söylence
/türk/uluğ-türk
_

Uluğ Türk

Uluğ Türk — Türk Mitolojisi
Uluğ Türk.
Uluğ Türük olarak da bilinir.
Oğuz Kağan'ın düş gören bilge danışmanı.

Oğuz Kağan Destanı'nda kağanın yanında duran ak sakallı bilge danışmandır. Destanın Uygur harfleriyle yazılmış nüshasında adı Uluğ Türük biçiminde geçer. Türk destan geleneğindeki bilge yaşlı adam tipinin bilinen en eski örneği sayılır.

Destanda kendi başına bir eylemi yoktur, savaşmaz ve ülke almaz. Bütün ağırlığı gördüğü tek bir düşten gelir. Oğuz Kağan'ın kurduğu düzenin oğulları arasında nasıl bölüneceği bu düş üzerine kararlaştırılır, Bozok ile Üçok ayrımı buradan çıkar.

Düşü

Oğuz Kağan büyük seferlerini tamamlayıp yurduna döndüğünde Uluğ Türk yanındadır. Metinde ak sakallı, ak saçlı, çok akıllı ve görmüş geçirmiş bir yaşlı olarak tanıtılır. Kağanın nazırı, yani en yakın danışmanıdır.

Bir gece düşünde altın bir yay ile üç gümüş ok görür. Altın yay gün doğusundan gün batısına kadar uzanmıştır, üç gümüş ok ise kuzeye doğru gider. Uyanınca düşü kağandan gizlemez ve olduğu gibi anlatır. Anlatırken Gök Tanrı'nın düşte gösterdiğini gerçeğe çıkarmasını, bütün yeryüzünü Oğuz Kağan'ın soyuna bağışlamasını diler.

Düşün kendisi bir kehanetten çok bir buyruk gibi okunur. Yayın doğudan batıya uzanması egemenliğin ulaştığı genişliği gösterir, okların yaya bağlı olması ise bu genişliğin nasıl bölüneceğini söyler. Oğuz Kağan bu sözü beğenir ve öğüde uyar.

Yayın ve Okların Bulunması

Kağan ertesi gün altı oğlunu çağırır. Büyük üç oğlu Gün Han, Ay Han ve Yıldız Han'ı gün doğusuna, küçük üç oğlu Gök Han, Dağ Han ve Deniz Han'ı gün batısına yollar. Büyükler bir altın yay, küçükler üç gümüş ok bulup getirir. Düşte görülen ne ise bulunan da odur.

Oğuz Kağan altın yayı üçe bölüp büyük oğullarına, üç oku olduğu gibi küçük oğullarına verir. Yay buyuran tarafı, ok ise ona bağlı olan tarafı gösterir. Büyük oğulların soyu Bozok, küçüklerinki Üçok adıyla anılır. Yirmi dört Oğuz boyunun ikili düzeni bu paylaşımla kurulur.

Ardından kırk gün süren büyük bir toy, yani şölen verilir. Otağın sağına ve soluna birer direk diktirilir, sağ yana büyük oğulların, sol yana küçüklerin kolu oturur. Yurdun paylaştırılması bu toyda tamamlanır. Düzenin gökten geldiğine dair güvence, düşü gören kişinin sözünde durur.

Adı

Ad, ulu ve büyük anlamındaki uluğ ile Türük sözcüklerinden kurulur ve Ulu Türk demeye gelir. Bir unvan gibi durmasına karşın destanda kişi adı olarak kullanılır. Kağana öğüt veren kişinin doğrudan bir kavmin adını taşıması dikkat çekicidir. Bunun, verilen öğüdün tek bir beyin görüşü değil bütün bir topluluğun ortak bilgisi sayıldığını gösterdiği ileri sürülür.

Bilge Danışman Geleneği

Uluğ Türk'ün destandaki yeri, Türk anlatılarında sürekli karşılaşılan bir tipin ilk örneğidir. Hükümdarın yanında duran, savaşmayan ama gördüğü düş ya da verdiği öğütle olayların yönünü belirleyen yaşlı bilge, sonraki anlatılarda başka adlarla döner.

Destanın İslami dönemde yeniden anlatılan biçiminde aynı işi Irkıl Hoca görür. Oğuz boylarının damgalarını, ongunlarını ve toyda oturacakları yeri o düzenler, böylece ileride çıkacak anlaşmazlıkların önü alınır. Adının, fal bakmak ve gizli olanı okumak anlamındaki ırk sözcüğüyle ilişkili olduğu düşünülür. Kimi Oğuznâmelerde aynı görevdeki kişi Yuşı Hoca adıyla geçer.

Dede Korkut, adını taşıyan kitapta aynı yerde durur. Oğuz beyleri ona danışır, çocuklara adı o koyar, sıkıntıya düşen ondan öğüt ister. Bu bakımdan Uluğ Türk ile başlayan çizginin sürdürücüsü sayılır.

Düş yoluyla gizli olanı öğrenmek ve bunu topluluğa aktarmak kamların işidir. Uluğ Türk bir kam olarak anılmaz, ancak gördüğü düşün sınanmadan buyruk sayılması bu geleneğin izini taşır. Oğullar gidip düşte görüleni buldukları anda söz gerçekleşmiş olur.

Bağlantı grafiği

Bu maddenin bağlandığı ve buraya bağlanan 14 madde, aralarında 52 bağlantı.

Paylaş

Bu madde paylaşıldığında aşağıdaki kartla görünür; bir ucun üzerine gelince o ucun kartı gösterilir.