Dede Korkut anlatılarında geçen Oğuz beyidir. Babasının adıyla birlikte Düzen oğlu Alp Rüstem diye anılır ve Dış Oğuz kolunun beyleri arasında sayılır. Kitapta kendi adına açılmış bir boyu yoktur, buna karşın dört ayrı boyda adı geçer.
Boyu olmayan beylerin çoğu kitapta yalnızca uzun bir listenin içinde anılıp geçer. Alp Rüstem bunlardan ayrılır, çünkü kendine ait bir alkışı vardır. Alkış, bir beyin adı söylenirken yinelenen kalıplaşmış tanıtma sözüdür ve kitapta ancak sayılı beye ayrılmıştır.
Adı
Alp bir ad değil unvandır, yiğit demektir ve beylerin adının önüne getirilir. Asıl ad olan Rüstem ise Türkçe değildir, İran destan geleneğinin ünlü yiğidinin adıdır. Oğuz beyleri arasında Türkçe kökenli olmayan iki addan biri budur, öbürü Şir Şemseddin'dir. Anlatının kendi içinde bu adın yabancılığına dair hiçbir iz yoktur, bey öbürleriyle aynı düzenin içinde durur.
Babasının adı yazmada açık okunmaz. Kimi yayımda Düzen, kiminde Dozan biçiminde verilir. Ad kitabın başka hiçbir yerinde geçmediği için okunuşu yalnızca bu birkaç satıra dayanır ve kesinleşmiş değildir.
Kitapta Rüstem adını taşıyan bir bey daha vardır. Yegenek boyunda tek bir yerde anılan Toğsun oğlu Rüstem ondan ayrı biridir. İki ad benzediği için sık sık tek kişi sanılır.
Kazan'ın Karşısına Çıkışı
Salur Kazan'ın tutsak düşüp oğlunun onu kurtardığı boyda Kazan, Toman Kalesi'nin zindanındadır. Kalenin üzerine yürüyen Oğuz ordusunu karşılaması karşılığında salıverilir ve kendi beylerinin karşısına çıkar. Meydana çıkan her yiğide adını sorar, gelen de kendini alkışıyla tanıtır.
Sırayla Bamsı Beyrek ile Dönebilmez Dülek Evren çıkar, ikisi de yenilir. Üçüncü çıkan Alp Rüstem'dir. Kendini tanıtırken söylediği söz, yerinden kalkıp doğrulan, iki kardaş bebeğin öldürüp zelil gezen Düzen oğlu Alp Rüstem olduğudur. Öbür beylerin alkışları övgüyle kurulurken bu sözün ne anlattığı açık değildir. Bir çocuk ölümünü ve ardından gelen bir aşağılanmayı andığı görülür, olayın kendisi kitapta anlatılmaz.
Kazan onu da yener, öldürmez ve beyini çağırmasını söyleyip geri yollar. Aradığı, kendi oğludur. Alp Rüstem'in yenilip dönmesinin ardından meydana Uruz girer, baba ile oğul birbirini tanımadan dövüşür. Böylece bu bey, boyun düğümlendiği karşılaşmadan hemen önceki adım olur.
Dış Oğuz Başkaldırısında
Kitabın on ikinci boyunda Aruz Koca, Dış Oğuz beylerini toplayıp yeğeni Salur Kazan'a başkaldırır. Beyler dövüşten önce kimin kiminle vuruşacağını paylaşır. Aruz kendine Kazan'ı ayırır, Alp Rüstem'in istediği hasım ise Ense Koca oğlu Okçu'dur. Onu Dış Oğuz saflarında gösteren en açık yer burasıdır.
Dış Oğuz ile İç Oğuz ayrımının Oğuz boylarının Bozok ve Üçok kollarına karşılık geldiği ileri sürülmüştür. Bu eşleştirme yaygındır ama kesinleşmiş değildir, kitabın kendisi kolları yalnız İç ve Dış diye anar.
Başkaldırı Bamsı Beyrek'in öldürülmesiyle kanlı bir sona varır ve Kazan Dış Oğuz'un üzerine yürür. Yenilen beyler atlarından inip suçlarının bağışlanmasını diler, ceza yalnız başlatana kalır. Alp Rüstem de bağışlanan beyler arasındadır.
Tepegöz'ün Elinde Ölümü
Tepegöz, anasının parmağına geçirdiği yüzük yüzünden silah işlemez bir haramiye dönüşüp Oğuz'un üzerine yürüdüğünde, karşısına çıkan beyler tek tek sayılır. Metin her bey için ayrı bir söz kullanır ve bu sözler aynı sonu anlatmaz. Kara Göne ile bıyığı kanlı Bügdüz Emen için zebûn oldı denir, yani yenilirler. Demir giyimli Mamak helak olur, ak sakallı Aruz Koca kan kusar, oğlu Kıyan Selçuk'un ödü yarılır.
Alp Rüstem için kullanılan söz şehit oldı'dır. Sayılan beyler içinde ölümü en açık yazılanlardan biridir. Yaratığı sonunda öldüren Basat'ın öcünü aldığı adlardan biri de odur.
Bu ölüm kitabın öbür boylarıyla çelişir. Tepegöz'ün elinde şehit düşen bey, on birinci ve on ikinci boylarda yeniden at üstündedir. Çelişki, boyların tek bir zaman çizgisi üzerine dizilmemesinden gelir. Anlatıcı Tepegöz'ün önüne kattığı adları seçerken sıra tutarlılığı gözetmez, en tanınmış beylerden birkaçını sayıverir. Aynı durum Kara Göne ile Bügdüz Emen için de geçerlidir.