söylence
/nors/mara
_

Mara

Mara
Mara.
Mare, Mahr olarak da bilinir.
Uyuyanın üstüne binen dişi varlık.

Nors ve Cermen inancında uyuyan kişinin göğsüne oturup onu bastıran varlıktır. Çoğunlukla dişi olarak düşünülür. Üzerine bindiği kişi soluk alamaz, kımıldayamaz ve ağır bir rüya görür; sabah uyandığında bedeni yorgun, göğsü ağrılıdır.

Kuzey inancının kötücül varlıkları arasında en kalıcı olanıdır, çünkü adı yaşamayı sürdürmüştür. Avrupa dillerinin çoğunda kâbusu karşılayan sözcük bu addan gelir; varlık unutulmuş, adı kalmıştır.

Adı

Kökeninin ezmek, bastırmak, sıkıştırmak anlamına gelen çok eski bir köke bağlandığı düşünülür. Anlam doğrudan yaptığı işi anlatır: göğse binen ağırlık.

Ad İskandinav dillerinde bugün de yaşar ve kâbus karşılığındaki sözcükler onunla kurulur — Danca'da mara binişi, İsveççe'de mara rüyası. Fransızca ve İngilizcedeki karşılıklar da aynı köke bağlanır.

Kralın Ölümü

Adının geçtiği en eski ve en somut anlatı bir kralın ölümüdür. İsveç'in eski krallarından Vanlandi, kışı geçirmek için gittiği yerde bir kadınla evlenir, sonra sözünü tutmayıp geri dönmez ve yıllarca ortalıkta görünmez.

Terk edilen kadın, Huld adlı bir büyücüye başvurur. Büyücü ya kralı geri getirecek ya da onu öldürecektir. Kral bir gece uykusunda, üzerine bir maranın bindiğini haykırarak uyanır.

Adamları koşup başını tutar, mara bacaklarını ezmeye başlar; bacaklarını kurtarmaya çalıştıklarında bu kez başına çöker ve kralı orada öldürür. Anlatının çarpıcı yanı, bir kralın orduyla değil uykuda öldürülmesidir; mara bu yönüyle bir korku figürü değil, bir silahtır.

Yaptıkları

İşi yalnızca göğse binmek değildir. Uyuyanın saçını gece boyunca karıştırıp düğümlediğine inanılır; sabah çözülmeyen keçe gibi tutamlar onun izi sayılır ve İskandinav dillerinde bu düğümler doğrudan onun adıyla anılır.

Aynı işi hayvanlara da yapar. Ahıra girip atların yelesini örer, gece boyunca onlara biner ve sabah hayvanı ter içinde, bitkin bırakır. Kimi anlatılarda ağaçlara da bindiği ve dalları eğip büktüğü söylenir.

Kapalı yere nasıl girdiği ayrı bir merak konusudur. Anahtar deliğinden, budak deliğinden ya da duvardaki en küçük aralıktan geçebildiğine inanılır. Bir kez girdikten sonra ancak girdiği delikten çıkabilir; bu kural, ona karşı kurulan tuzakların da temelidir.

Kimin Mara Olduğu

Onu Kuzey inancındaki öbür varlıklardan ayıran bir yan vardır: her zaman yabancı bir yaratık değildir. Yaşayan bir kadının, uykudayken bedeninden ayrılan ruhu da mara olabilir.

Bu inanışta kadın yaptığını bilmez; sabah kendi yatağında uyanır ve gece nerede dolaştığından haberi yoktur. Kötülük bir niyet değil, bir hâldir. Aynı düşünce, kötücül varlıkların çoğunun insandan ayrı sayıldığı geleneklerde ender görülür.

Korunma

Başlıca korunma aracı çeliktir. Yatağın başucuna ya da yatağın içine ağzı yukarı bakacak biçimde bir bıçak konur; demirin kötücül varlıkları uzak tuttuğu inancı, Türk inancındaki lohusa tedbirleriyle aynı mantığa dayanır.

İkinci yol ayakkabılardır: yatağın altına, burunları yataktan dışarı bakacak biçimde bir çift ayakkabı bırakılır. Anahtar delikleri ve duvardaki aralıklar tıkanır; girmesi engellenemiyorsa bari çıkışı kapatılsın diye de aynı delik tıkanır, böylece yakalanacağı düşünülür.

Bir başka uygulama oyalamaktır. Huş ağaçlarında bir mantarın yol açtığı, dalların bir noktada sık bir yumak halinde toplandığı çalımsı oluşum kesilip kapının üstüne asılır. Maranın bu karışık dal yumağını insan saçına yeğlediğine ve geceyi onu çözmekle geçireceğine inanılır.

Karıştırılmaması Gerekenler

İngilizcede kâbusu karşılayan sözcüğün içindeki bu ad, kısrak anlamına gelen sözcükle karıştırılır. İkisinin ortak kökü yoktur; ad, ezen varlığın adıdır, ata gönderme yapmaz. Maranın atlarla ilişkisi bu adlandırmadan değil, ahırlara girip yeleleri örmesinden gelir.

Doğu geleneklerinde geçen ve tümüyle başka bir varlığı karşılayan aynı sesteki adla da ilgisi yoktur.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Aynı deneyim Türk inancında birden çok adla anılır. En yaygını halk dilinde karabasan denilen Karakura'dır; Hıbılık ve Enkebit de aynı hâli karşılar. Anlatılar örtüşür: göğse binen ağırlık, kesilen soluk, kımıldayamama ve karanlıkta gelen varlık.

Örtüşme bir ayrıntıda şaşırtıcı biçimde tamdır. Türk inancındaki Albıs'ın da geceleri ahırlara girip atların yelesini ördüğüne inanılır; sabah karışmış, örülmüş bir yele bulmak onun uğradığına yorulur. İki ayrı gelenek, aynı gözlemden aynı sonucu çıkarmıştır.

Yunan anlatısında aynı hâl Efialtes adıyla kişileştirilir ve o ad da üstüne atlayan anlamına gelir. Dördü arasındaki fark betimlemededir: Türk ve Nors anlatılarında varlığın görünüşü, huyu ve alışkanlıkları anlatılır, Yunan anlatısında ise yalnızca ağırlığı vardır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 7 madde, aralarında 16 bağlantı.