Dede Korkut anlatılarının kahramanlarındandır. Aruz Koca'nın oğludur ve Oğuz ülkesini yıllarca kasıp kavuran Tepegöz'ü öldüren kişi olarak anılır. Adının geçtiği bölüm, kitabın en tanınmış anlatısıdır.
Bir tanrı ya da doğaüstü varlık değildir; olağanüstü gücünü soyundan ve yetiştiği koşullardan alır. Anlatı boyunca öne çıkan yanı kaba kuvveti değil, hasmını alt etmek için kurduğu akıldır.
Adı eski Türkçede akranlarından üstün anlamına gelir. Bu üstünlük yalnızca güçle değil, obadaki yeriyle de ilgilidir: öbür Oğuz beylerinin aksine topluluğa mesafeli durur, aralarındaki dayanışmaya katılmaz ve yabanıl bir yalnız gibi tek başına savaşır. Elde bulunan on iki hikâyeden birinde baş kişidir, bir başkasında ise yalnızca adı geçer.
Aslan Tarafından Büyütülmesi
Oğuz obasına yapılan bir baskın sırasında henüz bebekken kaybolmuş, onu bulan bir dişi aslan kendi yavrusuymuş gibi büyütmüştür. Yıllar sonra bulunduğunda insan gibi değil, aslan gibi davranıyordu; obaya döndürülüp yeniden insanlar arasına alınmıştır. Adının bu dönüşün ardından verildiği anlatılır.
Aslan sütüyle büyümesi, sonradan gösterdiği olağanüstü gücün gerekçesi sayılır. Anlatının bu bölümü, kahramanın hem insan hem yabanıl dünyaya ait olmasıyla ilgilidir.
Hayvanlar arasında büyüyüp sonradan insan topluluğuna katılan kahraman başka mitolojilerde de vardır. Sümer anlatısındaki Enkidu bozkırda yabani hayvanlarla birlikte yaşar, onlarla su içer ve ancak sonradan insanlaşır; Yunan anlatısında çocuk tanrıyı emziren keçi Amaltea da aynı düşüncenin başka bir biçimidir. Hayvanın büyüttüğü kişi, insan dünyasına dışarıdan gelen bir güç taşır.
Tepegöz ile Çatışması
Tepegöz, babasının çobanı ile bir peri kızının birleşmesinden doğmuştu. Annesi ona kılıç işlemesin, ok değmesin diye büyü yapmıştı; bu yüzden hiçbir silah onu yaralayamıyordu. Oğuzlara verdiği zarar öyle büyüdü ki halk, her gün yiyecek ve hizmetçi göndermek koşuluyla onunla anlaşmak zorunda kaldı.
Basat'ın ağabeyi Kıyan Selçuk da Tepegöz yüzünden öldü. Bunun üzerine Basat, hem kardeşinin öcünü almak hem de obayı bu beladan kurtarmak için tek başına yola çıktı.
Öldürülüşü
Silahla yaralanamayan devin tek zayıf yeri gözüydü. Basat, mağaradaki ateşte kızdırdığı şişi devin gözüne saplayarak onu kör etti. Kör olan Tepegöz mağaranın ağzında durup çıkan koyunların sırtını yoklamaya başladı; Basat bir koç postuna girip sürünün arasında dışarı süzülerek kurtuldu.
Ardından dev, onu tuzağa düşürmeyi denedi: önce parmağına takması için sihirli bir yüzük verdi, sonra hazinesinin bulunduğu bir yere girmesini söyledi. Basat her iki tuzağı da sezip kurtuldu. Sonunda devi, ancak kendi kılıcının kesebileceğini anlayıp mağaradaki kılıcı aldı ve Tepegöz'ü onunla öldürdü.
Kendini Tanıtması
Devin kim olduğunu sorması üzerine verdiği yanıt, kahramanın kendini tanıttığı ünlü bir söz dizisidir. Atasının adı sorulursa Kaba Ağaç, anasının adı sorulursa Kağan Aslan, kendi adı sorulursa Aruz oğlu Basat'tır. Buradaki kaba sözcüğü bugünkü anlamında değil, eski kullanımıyla ulu, büyük demektir; söz, ulu ağacı ata, aslanı ana sayar.
Bu tanıtma, kahramanı sıradan bir beyin oğlu olmaktan çıkarıp doğrudan doğaya bağlar. Ağaç ile aslanı soy olarak saymak, Türk inancındaki kutsal ağaç ve kutsal hayvan tasavvurlarının kahramanın kimliğinde birleşmesidir.
Benzer Anlatılar
Tek gözlü devin mağarada kör edilmesi ve kahramanın koyun postuna girip kaçması, Yunan anlatısındaki Odisseus ile Polifemos bölümüyle şaşırtıcı ölçüde benzeşir. Bu benzerliğin ortak bir eski anlatıdan mı geldiği, yoksa anlatılardan birinin diğerini etkilemesiyle mi oluştuğu tartışmalıdır; kesin bir sonuca varılmış değildir.
İki anlatının ayrıldığı nokta da vardır: Oğuz anlatısında dev, bir peri ile insanın çocuğudur ve bir süre obanın içinde büyütülmüştür. Basat ile Tepegöz'ün birlikte yetiştirilmek istenmesi, çatışmayı yabancı bir canavarla değil, obanın içinden çıkan bir felaketle kurar.