Oğuz beylerinden biridir ve Dede Korkut kitabının en uzun boyu onun adıyla anılır. Bamsı Beyrek'in babasıdır. Boya adını vermesine karşın anlatıda kendi yiğitliğiyle değil, oğlunu bekleyen adam olarak yer alır.
Boy onun ağlamasıyla açılır, gözlerinin açılmasıyla düğüne bağlanır. Arada geçen her şey oğlunun işidir, ama anlatının iki ucunu da bu bey tutar.
Adı
Ad, yazmalarda tek bir biçimde durmaz. Boyun başlığında Kam Püre okunan söz, metnin gövdesinde Bay Büre diye geçer, kimi yayınlarda Bay Böre ve Bay Bora biçimleri yeğlenir. Bay sözü Oğuzcada varlıklı demektir ve beyin sürüleriyle bezirgânlarıyla anılan durumuna uyar. Başlıktaki kam ise Türkçede şaman karşılığı olan kam sözüyle birleşir, ancak bunun taşınan bir san mı yoksa istinsah sırasında değişmiş bir harf mi olduğu tartışmalıdır.
Aynı anlatının Orta Asya'daki kolunda bu ikilik yoktur. Alpamış destanında baba Baybörü adını taşır ve söz orada açıkça kurt anlamındaki böri ile kurulur. Türkiye'de yerleşen biçim Kam Büre Bey olmuştur.
Oğulsuzluğu
Bayındır Han'ın toyunda sağına soluna bakar, öbür beylerin yanında oğullarını görür ve ağlar. Söylediği söz, Oğuz'da soyun ne demek olduğunu tek cümlede toplar. Öldüğünde yerinde kalacak kimsesi yoktur ve bunu üstüne çökmüş bir ilenç sayar.
Kalın Oğuz beyleri yüzlerini göğe tutup el kaldırır ve ona bir oğul dilerler. Duanın kabul olduğu bilinince Bay Bican Bey söze girer. Kendisine bir kız verilirse onu bu beyin oğluna beşik kertme yapacağını bildirir. Böylece Bamsı Beyrek ile Banı Çiçek daha doğmadan sözlenmiş olur.
Sahne, bir beyin çocuksuzluğunun kendi derdi sayılmadığını gösterir. Dert obanın ortak derdidir, çözümü de ortak duadan gelir.
Bezirgânlar ve Ad
Oğlu büyürken bezirgânlarını çağırır ve Rum eline yollar, oğluna yaraşır armağanlar getirmelerini ister. Kervan dönüşte Kara Derbent ağzında basılır, malı yağmalanır. Haberi alan delikanlı yağmacıların üstüne yürür ve bezirgânların malını geri alır.
Kervanın getirdiği üç armağan oğlanın donanımı olur. Deniz kulunu Boz Aygır, ak tozlu katı yay ve altı perli gürz. Bunun ardından bey beylerini toplar, Dede Korkut çağrılır ve ada hak kazanan oğlana Boz Aygırlı Bamsı Beyrek denir. Oğuz töresinde ad babadan değil işten geldiği için babaya düşen, oğlunu adını kazanacağı işin önüne çıkarmaktır.
Kör Olan Gözler
Düğün gecesi yapılan baskında oğlu otuz dokuz yoldaşıyla birlikte Bayburt hisarına tutsak düşer ve on altı yıl haber alınamaz. Yalancı Oğlu Yaltacuk kana buladığı gömleği ölüm kanıtı diye getirdiğinde bey ile eşi oğullarına ağıt yakar. Ağlamaktan gözleri görmez olur.
Buna karşın ölüm haberini benimsemez. Bezirgânlarını bir kez daha yola çıkarır ve oğlunun ölüsünden dirisinden haber getirmelerini ister. Kanlı gömleğe inanmayan tek kişi odur.
Yıllar sonra eve deli bir ozan kılığında gelen adam kendini oğlu diye tanıtınca sınavı kendisi koyar. Gelen kişi serçe parmağını kanatsın, kanını mendile sürsün, o da mendili gözüne çeksin. Gözleri açılırsa gelen oğludur. Öyle olur ve yaşlı adamın gözleri açılır.
Boyun bütün tanınma sahnelerinde ölçü bir nesnedir. Banı Çiçek yiğidi parmağındaki yüzükten tanır. Babanın elinde ise bakacak göz yoktur, bu yüzden ölçüsü nesne değil kan olur. Tanıma, görmenin geri gelmesiyle aynı ana düşer.
Öbür Anlatılardaki Karşılığı
Alpamış destanında aynı baba Baybörü adıyla durur, ama işlevi değişiktir. Orada Baybörü ile oğluna kız verecek olan Baysarı kardeştir ve destanın düğümü bu iki kardeşin kavgasından doğar. Baysarı, ağabeyinin kendisinden zekât istemesine öfkelenip obasını toplar ve Kalmuk eline göçer. Oğuz'a gelen biçimde iki bey akraba değildir ve aralarında böyle bir kırgınlık yoktur. Anlatı batıya gelirken kardeş kavgasını bırakmış, beşik kertme sözünü taşımıştır.
Yunan anlatısında Odisseus'un babası Laertes aynı yerde durur. Oğlunun yokluğunda kendini yasa bırakır, saraydan çekilip bağına kapanır ve yıllar sonra dönen oğlunu ancak bir kanıt gösterildikten sonra tanır. İki anlatıda da baba, kahramanın kendini son kanıtladığı kişidir. Penelope ile Banı Çiçek gibi babalar da söze değil belgeye bakar.