Etügen Ana ya da Etügen Ece şeklinde anılır. Doğrudan doğa ile ilişkili bir kutsal varlıktır ve özellikle toprak, bereket, doğurganlık ve doğa düzeni ile ilişkilendirilir. Gökyüzünün karşısında yeryüzünü temsil eder; Tengri yukarıdan buyururken Etügen aşağıdan besler.
Tüm doğa onun bir parçası kabul edilir. İnsanların doğayla uyumlu yaşamasını ister; doğayı tahrip edenlere kızar ve kuraklık, felaket gönderebilir.
Eski Türkler için toprak kutsaldı, Etügen de bu kutsallığın kişileşmiş halidir.
Adı ve Ötüken ile İlişkisi
Adın kökeni tartışmalıdır. Kimi araştırmacılar onu dua etmek ve gücü yetmek anlamlarını taşıyan eski bir köke, kimileri doğurganlığı anlatan bir sözcüğe bağlar. Moğolcada aynı ad bugün de yer tanrıçasını karşılar ve Etügen eke biçiminde anılır.
Ad, Göktürklerin kutsal saydığı ormanlık dağlık bölgenin adı olan Ötüken ile ses bakımından yakındır. Orhun yazıtlarında Ötüken, kağanın oturması gereken, orada oturulduğu sürece ilin ayakta kaldığı yer olarak anılır. İki adın aynı kökten gelip gelmediği kesin değildir: kimi araştırmacılar yer tanrıçasının adının kutsal yere verildiğini savunur, kimileri ikisini ayrı sözcükler sayar. Bu maddede ikisi ayrı tutulmuş, yalnızca yakınlıkları belirtilmiştir.
Betimlenmesi
Belirgin bir insan biçimi yoktur; toprağın kendisi olarak düşünülür. Kimi anlatılarda dört ya da sekiz köşeli bir kadın ruhu olarak tasarlanır. Yakut Türklerinde yeryüzünün ortası yer ananın sarı göbeği ya da gümüş göbeği diye anılır; bu deyiş, dünyayı bir bedene benzeten eski bir tasavvurun izidir.
Aynı tasavvurda dünyanın göbeğinden göğe uzanan bir ağaç bulunur. Yer ile göğü birbirine bağlayan Ulukayın, Etügen'in bedeninden çıkıp Tengri'nin katına uzanan bu eksenin karşılığıdır.
Tapımı
Etügen'e tapınma ritüellerinde genellikle kırmızı renkli bir at kurban edilirdi, bu kurban genelde bir dağın zirvesinde yapılırdı.
Toprağa gösterilen saygı da onun payı sayılırdı. Boş yere ot yolmak, toprağı kazıp bırakmak, otlağı ve suyu kirletmek hoş karşılanmazdı; bunların yer ananı gücendirdiğine ve bereketi kaçırdığına inanılırdı. İçilen içkinin ilk yudumunun yere serpilmesi, ona sunulan küçük paydır.
Yer Su İçindeki Yeri
Eski Türk inancında yer ve su birlikte anılır; Orhun yazıtlarında yer sub, kağanla birlikte ülkeyi koruyan kutsal güçler olarak geçer. Etügen, Yer Su denilen bu bütünün toprağa düşen yüzüdür; suların sahibi Su İyesi ise aynı bütünün öbür yarısıdır.
Her pınarın, dağın ve ormanın kendi iyesi bulunmasına karşılık Etügen tek tek bir yerin değil, yeryüzünün tamamının sahibidir. Bu yönüyle iyelerden bir basamak yukarıda, tanrıça sayılabilecek bir varlıktır.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Yeryüzünün bir ana olarak düşünülmesi çok yaygındır. Sümer'de gök tanrı An'ın eşi Ki doğrudan yer anlamına gelir ve ikisinin ayrılmasıyla evren kurulur; Etügen ile Tengri arasındaki yer–gök ikiliği aynı kalıptadır. Yunan mitolojisinde topraktan doğan ve bütün soyların anası olan Gaia da tanrı kuşaklarının başında durur.
Mısır'da ise ikilik terse döner: orada toprak erkek Geb, gök ise onun üstüne kapanan dişi Nut'tur. Bu ters kuruluş, yer–gök ayrımının her yerde aynı cinsiyetle anlatılmadığını gösterir; Türk mitolojisindeki dizilim yaygın olanı izler.