Nors mitolojisinde her şeyden önce var olan boşluğun adıdır. Ne toprak ne gök ne deniz vardır, yalnızca iki uç diyarın arasında uzanan bu açıklık durur. Kuzeyinde buzun ve sisin ülkesi Niflheim, güneyinde ateşin ülkesi Muspelheim bulunur.
Boşluk sözcüğü yanıltıcı olabilir. Ginnungagap bir yokluk değil, iki dolu ülkenin arasındaki karşılaşma alanıdır. Kuzeyden gelen kırağı ile güneyden gelen kıvılcım burada birbirine değer ve yaratılış bu değmeden çıkar. Kuzey anlatısında evren bir tanrının sözüyle değil, iki maddenin temasıyla başlar.
Bir bilici kadının ağzından aktarılan eski şiir başlangıcı yokları sayarak anlatır. Kum yoktur, deniz yoktur, serin dalgalar yoktur, yer bulunmaz, üstünde gök yoktur, ot hiçbir yerde bitmemiştir. Sayılabilecek tek şey Ginnungagap'tır.
Adının Anlamı
Ad iki parçadan kuruludur. Gap, boşluk ya da yarık demektir ve anlamı tartışmasızdır. Ginnunga ise açık değildir, üzerinde iki ayrı okuma yürür.
İlk okuma sözcüğü esnemek, ağız açmak anlamındaki bir köke bağlar. Buna göre ad esneyen uçurum demektir ve boşluğun genişliğini anlatır. İkinci okuma ginn önekini kutsallık bildiren sözcüklerle birlikte düşünür. Aynı önek tanrılar için kullanılan ginnheilagr ve ginnregin gibi sözcüklerde geçer ve yüceltme bildirir. Bu okumada ad büyülü güçle dolu boşluk anlamına gelir.
Birinci okumada boşluk yalnızca bir yerdir, ikincisinde boşluğun kendisi doğurgandır. Hangisinin doğru olduğu kesinleşmiş değildir.
İki Yandaki Diyar
Kuzeydeki Niflheim soğuğun ve sisin ülkesidir. Ortasında Hvergelmir adlı kaynak bulunur ve bütün ırmaklar oradan çıkar. Bu kaynaktan doğup Elivagar diye anılan ırmaklar kollara ayrılarak boşluğa akar. Kaynaklarından uzaklaştıkça içlerindeki zehir katılaşır ve ocaktan çıkan cüruf gibi donar. Donan katmanların üstüne yenileri binince buz, Ginnungagap'ın kuzey yarısını doldurur. O yandan boşluğa çiseleyen yağmur ve rüzgâr da savrulur.
Güneyde Muspelheim durur. Orası baştan beri yanar ve sınırında alevden kılıcıyla Surtr bekler. Bu ülkeden savrulan kıvılcımlar ve akkor parçalar boşluğun güney yarısını ısıtıp aydınlatır.
İkisinin arasında kalan orta bölge ne donmuştur ne yanar, rüzgârsız bir hava kadar ılıktır. Yaratılış için gereken tek koşul bu ılıklıktır, çünkü buz ancak orada erir.
İlk Canlılar
Sıcak soluk kırağıya değince buz erimeye ve damlamaya başlar. Damlalara can veren, sıcağı gönderen güçtür. Damlalar birikip insan biçimini alır ve ilk varlık İmir böyle doğar. Kırağı devleri ona Aurgelmir adını verir.
İmir uyurken terler. Sol koltuğunun altından bir erkek ile bir kadın çıkar, ayaklarının birbirine değmesinden altı başlı bir oğul doğar. Kırağı devlerinin soyu bunlardan gelir. İmir bir tanrı sayılmaz, kötü olarak anılır ve soyu da öyle anılır.
Eriyen buzdan ikinci bir varlık daha çıkar, Audhumla adlı inek. Memelerinden dört ırmak halinde süt akar ve İmir bu sütle beslenir. İneğin kendi besini ise tuzlu kırağı taşlarıdır. Yaladığı taştan ilk gün bir adamın saçları, ikinci gün başı, üçüncü gün bütün gövdesi çıkar. Ortaya çıkan bu adam Buri'dir ve tanrıların atasıdır.
Buri'nin oğlu Bor, dev soyundan Böltorn'un kızı Bestla ile evlenir. Bu evlilikten Odin ile kardeşleri Vili ve Vé doğar. Tanrı soyu başından beri yarı devdir.
Boşluğun Dolması
Odin ile iki kardeşi İmir'i öldürür. Yaralarından boşanan kan tufan gibi akar ve kırağı devlerinin hepsini boğar. Yalnız Bergelmir eşiyle birlikte oyulmuş bir kütüğe binerek kurtulur, sonraki dev kuşakları ondan türer.
Kardeşler ölü bedeni Ginnungagap'ın ortasına taşır ve dünyayı ondan kurar. Etinden toprak, kanından denizler, kemiklerinden dağlar, dişlerinden kayalar olur. Kafatasını gök kubbe yapıp dört ucundan dört cüceye tutturur ve bu cücelerin adları dört yöndür. Beyninden bulutlar, Muspelheim'den savrulan kıvılcımlardan yıldızlar olur.
Boşluk böylece dolar. Yaratılıştan sonra Ginnungagap bir yer adı olarak anılmaz, çünkü içine kurulan dünya onu kaplamıştır. Ortada yükselen İgdrasil bir zamanlar boş olan hacmi dallarıyla ve kökleriyle tutar.
Sonu ve Sonraki İzleri
Dünyanın sonunu anlatan bölümlerde boşluğun geri döndüğü söylenmez. Ragnarök'te her şey yanar ve denize batar, ardından sulardan yeni ve yeşil bir yer yükselir. Evrenin sonunda Ginnungagap'a geri döneceği düşüncesi eski metinlerde geçmez, sonradan yapılmış bir yorumdur.
Ad, Hristiyanlığın benimsenmesinden sonra yazılan İzlanda coğrafya metinlerinde gerçek bir yer için de kullanılır. Orada Ginnungagap, Grönland ile Vinland arasındaki denizin adıdır. On yedinci yüzyıldan kalma bir haritada ise aynı ad Grönland ile karşısındaki kara arasındaki dar geçide yazılıdır. Başlangıçtaki boşluk böylece kuzeyin bilinmeyen sularına verilen bir ada dönüşür.
Başlangıçta bir açıklık bulunması yalnız Nors anlatısına özgü değildir. Yunan anlatısında ilk var olan Kaos'tur ve o ad da esneyen bir açıklık anlamına gelir. Aradaki fark işlevdedir. Kaos kendisi doğurur, ondan karanlık ve gece çıkar. Ginnungagap doğurmaz, yalnızca doğumun geçtiği yerdir. Türk anlatısında ise başlangıçta boşluk değil su vardır, Ülgen suyun üstünde dolaşır ve yeryüzü dipten çıkarılan toprakla kurulur. Sümer anlatısında gök ile yer bitişiktir, An ile Ki ayrılmamıştır ve aralarındaki boşluğu Enlil açar. Boşluk Nors anlatısında yaratılışın başında durur, Sümer anlatısında yaratılışın ilk işidir, Türk anlatısında ise hiç yoktur.