Kut, Türk inancında Tengri'den gelen ilahi lütuf, talih ve yaşam gücüdür. Hem bir hükümdara yönetme yetkisi veren kutsal onayı, hem de her canlıya hayat ve baht veren özü anlatır. Türk düşüncesinin en temel kavramlarından biridir.
Anlamı ve İzleri
Kut sözcüğü baht, bereket, ululuk ve kutsallık gibi anlamları bir arada taşır. Bugün Türkçede kullanılan kutlu, kutsal ve kutlamak sözcükleri bu köke dayanır ve kavramın bereketli, uğurlu, kutsanmış anlamını yaşatır.
Hükümdarın Kutu
Bozkır devlet anlayışında kut, Tengri'nin hükümdara bağışladığı yönetme yetkisidir. Kağan tahta kendi gücüyle değil, Tengri ona kut verdiği için oturur. Göktürk yazıtları bu düşünceyi açıkça yansıtır ve kağanın Tengri'nin buyruğuyla iş başına geldiğini söyler. Hükümdar adaletten ayrılır ya da Tengri'nin gözünden düşerse kutunu yitirebilir, bu da devletin çöküşü sayılır.
Can ve Ruh Olarak Kut
Kut yalnız hükümdara değil, her canlıya verilen bir yaşam gücüdür. İnsanın canını, bahtını ve yaşama enerjisini taşıyan bu öz, doğumla birlikte bağışlanır. Çocukların kutunu koruyan ve bağışlayan güç çoğu zaman ana tanrıça Umay ile ilişkilendirilir. Kutun bedenden ayrılması ya da yitmesi hastalık ve ölüm getirir. Yitirilen kutu geri getirmeye çalışan kişi ise şamandır.