Sümer mitolojisinde Uruk kralı Gılgamış'ın anası ve kentin önceki krallarından Lugalbanda'nın eşi olan tanrıçadır. Adı Sümercede yaban ineği hanımı anlamına gelir. Anlatılarda gücüyle değil bilgeliğiyle anılır. Rüya yorumlar, tanrılara yakarır ve oğlunun yola çıkışını gözetir.
Yalnızca bir destan kişisi değildir. Adına tapınak kurulmuş, kendisine sunu sunulmuş ve krallar soylarını doğrudan ona bağlamıştır.
Adı ve Yaban İneği
Adındaki ikinci sözcük yaban ineğini karşılar. Aynı yazı işareti iki ayrı biçimde okunabildiği için tanrıçanın adı kimi metinlerde Ninsumun olarak da geçer. Akadça yazılan destanda adının önüne yine yaban ineği anlamına gelen bir sıfat eklenir ve iki sözcük birlikte kullanılır.
İnek benzetmesi bir küçültme değildir. Sümer'de sığır sürüsü zenginliğin ölçüsüdür ve besleyen, koruyan, yavrusunu kollayan hayvan olarak inek analığın karşılığı sayılır. Ninsun'a bağlanan bütün nitelikler bu benzetmeden gelir. Kendisine yakaranı koruyan, ömrünü uzatan ve evine bolluk getiren bir tanrıça olarak anılır.
Soyu ve Ailesi
Gök tanrısı An'ın kızı sayılır. Anası olarak yeri karşılayan tanrıça Uraş anılır, ancak bu adın Ki ile aynı tanrıçayı mı yoksa ayrı birini mi karşıladığı kaynaklarda açık değildir.
Eşi Lugalbanda'dır. Ondan olan çocuklarının en tanınmışı Gılgamış'tır, ama tanrı listeleri başka çocuklarını da sayar. Kimi metinlerde çoban tanrı Dumuzi'nin anası Duttur ile aynı tanrıça sayılmıştır. İki adın birbirine karışması, ikisinin de sürüye ve besiye bağlı olmasından ileri gelir.
Lugalbanda ile Karşılaşması
Erken tarihli bir metin ikisinin ilk karşılaşmasını ve evlenmesini anlatır. Ninsun dağlık bir yerde Lugalbanda'ya ekmek verir, ikisi oradan birlikte Uruk'a iner. Bir kral ile bir tanrıçanın evlenmesi, Gılgamış'ın üçte iki tanrı üçte bir insan sayılmasının dayanağıdır.
Destandaki Yeri
Akadça destanın en geniş biçiminde tanrıçanın üç ayrı işi vardır. Rüya yorumlar, güneş tanrısına yakarır ve Enkidu'yu evlat edinir. Daha eski biçimlerde rolü bundan azdır, Hitit diline yapılan çeviride ise büsbütün yoktur.
Gılgamış iki rüya görür. Birincisinde gökten düşen bir taşı yerinden kaldıramaz ve çevresinde kent halkı toplanır. İkincisinde sokağa bırakılmış bir balta bulur. İkisini de bir eşe duyulan bağlılıkla sever. Anası rüyaları ona açıklar ve kendisine denk bir yoldaşın geleceğini, o kişinin darda kalanı kurtaracak güçte olacağını söyler. Rüyanın işaret ettiği kişi Enkidu'dur.
İkili sedir ormanına, bekçi Huvava'nın üstüne yürümeye karar verdiğinde tanrıça yıkanır, tören giysisini kuşanır ve damına çıkıp buhur yakar. Güneş tanrısı Utu'ya oğluna neden böyle tedirgin bir yürek verdiğini sorar ve yol boyunca onu gözetmesini ister. Akadça metinde aynı tanrı Şamaş adıyla geçer.
Ardından Enkidu'yu yanına çağırır, boynuna bir nesne takar ve onu oğlu ilan eder. Bozkırda hayvanlar arasında büyüyen, anası babası olmayan varlık böylece bir soy kazanır. Kendisine yer verilmeyen yabanıl adamın krala arkadaş olmadan önce bir aileye kabul edilmesi, destanın en çok anılan bölümlerinden biridir.
Tapımı
Başlıca tapınağı Uruk'tadır ve adı yüce ev anlamına gelir. Ur kralı Ur-Nammu bu yapıyı yeniden kurdurduğunu yazdırmıştır. Tapımı Uruk ile sınırlı kalmaz, Ur ve Nippur kentlerinde de sürer.
Ur'un üçüncü hanedanının kralları kendilerini onun oğlu saymıştır. Böylece Gılgamış kardeşleri, Lugalbanda babaları olur ve hükümdarlıkları tanrısal bir soya bağlanır. Bu, Sümer'de yönetme hakkının bir soy bağıyla kurulmasının en açık örneklerinden biridir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılığı
Olağanüstü çocuğun anası birçok gelenekte ayrı bir yer tutar. Yunan anlatısında Herakles'i doğuran Alkmene ile arasındaki fark belirgindir. Alkmene ölümlü bir kadındır ve tanrısal yan babadan gelir. Ninsun'da durum tersinedir, tanrı olan anadır ve baba ölümlü bir kraldır.
Türk destanında Oğuz Kağan'ı doğuran Ay Kağan da olağanüstü çocuğun anasıdır. Üçünde de ortak olan, kahramanın olağandışı yanının anasından gelmesidir.