Yeryüzünün karşılığı olan tanrıçadır. Adı Sümercede doğrudan yer, toprak, mekân anlamına gelir. Gök tanrısı An'ın eşi ve Enlil'in annesi olarak anılır.
Sümercede evrenin bütününü karşılayan sözcük, gök ile yer sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. Bu ikili, evreni kuran karşıtlığı adlandırır: yukarısı An, aşağısı Ki'dir.
Yaratılış Anlatısındaki Yeri
Başlangıçta gök ile yerin bitişik olduğu, ikisinin birlikte tek bir bütün oluşturduğu anlatılır. Bu birleşmeden doğan Enlil, anne ile babayı birbirinden ayırmış; gökle yerin arasına giren hava ve boşluk böylece oluşmuştur. Ayrılmanın ardından gök An'ın, yeryüzü ise Enlil'in yönetimine geçmiştir.
Bu anlatıda Ki edilgen bir taraf gibi görünse de, evrenin iki temel parçasından birini oluşturur. Sonraki bütün tanrı kuşakları ondan ve An'dan türer.
Tanrıçalığı Üzerine
Ki'nin bağımsız bir tanrıça olup olmadığı tartışmalıdır. Adına kurulmuş bir tapınak, düzenlenmiş bir tören ya da sunulmuş bir adak bilinmez; adı yalnızca evrenin kuruluşunu anlatan metinlerde ve tanrı soy zincirlerinde geçer.
Bu nedenle Ki'nin, tapınılan bir tanrıçadan çok yeryüzünün kişileştirilmiş biçimi olduğu düşünülür. Sümer'de toprağın bereketiyle ilgili işlevleri üstlenen ve gerçek bir kültü bulunan tanrıça, doğuran ana tanrıça Ninhursag'dır; ikisi zaman zaman aynı figürün ayrı adları sayılmıştır.
Sonraki Karşılıkları
Akad ve Babil metinlerinde An'ın eşi olarak, tanrının kendi adından türetilmiş dişil bir ad anılır. Bu, Sümer'deki Ki'nin doğrudan çevirisi değil, gök tanrısına eş yaratmak üzere yapılmış sonraki bir düzenlemedir.
Yeryüzünü karşılayan bir başka ad daha kullanılmıştır; ancak bu adın hangi metinde tanrıçayı, hangisinde toprağın kendisini karşıladığı her zaman ayırt edilemez.