Dede Korkut anlatılarının merkezî kişisi ve Oğuz beylerinin başıdır. Bayındır Han'dan sonra en yüksek yetki ondadır; beyler onu hem komutan hem sığınak sayar. Kitabın on iki boyunun yarısında adı geçer, dördünde baş kişidir.
Oğuz anlatısında hükümdarlıkla yiğitliğin aynı kişide toplandığı örnektir. Buyruk verir, ordu toplar, malını beylere yağmalatır; ama kendisi de tutsak düşer, evi basılır, oğluyla karşı karşıya gelir. Kitapta en çok yenilen ve her seferinde geri dönen kişi odur.
Adına bağlanan anlatılar tek bir yazmada toplanmaz. Dresden ve Vatikan yazmalarının yanında, yakın zamanda bulunan bir üçüncü yazma ona ait yepyeni bir boy daha eklemiştir.
Adı ve Soyu
Babası Ulaş'tır; kitapta hep Ulaş oğlu Salur Kazan diye anılır. Adının başındaki Salur, Oğuz boylarından birinin adıdır ve bu boy Üçok kolunda, Dağ Han'ın soyunda sayılır.
Soylamalarda uzun bir sıfat dizisiyle çağrılır: Amit soyunun aslanı, Karaçuk'un kaplanı, Konur At'ın sahibi, Han Uruz'un babası, Bayındır Han'ın güveyisi, kalın Oğuz'un devleti. Bu diziliş, Oğuz'da bir kişinin kim olduğunun soyu, atı, oğlu ve bağlı olduğu hanla birlikte söylendiğini gösterir.
Ailesi
Eşi, Bayındır Han'ın kızı Boyu Uzun Burla Hatun'dur; bu evlilik onu hanın güveyisi yapar ve beylerbeyliğinin dayanağıdır. Oğlu Uruz, kardeşi Kara Göne, dayısı ise Dış Oğuz'un başı Aruz Koca'dır.
Anasına gösterdiği saygı, kitapta ona yüklenen en çok anılan niteliktir; bir anlatıda anasını geri almak için elindeki her şeyden vazgeçmeye razı olur.
Evinin Yağmalanması
En bilinen boyunda, ava çıktığı sırada obası basılır. Düşman beyi Şökli Melik; karısını, oğlunu, anasını ve kırk ince belli kızı tutsak alır, hazinesini yağmalar.
Sürüsünü kurtaran, çobanı Karacuk Çoban'dır. İki kardeşini yitirmesine karşın on bin koyunu düşmana bırakmaz; sapanıyla taş atarak karşı koyar, bağlandığı ağacı kökünden söküp sırtında taşır. Kitapta bir çobanın beyden daha çok iş görmesi, Oğuz anlatısındaki yiğitliğin makamla ölçülmediğini gösterir.
Kazan, çobanla birlikte izi sürer, Oğuz beylerini toplar ve büyük bir çarpışmanın ardından ailesini de malını da geri alır.
Tutsaklığı
Bir başka boyda kendisi tuzağa düşer. Trabzon tekfurunun gönderdiği bir şahinin peşine takılıp obasından uzaklaşır, su başında uykuya dalar ve uykuda yakalanıp Toman Kalesi'nin zindanına atılır.
Yıllar sonra oğlu Uruz gerçeği öğrenip babasını kurtarmaya gider. Çarpışma sırasında birbirlerini tanımazlar; oğul babasını öldürmek üzereyken adam kendini tanıtır ve iki taraf ancak o an birbirini görür.
Babayla oğlun birbirini bilmeden dövüşmesi, geniş bir alana yayılmış eski bir anlatı kalıbıdır. Oğuz anlatısını ayıran, kalıbın felaketle değil tanışmayla kapanmasıdır: kimse ölmez, oğul af diler, baba onu bağrına basar.
Yedi Başlı Ejderha
Yakın zamanda İran'ın Türkmen Sahra bölgesinde bulunan yazma, ona ait daha önce bilinmeyen bir boy içerir: yedi başlı bir ejderhayı öldürdüğü anlatı.
Yaratıkla nasıl başa çıkacağını kendisi bulmaz; lalasından öğrenir. Başını kestikten sonra o başı kendi başına geçirir, derisinden silahlarına kılıf, atına örtü ve çadırına gölgelik yaptırır. Öldürdüğü şeyi kuşanmak, gücünü devralmanın anlatıdaki karşılığıdır.
Türk anlatısında çok başlı canavar başka yerlerde de vardır; ay ile güneşi yutan Yelbegen ile Kazak ve Kırgız anlatılarındaki Yalmavuz da yedi başlı betimlenir. Bu boyun bulunmasıyla, aynı imgenin Dede Korkut geleneğinde de bulunduğu görülmüştür.
Aruz Koca ile Çatışması
Kitabın on ikinci boyunda dayısıyla karşı karşıya gelir. Beylere evini yağmalattığı yıllık törene bir kez Dış Oğuz'u çağırmayınca, dışarıda kalan kol bunu düşmanlık sayar ve Aruz Koca başkaldırır.
Başkaldıranların yanına geçmeyi reddeden Bamsı Beyrek öldürülünce, Kazan İç Oğuz beyleriyle üzerine yürür; dayısını mızrağıyla attan düşürür, başını Kara Göne keser. Öbür Dış Oğuz beylerini ise bağışlar.
Bölüm, onun yönetme biçimini özetler: suçu kişiselleştirir, topluluğu dağıtmaz. Cezalandırdığı, kendi dayısıdır; bağışladığı, ona kılıç çekmiş beylerdir.
Tarihsel Katman
Adı yalnız kitapta kalmamıştır. Türkmen soy kütüklerinde Salur Kazan Alp diye anılan bir bey vardır ve Salur boyunun atası sayılır; bu ad, sözlü gelenekte kitaptan bağımsız olarak da yaşamıştır.
Araştırmacıların bir bölümü, figürün altında çok daha eski bir hükümdar katmanı bulunduğunu ileri sürer. Bu öneriler tartışmalıdır; kitaptaki kişinin tek bir tarihî kişiye dayandığı gösterilebilmiş değildir.
Başka Mitolojilerdeki Karşılığı
Çok başlı yılanın bir kahraman tarafından öldürülmesi geniş bir alanda anlatılır. Yunan mitolojisinde Hidra, Mezopotamya'da Ninurta'nın öldürdüğü yedi başlı yılan aynı imgeyi taşır. Sümer örneği bilinen en eskisidir ve orada da başlar birer birer kesilir.
Öldürdüğü canavarın postunu kuşanması ise doğrudan Herakles'i andırır; o da Nemea aslanını boğduktan sonra postunu zırh olarak taşır. İki anlatıda da post bir ganimet değil, yenilen gücün üstlenilmesidir — biri aslanın derisini giyer, öbürü ejderhanın başını.
Oğulun babasını tutsaklıktan çıkarması Mısır anlatısındaki Horus ile Osiris ilişkisini akla getirir; orada da düzen, oğulun babasının hakkını geri almasıyla kurulur. Aradaki fark belirleyicidir: Mısır'da baba ölmüştür ve oğul onun öcünü alır, Oğuz anlatısında ise baba sağdır ve oğul onu geri getirir. Biri ölüler dünyasında kapanan bir hesap, öbürü bu dünyada tamamlanan bir kurtarmadır.