, boyu büyür, dövüşte kimse karşısında duramaz. Kuzey anlatısında ölüm bir bitiş değil, kimi ölüler için bir güç kaynağıdır.
Adı ve Türleri
Ad, İskandinav dillerinde doğrudan geri dönen ölü anlamına gelir. Kaynaklarda iki ayrı adla anılan iki davranış biçimi görülür.
Birincisi höyükte oturan anlamına gelen türdür; gömüldüğü yerden pek ayrılmaz, yanındaki hazineyi bekler ve yalnızca mezarını açana saldırır. İkincisi yeniden yürüyen anlamına gelir; höyüğünden çıkar, eski evine ve köyüne döner, hayvanları telef eder, insanları çıldırtır ve sağken husumet duyduklarını öldürür. İkinci tür çok daha tehlikeli sayılır.
Görünüşü
Rengiyle tanınır. Kaynaklarda ölüm mavisi ya da ceset solgunluğu denilen iki renkten biriyle betimlenir; biri kararmış morumsu, öbürü kansız beyazdır. Gövdesi şişmiştir ve ağırlığı olağandışıdır; bir anlatıda bir öküz büyüklüğüne kadar şiştiği söylenir.
Çürüme kokusu onunla birlikte gelir; kokusunun geldiği yer yaklaştığının ilk işaretidir. Buna karşılık bazı anlatılarda hiç bozulmamış, gömüldüğü gün gibi durur — bozulmamış bir cesedin de tekinsiz sayılması bu inancın parçasıdır.
Gücü
Olağanüstü kuvvetinin yanında başka yetenekleri de sayılır. Biçim değiştirir; fok, boğa, kedi ya da kır bir at kılığında görünebilir. Toprağın ve taşın içinden geçer, bu yüzden mezarı kapatmak onu tutmaya yetmez.
Havayı bozduğuna, sisi ve karanlığı çağırdığına inanılır. Uyuyanın rüyasına girip onu hastalandırabilir ya da aklını alabilir. Anlatılarda en çok yinelenen görüntülerden biri, gece evin damına çıkıp orada tepinmesidir; sabaha kadar süren bu gürültü, evi boşaltmaya yeter.
Zararı çoğunlukla mala ve hayvana yöneliktir. Sürüyü kırar, çobanı öldürür, çiftliği yaşanmaz hale getirir. Bu yönüyle bir korku figürü olmanın ötesinde, bir ailenin yıkımının anlatısıdır.
Kimin Draugr Olduğu
Her ölü dönmez. Sağken açgözlü, kötü huylu ve kavgacı olanların; malına aşırı düşkün olanların; büyüyle uğraşanların döneceğine inanılır. Ölümden sonraki hâl, sağken taşınan huyun sürmesi sayılır.
İkinci sebep gömüdür. Gereğince gömülmeyen, töreni eksik kalan ya da hesabı görülmeden ölen kişi de aynı tehlikeyle anılır. Ölmek yetmez, doğru biçimde ölmek gerekir.
Yok Edilmesi
Silahla öldürülmez; anlatılarda kahraman onunla güreşir ve ancak yere indirebilirse iş görebilir. Bu yüzden draugr anlatıları çoğunlukla bir dövüş sahnesi üzerine kuruludur.
Yere indirildikten sonra başı kesilir ve kesik baş bacaklarının ya da kalçasının yanına konur; başın gövdeyle yeniden birleşmemesi için. Ardından ceset yakılır ve külü denize savrulur. Üç aşamanın da yapılması istenir; yarım bırakılan iş sonuç vermez.
Önleyici Gömü Âdetleri
Asıl tedbir ölü daha gömülmeden alınır. Cesedin evden kapıdan çıkarılmayıp duvarda açılan bir delikten geçirildiği, deliğin sonra örüldüğü anlatılır; böylece ölü geri döneceği yolu bulamayacaktır.
Ayak tabanlarına iğne batırılması, ayak başparmaklarının birbirine bağlanması ve göğsün üzerine makas konulması da sayılan uygulamalardandır. Hepsinin ortak mantığı aynıdır: ölüyü yürüyemez ve kalkamaz hale getirmek. Demirin koruyucu sayılması, Türk inancındaki Hortlak tedbirleriyle birebir örtüşür.
Anlatılardaki Örnekleri
En tanınmışı bir çobandır. Kışın ölüp gereğince gömülemeyen Glam, geri döner ve çalıştığı çiftliği boşaltacak kadar dehşet salar; gece damda tepinir, insanları öldürür. Sonunda güçlü bir adam olan Grettir onunla güreşip başını keser. Ne var ki ölü, son nefesinde ona beddua eder: bundan sonra karanlıktan korkacak, yalnız kalacak ve genç yaşta ölecektir. Beddua tutar. Anlatının vurgusu buradadır — draugr yenilse bile bir bedel bırakır.
Bir başka anlatıda sağken komşularına zulmeden aksak ayaklı bir adam ölür ve dönmeye başlar. Cesedi birkaç kez yerinden alınıp başka yere gömülür, yine durmaz; en sonunda kır bir boğa kılığında görünür ve ancak yakılarak işi bitirilir.
Bir çiftlikte görülen ölü kalabalığının, yaşayanlar tarafından mahkeme kurularak kovulduğu da anlatılır: ölülere tek tek dava açılır, hüküm okunur ve her biri kapıdan çıkıp gider. Kuzey toplumunda hukukun ne kadar merkezî olduğunu gösteren en çarpıcı sahnelerden biridir; ölüler bile hükümle çıkarılır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Türk inancındaki Hortlak ile temel yapısı aynıdır: ikisi de görünmez ruh değil, mezardan kalkan bedendir; ikisi de gereğince gömülmeyen ya da hesabı kapanmamış ölüden çıkar; ikisine karşı da kazık, demir ve yakma anılır. Ayrıldıkları yer güçtür — hortlak korkutur ve zarar verir, draugr ise dövüşülecek bir hasımdır. Kan ve can emen Ubır ise draugr'un beslenen yanına daha yakındır.
Japon anlatısındaki Yurei tam karşıt ucu gösterir: o bedensiz bir ruhtur, öfkesini taşır ama gövdesi yoktur. Draugr'un bütün gücü gövdesinden gelir; birini bedenin yokluğu, öbürünü bedenin sürmesi korkunç kılar.
Bir de gitmeyen ölünün nereye gitmesi gerektiği sorusu vardır. Nors düzeninde ölülerin yeri Hel'in ülkesidir; draugr, oraya gitmeyi reddetmiş olandır. Kötülüğü yaptığı işlerden önce, bulunduğu yerden gelir.