Yunan mitolojisinde göğün kişileşmiş biçimi ve evrenin ilk kralıdır. Toprak ana Gaia'nın hem oğlu hem eşidir; Titanların, tek gözlü devler Kikloplar'ın ve yüz kollu Hekatonkheirler'in babasıdır. Oğlu Kronos tarafından tahtından edilmesi, Yunan anlatısındaki üç kuşaklık iktidar zincirinin ilk halkasıdır.
Adı doğrudan gök demektir; ayrı bir ad değil, göğün kendisinin adıdır. Yunan tanrıları arasında adı bugün gezegenlerden birinde yaşamayı sürdüren tek tanrı odur — öbür gezegenler Roma adlarıyla anılırken, o Yunanca adıyla kalmıştır.
Doğuşu
En eski anlatıya göre başlangıçta boşluk vardı; ondan sonra geniş göğüslü Gaia geldi. Gaia önce kendi başına, eşsiz olarak Uranos'u doğurdu; onu kendisini her yandan örtsün ve tanrılara sarsılmaz bir yurt olsun diye var etti. Ardından dağları ve denizi doğurdu, sonra da kendi oğluyla birleşip evrenin ilk tanrı kuşağını dünyaya getirdi.
Göğün topraktan doğması, sonra da onun eşi olması Yunan anlatısının başlangıçtaki ölçüsüzlüğünü gösterir: henüz kural, sınır ve akrabalık yasağı yoktur; bunlar sonraki kuşakların kuracağı şeylerdir. Kimi kaynaklar Uranos'u Gaia'nın oğlu değil, gökyüzü ışığı ile gündüzün çocuğu sayar; ama yaygın olan ve sonraki bütün anlatıyı taşıyan biçim ilkidir.
Çocuklarını Gizlemesi
Gaia'dan on iki Titan, üç tek gözlü dev ve üç yüz kollu dev doğdu. Uranos doğan çocuklarından tiksindi ve hiçbirinin ışığa çıkmasına izin vermedi; hepsini doğar doğmaz annelerinin derinliklerine geri tıktı ve bunu yaparken yaptığı işten hoşnut oldu.
Çocuklarını yok etmez, yalnızca gömer. Yeryüzü ise onların hepsini içinde taşıdığı için ağrıdan kıvranır. Baba, doğurmayı sürdüren toprağı doğurduğunu saklamaya zorlamaktadır; anlatının bütün gerilimi bu tıkanmadan doğar.
Devrilişi
Acıya dayanamayan Gaia çelikten bir tırpan yaptı ve çocuklarını babalarına karşı çağırdı. Hepsi korkudan sustu; yalnızca en genç Titan olan Kronos atıldı. Annesinin öğrettiği gibi pusuya yattı ve gece toprağın üstüne inen babasını tırpanla saf dışı bıraktı; kestiği parçaları arkasına bakmadan denize fırlattı.
Böylece gök yerden ayrıldı ve bir daha yeryüzüne inmedi. Yunan anlatısında gökle yerin arasındaki boşluk — yani dünyanın içinde yaşanabilecek bir yer olması — bu darbenin sonucudur.
Uranos devrilirken oğlunu lanetledi ve onun da kendi çocuklarından biri eliyle tahtından edileceğini bildirdi. Aynı anda öbür çocuklarına da bir ad verdi: onlara gerilenler anlamına gelen bir sözcükle seslendi ve bir gün bu işin öcünün alınacağını söyledi. Titan adının kaynağı bu ana bağlanır — bütün bir tanrı kuşağı, adını babalarının bedduasından alır.
Kanından Doğanlar
Yarası bununla bitmez; akan kan yeryüzüne düştüğü yerde yeni varlıklar doğurur. Toprağa sızan kandan, kan davasını kovalayan öç tanrıçaları Erinyler, tanrılara karşı ayaklanacak olan Gigantlar ve dişbudak ağacının perileri doğar. Denize düşen parçaların çevresinde toplanan köpükten ise Afrodit var olur.
Aynı darbeden hem öcün hem güzelliğin doğması, Yunan anlatısının en çok üstünde durulan yanlarındandır. Şiddet burada kısır değildir; yalnızca yıkmaz, aynı anda hem cezayı hem sevgiyi dünyaya sokar.
Tahtsız Tanrı
Devrildikten sonra ortadan kalkmaz ama bir daha yönetmez. Anlatının ilerleyen bölümlerinde Gaia ile birlikte iki kez konuşur; her ikisinde de kehanet bildirir. Kronos'un yenileceğini önceden söyler, sonra torunu Zeus'a Titanları yenmek için hapsedilmiş devleri özgür bırakması gerektiğini öğütleyen bilgiyi verir. Yani devrilen kral, kendisini deviren düzenin yıkılışını hazırlayan sesi olur.
Buna karşılık ona tapılmaz. Adına yapılmış tapınak, düzenlenen bayram ya da sunulan kurban yok denecek kadar azdır; Yunanlar için gök, tapınılacak bir tanrıdan çok başlarının üstündeki gerçek gökyüzüdür. Kendisine yer verilen tek yer, andların üzerine içildiği tanıklar listesidir. İşlevini yitirip anlatıda kalan bu tür tanrılar için, iktidarını devrettikten sonra köşesine çekilmiş tanrı denir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları
Gökle yerin bir çift sayılması ve sonra birbirinden ayrılması yaygın bir düşüncedir. Sümer'de gök An ile yer Ki birbirine yapışıkken oğulları rüzgâr tanrısı Enlil ikisini ayırır. Aradaki fark keskindir: An devrilmez, tahtından edilmez, yalnızca susar ve yerinde kalır. Uranos ise ayrılmayı bir darbeyle yaşar; Yunan anlatısında yetki hiçbir zaman kendiliğinden el değiştirmez.
Mısır'da düzen büsbütün terstir: orada gök dişi Nut, yer eril Geb'dir ve ikisini ayıran, aralarına girip göğü kaldıran hava tanrısı Şu'dur. Türk mitolojisinde gök Tengri ile, toprak Etügen ile anılır; ama orada bir ayrılma anlatısı ve bir kuşak kavgası yoktur — yaratıcı Kayra işlerini oğlu Ülgen'e kavgasızca bırakır. Uranos'u bunların hepsinden ayıran, yalnızca devrilmesi değil, devrildikten sonra da kehanetiyle anlatının içinde kalmasıdır.