Yaratılışın başında, evrenin ilk sularından çıkan dişil varlıktır. Ak Ene olarak da anılır. Adındaki ak, Türk mitolojisinde saflığı, aydınlığı ve iyiliği simgeler; bu yönüyle Ak Ana, başlangıcın temiz ve yaratıcı gücünü temsil eder.
Kendisi doğrudan evreni yaratmaz; yaratma eylemini başlatan itkiyi verir. Bu yönüyle yaratıcı tanrının değil, yaratma düşüncesinin kaynağı olarak düşünülür.
Yaratılıştaki Rolü
Altay yaratılış anlatısına göre başlangıçta yalnızca uçsuz bucaksız su vardı; henüz ne gök ne yer vardı. Bu suların içinden Ak Ana belirir ve yaratıcı güce, yani Ülgen'e yaratmayı buyurur. Ona yarat diyerek ilk sözü, ilk düşünceyi verir ve yeniden sulara çekilir.
Bu sözden sonra Ülgen yeryüzünü ve düzeni kurmaya girişir. Ak Ana anlatının yalnızca başında görünür; işlevini tamamladıktan sonra bir daha ortaya çıkmaz. Bu kısa ama belirleyici rol, onu evrenin varlık kazanmasının ilk kıvılcımı yapar.
İnanç İçindeki Yeri
Sudan çıkması, Türk yaratılış tasavvurundaki ilk unsurun su olması inancıyla örtüşür. Yaratıcı tanrı Kayra Han ve Ülgen ile birlikte anıldığında, Ak Ana onların da önünde gelen, yaratma iradesini uyandıran ilk ilke olarak konumlanır.
Ana sıfatını taşıyan diğer dişil varlıklar gibi, doğurganlık ve yaşamın kaynağıyla ilişkilendirilir; ancak Umay doğumu, Etügen toprağı temsil ederken Ak Ana, henüz hiçbir şey yokken var olan ilk yaratıcı düşünceyi temsil eder.