söylence
/sümer/gılgamış
_

Gılgamış

Gılgamış
Gılgamış.
Bilgameş, Gilgameş olarak da bilinir.
Uruk'un yarı tanrı kralı.

Uruk kentinin kralı ve Mezopotamya anlatısının en tanınmış kahramanıdır. Üçte ikisi tanrı, üçte biri insan sayılır; anası tanrıça Ninsun, babası kentin önceki krallarından Lugalbanda'dır. Adı Sümerce metinlerde Bilgameş biçiminde yazılır; bugün yaygın olan Gılgamış, adın Akadça söylenişidir.

Onu öbür kahramanlardan ayıran, gücü değil sorusudur. Anlatının yarısı canavar öldürmekle, öbür yarısı ölümden kaçmakla geçer; ikincisinde başarısız olur ve elde ettiği tek şey bunu kabul etmek olur. Yazılı edebiyatın en eski büyük anlatısı sayılan metin, bu kabulle biter.

Kral Listelerinde

Sümer kral listesi onu Uruk'un birinci hanedanının beşinci kralı olarak kaydeder ve yüz yirmi altı yıl hüküm sürdüğünü yazar. Listede babası olarak bir gece ruhu gösterilir; anlatılarda ise baba Lugalbanda'dır.

Gerçekten yaşamış bir kral olduğu genel olarak kabul edilir; İ.Ö. yaklaşık 2800-2500 arasına konur. Bunun başlıca dayanağı, anlatılarda onunla birlikte anılan Kiş krallarının yazıtlarda geçmesidir. Kente sur çektirdiği kaydı da eskidir ve destan bu surlarla açılıp bu surlarla kapanır.

Sümerce Anlatılar

Sümerce'de onunla ilgili beş ayrı şiir bulunmuştur. Bunlar tek bir destanın bölümleri değil, birbirinden bağımsız anlatılardır ve sonradan Akadça destanın malzemesi olmuşlardır.

Bunlardan birinde Kiş kralı Aga'nın boyunduruğunu reddeder; kararı verirken kentin yaşlılar meclisine ve gençlerine danışması, metnin en çok anılan bölümüdür. Bir başkasında hizmetkârı Enkidu ile sedir dağına çıkıp ormanın bekçisi Huvava'yı öldürür. Üçüncüsünde İnanna'nın isteğini geri çevirir ve tanrıçanın gönderdiği Gök Boğası ile dövüşür. Dördüncüsünde Enkidu, yeraltına düşen oyun araçlarını almaya iner ve orada tutulur; Enki ile Utu'nun izniyle yalnızca gölgesi yukarı çıkabilir ve ölülerin durumunu anlatır. Beşincisi kendi ölümüdür.

Bu şiirlerde Enkidu onun arkadaşı değil, buyruğundaki adamıdır. Eşit dost olması sonraki Akadça anlatının getirdiği değişikliktir ve destanın bütün anlamı bu değişikliğe dayanır.

Akad Destanı

Dağınık anlatıları tek bir bütüne çeviren metin Akadça yazılmıştır; on iki tablete yayılan son biçimi Sîn-lēqi-unninni adlı bir yazıcıya bağlanır. On ikinci tablet, dördüncü Sümerce şiirin doğrudan çevirisidir ve öykünün akışına uymaz.

Destanda kral, kentine ağır gelen bir zorbadır. Halkın yakınması üzerine tanrılar ona denk bir varlık yaratır: bozkırda hayvanlarla büyüyen Enkidu. Şamhat adlı kadın onu insan dünyasına kazandırır. İkisi Uruk'ta güreşir, kimse yenemez ve o günden sonra ayrılmazlar.

Birlikte sedir ormanına gidip Huvava'yı öldürürler. Dönüşte İnanna krala evlenme teklif eder; teklifi eski sevgililerinin başına gelenleri sayarak reddeder. Öfkelenen tanrıça babası An'dan Gök Boğası'nı ister; boğa da öldürülünce tanrılar toplanır ve ikisinden birinin ölmesine karar verilir. Ölen Enkidu olur.

Ölümsüzlük Arayışı

Arkadaşının ölümü onu ölümün kendisiyle yüzleştirir. Yas tutar, kentini bırakır, hayvan postuna bürünüp bozkıra düşer. Aradığı artık ün değil, ölmemenin yoludur.

Dünyanın ucuna, güneşin girip çıktığı ikiz dağa varır; akrep gövdeli bekçiler onu geçirir ve karanlık yolu tek başına aşar. Denizin kıyısındaki meyhaneci Siduri ona aradığı şeyin bulunmadığını, karnını doyurup çocuğunun elini tutmasının daha doğru olduğunu söyler. Yine de kayıkçı Urşanabi ile ölüm sularını geçer.

Karşı kıyıda tufandan sağ çıkan ve tanrıların ölümsüz kıldığı adamı bulur. Sümerce metinlerde bu kişi Ziusudra, Akadça destanda Utnapiştim adıyla geçer. Adam ona tufanı anlatır ve ölümsüzlüğün bir daha verilmeyeceğini söyler; sınamak için altı gün yedi gece uyumamasını ister, kral hemen uykuya dalar. Ayrılırken denizin dibinde yaşlıyı gençleştiren bir bitkinin bulunduğunu söyler. Gılgamış bitkiyi çıkarır, ama yıkanırken bir yılan onu alıp götürür ve derisini değiştirir. Kral eli boş döner.

Destan, döndüğü kentin surlarını Urşanabi'ye gösterdiği sahneyle biter. Geriye kalan ölümsüzlük yaptığı iştir; anlatı bunu bir teselli olarak değil, tek gerçek karşılık olarak sunar.

Ölümü ve Tanrılaşması

Sümerce ölüm şiirinde tanrılar ona ölümsüzlük vermezler, ama yeraltında bir görev verirler: ölülerin arasında hüküm veren yargıç olur. Ölüm törenlerinde adı anılır, ona sunu sunulur ve adı tanrı adı gibi yazılır.

Böylece hayattayken bulamadığı şeyi ölümünden sonra elde eder. Sümer anlatısında ölümsüzlük yaşamanın uzatılması değil, ölüler arasında bir yer sahibi olmaktır; kral bu ikinci anlamda ölümsüzdür.

Başka Mitolojilerdeki Karşılıkları

Yunan anlatısındaki Herakles onun en yakın akrabasıdır: ikisi de yarı tanrıdır, ikisi de canavar öldürür, ikisi de dünyanın ucuna gider. Aradaki fark sonlarındadır; Herakles ölümsüzlüğü aramaz ama sonunda kazanır, Gılgamış arar ve bulamaz.

Ölümü yenmeye kalkışan kahraman Türk anlatısında Deli Dumrul'dur. O da karşısındakini yenmeye çalışır, o da başaramaz; ikisini ayıran, Deli Dumrul'un can yerine can bularak kurtulması, Gılgamış'ın ise elinde hiçbir şey kalmadan dönmesidir.

Sedir ormanının bekçisiyle giriştiği dövüş, Dede Korkut anlatısındaki Tepegöz ile Basat karşılaşmasının en eski akrabası sayılır. Bozkırda hayvanlarla büyüyen Enkidu ile aslan tarafından büyütülen Basat arasındaki koşutluk da bununla birlikte anılır.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 21 madde, aralarında 36 bağlantı.

GılgamışNinigiAnEnkiEnkiduGök BoğasıHuvavaİnannaKişLugalbandaNinsunSiduriUrukUrşanabiUtuZiusudraŞamhatBasatDeli DumrulKöroğluTepegözHerakles