söylence
/türk/dede-korkut
_

Dede Korkut

Dede Korkut — Türk Mitolojisi
Dede Korkut.
Korkut Ata, Dedem Korkut, Korkut olarak da bilinir.
Oğuz'un bilge ozanı, ad koyucusu.

Oğuz boylarının bilge ozanı ve yol göstericisidir. Adını taşıyan anlatıların hem içindeki kişi hem de anlatıcısıdır. Beyler zor bir işe düştüğünde ona danışır, çocuklara adını o koyar, dargınları o barıştırır ve her boyun sonunda gelip anlatılanı soylayıp dua eder.

Boyu Bayat'tır. Bayat, Gün Han'a bağlı bir Bozok boyudur. Kimi kayıtlarda Kayı boyundan gösterilmesi, onu sahiplenmek isteyen sonraki hanedanların izidir.

Elinde her zaman bir kopuz vardır. Bu yönüyle savaşan bir yiğit değil, Oğuz'un belleğini taşıyan kişidir. Kılıçla çözülmeyen düğümleri sözle çözer.

Kim Olduğu

Yaşadığı dönem anlatılarda peygamber çağına yakın gösterilir. Bu, onu tarihe bağlama çabasıdır. Kendisine yakıştırılan ömür de olağandışıdır, kimi kayıtlarda iki yüz doksan beş yıl yaşadığı söylenir, halk anlatılarında bu sayı yüze iner.

Oğuz hanlarına akıl verdiği, kimin han olacağını onun bildirdiği ileri sürülür. Anlatılarda Bayındır Han'ın divanında sözü dinlenen tek kişi odur, Salur Kazan gibi beylerbeyleri bile onun önünde susar.

Onu bir kam geleneğinin İslamlaşmış yüzü sayan görüş yaygındır. Kam'ın davulu yerine kopuzu, gaipten haber vermesi yerine geleceği söylemesi, ruhla konuşması yerine duası vardır. Anlatılarda hem Tanrı'ya dua eder hem de eski törenin bütün kurallarını gözetir.

Ad Vermesi

Oğuz töresinde çocuk adsız büyür. Ad, bir iş başarıldıktan sonra verilir ve veren kişi Korkut'tur. Verdiği ad bir etiket değil, bir kimliktir. Adı koyan aynı zamanda o kişinin beyliğini de handan diler.

Dirse Han'ın oğlu, Bayındır Han'ın meydanında azgın bir boğayı yumruğuyla devirdiğinde gelip ona Boğaç adını verir ve tahtını handan ister. Bamsı Beyrek soyulan bezirgânların malını haydutlardan geri aldığında da atının rengini anarak ona Boz Aygırlı Bamsı Beyrek der.

Dünürlük de onun işidir. Bamsı Beyrek'e kız istemeye gittiğinde kız kardeşini isteyeni öldürmekle ün salmış Deli Karçar kılıcını çeker, eli havada kurur ve ancak ozanın duasıyla açılır. Oğuz'da onu incitmenin bedeli budur.

Kopuzu

Kopuz onun elinde bir çalgıdan çoğudur. Anlatılan her şey kopuz eşliğinde söylenir, söylenen de böylece kalıcı olur. Oğuz'da bir olayın gerçekten yaşandığının kanıtı, Korkut'un onu soylamış olmasıdır.

Kopuzun kutsallığı ondan gelir. Anlatılarda kılıcını kaldırmış bir yiğit, karşısındakinin elindeki kopuzu görünce vuruşundan vazgeçer ve bunu Korkut'un kopuzuna duyduğu saygıyla açıklar. Kopuz taşıyan kişi, düşman obasına bile dokunulmadan girer. Bamsı Beyrek'in on altı yıl sonra ozan kılığında kendi düğününe girebilmesinin nedeni de budur.

Kopuzu Kazak ve Kırgız anlatılarında kobız adıyla geçer ve onu ilk yapan kişi sayılır. Baksıların çalgılarını ondan öğrendiğine inanılır. Böylece hem ozanların hem de gelecekten haber veren kişilerin atası olur.

Anlatıları

Adını taşıyan kitap Oğuz'un elde kalan en geniş anlatı derlemesidir. İçindeki her bölüme boy denir. Boy, tek bir yiğidin başından geçenleri anlatan, düzyazı ile şiirin iç içe geçtiği bağımsız bir bölümdür ve sonunda hep Korkut söz alır.

Bilinen üç yazma vardır. En geniş olanı on iki boy ile bir önsözden oluşur ve on dokuzuncu yüzyılın başında Avrupa'da tanıtılmıştır. İkincisi altı boy taşır. Üçüncüsü ise 2018 yılının sonunda İran'ın Türkmen Sahra bölgesinde bulunmuştur, yirmi dört soylama ile daha önce hiç bilinmeyen bir boy içerir. O boyda Salur Kazan yedi başlı bir ejderhayı öldürür.

Boyların en tanınmışları Basat'ın Tepegöz'ü öldürdüğü boy, Bamsı Beyrek'in tutsaklıktan dönüşü ve ölümle pazarlığa girişen Deli Dumrul'un boyudur. Anlatılar yüzyıllarca ağızdan ağza dolaşmış, yazıya on beşinci yüzyılda geçirilmiştir.

Kitabın kapanışı da onundur. Boyun sonunda gelir, olanları özetler, dinleyenlerin evine ve soyuna dua eder, dünyanın gelip geçiciliğini anar. Bu kapanış her boyda neredeyse aynı sözlerle yinelenir.

Ölümden Kaçışı

Kazak ve Kırgız anlatılarında ölümden kaçan kişi olarak yaşar. Öleceğini rüyasında görür ve ölümün olmadığı bir yer aramak için yola çıkar. Nereye varsa, orada kendisi için mezar kazan insanlarla karşılaşır. Dünyanın dört yanını dolaşır ve her yerde aynı çukuru bulur.

Sonunda kendi yurduna döner. Sırderya'nın ortasına halısını serer, üstüne oturur ve kobızını çalmaya başlar. Çaldığı sürece ölüm ona yaklaşamaz. Yıllarca durmadan çalar, uykuya yenik düştüğü an bir yılan gelip onu sokar. Suyun akıntısı bedenini kıyıya bırakır ve mezarı orada olur.

Anlatının anlamı açıktır. Ölümden kaçılmaz, ama ondan alınabilecek tek şey zamandır ve o zamanı veren şey sanattır. Aynı düşünce Yunan anlatısındaki Orfeus'ta da vardır. Onun çalgısı da ölümün kurallarını bir süreliğine askıya alır ve iki anlatı da aynı yerde biter, çünkü ikisi de sonunda kaybeder.

Mezarı Sayılan Yerler

Ona ait sayılan tek bir mezar yoktur. Sırderya kıyısındaki türbenin yanında Derbend yakınındaki bir mezar da yüzyıllardır ziyaret edilir. Ahlat ve Bayburt çevresinde de adına bağlanan yerler vardır.

Bu dağınıklık, onun tek bir yere bağlanamayacak kadar geniş bir alanda anıldığını gösterir. Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan aynı mirası paylaşır ve anlatı geleneği 2018 yılında üç ülkenin ortak başvurusuyla insanlığın sözlü mirası arasına alınmıştır.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.